Yüze 12.9’luk aylık artışı karşısında şoke olan SSK ve Bağ-Kur emeklisi tepkisini alanlarda sürdürüyor. Memur ve memur emeklisi de yüzde 18.60 oranındaki zam karşısında büyük hayal kırıklığı yaşadı.
Tartışmalı verileriyle kamuoyunda inandırıcılığını yitiren TÜİK, aralık ayına ilişkin açıkladığı yüzde 0.89 oranındaki TÜFE oranı ile memur ve emeklinin sefalet zammı almasına yol açtı. Memur, işçi ve emekli temel gıda harcamaları için cebinden çıkan parayı dikkate alarak TÜİK’in verilerine inanmıyor. Dar gelirlinin bütçesinde barınma ve gıda harcamaları ilk sırada yer alıyor. Lakin resmi enflasyon verilerinde her iki kalem az yer oluşturuyor.
Vatandaş şaşkınlığından ne yapacağını bilemezken, “Bize de söylesinler TÜİK’in hesaplama yaptığı marketlere gidip oradan alış veriş yapalım” diye öfkesini dile getiriyor. Haksız da değiller. Öyle ya, çarşı pazar ve marketin cep yakan fiyatları ile TÜİK verisi arasında bu denli fark olur mu? Gerçek enflasyon bu kadar düşük olabilir mi? Son 6 ayda gerçekleşen yüzde 12.9 oranındaki enflasyon verisinden ötürü milyonlarca dar ve sabit gelirli bu yıl da yerlerde sürünecek, feryatları ile her yeri inletecek. Görünen o ki, 2027 yılında yapılması beklenen seçime dek milyonlara nefes aldıracak zam yok.
Yüzde 27 oranındaki artışla net 28 bin 75 TL’ye yükseltilen asgari ücret ilk kez 30 bin TL’yi aşan açlık sınırının altında kaldı. Şimdi de memur ve emekliye küçük zamlarla darbe vuruldu. Halen 16 bin 881 TL olan en düşük emekli aylığına da yüzde 12.9 oranında zam yapmak için hükümet çalışmalara başlamış. Meclise sunulacak yasa teklifi ile 4 milyon emeklinin talim ettiği en düşük aylığın 18 bin 938 TL’ye çıkarılması öngörülüyormuş. İddialara göre bu tutar 20 bin TL’ye çıkabilirmiş. Eski AKP milletvekili Şamil Tayyar daha ileri giderek SSK ve Bağ-Kur emekli zammının memur ve memur emeklisine verilen yüzde 18.60’a çıkarılabileceğini dile getirdi. Hatta siyasi iradenin bunu değerlendirdiğini sosyal medyada açıkladı Şamil Tayyar.
Geniş yankı bulan bu tür haberler savdan öteye geçmiyor. Hayatın ağır yükünü sırtında taşıyan gariban emekli kamuoyunda ses getiren haberlere kuşku ile yaklaşıyor. Geçmişte ne kadar büyük vaatler verildi, sonradan unutuldu. Gerçekleşmediği sürece kimse tarafından olumlu karşılanmaz böylesi iddialar.
Yüzde 12.19’luk artışla en düşük emekli aylığına günlük 68 TL zam gelecek. Bu para ile ancak dört ekmek ya da üç simit alınabiliyor. Bozdur bozdur harca. Bu tablo karşısında hala “İşçimizi, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmedik” diye övünüyor Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek . Daha nasıl ezilecekler ki… Yakınmalarını her gün çığıran milyonlar neden açlığa, yoksulluğa mahkum ediliyor. Çalışırken ödedikleri primlerinin karşılığını insanca yaşanır aylık olarak istemek hakları değil mi?
Emekli aylıklarının çok düşük olmasında TÜİK verileri kadar sosyal güvenlik sistemindeki adaletsizlilik de etkili. Uzun yıllar prim ödeyenlerle daha az prim yatıranlar emekli olduğunda hemen hemen aynı aylığı alıyor. Bu adaletsizlik sosyal güvenlik sisteminin özüne aykırı. Asgari ücret üzerinden 25 yıl prim ödeyen bir sigortalının cebinden çıkan para 1.4 milyon TL’yi aşıyor. Buna karşın daha düşük tutarda prim ödeyenlerle aynı aylığı alıyor.
Bu durum yıllardır bilinmesine rağmen emekli olacaklara prim kazancı ve ödediği prim gün sayısına göre aylık bağlanmalı ki adalet sağlansın. Bunu hayat geçirmenin ilk yolu da 2000 sonrası SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yönelik intibak yasasını hayata geçirmektir. Hükümetin sosyal güvenlik sisteminin yeniden ele alınmasına ilişkin çalışma başlattığı medyada yer aldı. Gecikmeden yasal düzenlemeler gerçekleştirilmeli ki, emekliye prim kazancı ve prim ödeme gün sayısına göre aylık bağlanmalı, adaletsizlik giderilmeli.