Önce Şanlıurfa, daha sonra hem de en ağır olanı Kahramanmaraş'ta yaşanan acı olayların art arda gelmesi "tesadüf mü?"...
Belki "komplo teorisi" olacak ama ben bu işin içinde başka şeylerin varlığını hissediyorum...
En gaddar insanların bile canını yakan okullardaki bu saldırı olayları geniş çaplı olarak araştırılıyor elbette...
Gerçek eninde sonunda ortaya çıkacak ama her iki saldırgan gencin de ya hipnoz ya da sentetik uyuşturucu verilerek böyle bir eylemi gerçekleştirdiğini düşünüyorum...
Çünkü terör örgütlerinin canlı bomba olarak kullandıkları insanlar, bu yöntemle hem kendi hem de başkalarının hayatına kastediyor...
Bu nedenle hem Şanlıurfa hem de Kahramanmaraş'ta canları yakan ve milleti büyük bir kedere sürükleyen iki gencin "seçilmiş" olabileceği aklıma geliyor...
"O zaman o gençleri seçenlerin amacı neydi?" diye sormak gerekir!..
En basitinden anlatayım...
İsrail Başbakanı Netanyahu başta olmak üzere Amerika'nın "siyonist akıl" toplumunun sinir uçlarına dokunan açıklamalarından sonra bu olayların art arda gelmesi, Türkiye'de bir karışıklık planlanmış olabileceğini düşündürüyor...
Veliler korkuyor, öğretmenler korkuyor, öğrenciler korkuyor...
Yaratılan bu "korku iklimi" ile huzursuzluk yaratıp toplumda bir "sindirme" planlamış olamazlar mı?..
"Eğitim sistemi iyi" diyen yok ama "güvensiz" demek de doğru değil!..
Biliyorum, akıl almaz bir "komplo teorisi" gibi ama şu yaşananlar da akıl alır şeyler mi?..
Anneler babalar ne olur, çocuklarımıza sahip çıkalım; hatta kendimize de...
Bebekler, çocuklar, gençler, kadınlar ve binlerce masum insanı acımasızca katleden kansızlardan her şey beklenir!..
Aman dikkat!..