- Samsun Milletvekili İlyas Topsakal ABD’nin savunma stratejisini değerlendirdi.
- Topsakal ABD’nin 2026 Savunma Stratejisi’ni analiz eden açıklama yaptı.
- Stratejinin liberal yaklaşımlardan sert gerçekçiliğe yöneldiğini belirtti.
- ABD’nin Çin’i ana rakip görerek anavatan ve Batı Yarımküresi’ni öncelediğini söyledi.
- Avrupa ve Orta Doğu’da yük paylaşımının müttefiklere devredildiğini vurguladı.
- Resmî kaynak MHP Genel Başkan Yardımcısı açıklaması; ayrıntılar Samsun Gazetesi’nde.
ABD’nin 2026 Savunma Stratejisi’ne dikkat çeken Topsakal, belgenin “tarihin en tehlikeli güvenlik ortamı” ve “kaybedilen güç avantajları” söylemi üzerine inşa edildiğini belirtti. Söz konusu stratejinin, mevcut tabloyu gerekçe gösteren ve gücü yeniden toparlamayı hedefleyen bir konsolidasyon doktrini olarak sunulduğunu ifade etti.
"SEÇİCİ BİR STRATEJİ"
Topsakal, ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026 Savunma Stratejisi üzerine kapsamlı bir analiz yayımladı. Topsakal yaptığı değerlendirmede, "ABD’nin 2026 Savunma Stratejisi, 'tarihin en tehlikeli güvenlik ortamı' ve 'kaybedilmiş güç avantajları' anlatısı üzerine kurulmuş bir konsolidasyon doktrini olarak sunulmuştur. Önce Amerika yaklaşımı burada izolasyonculuk değil; tehditleri hiyerarşiye sokan, hedef–yöntem–araç uyumuna dayalı seçici bir büyük strateji olarak yeniden tanımlanmıştır" dedi.
"O ALANLARIN KORUNMASI MERKEZE ALINDI"
Stratejide önceliğin anavatanın ve Batı Yarımküresi’nin güvenliğine verildiğini belirten Topsakal sözlerini şöyle sürdürdü: "Önceliğin anavatanın ve Batı Yarımküresi’nin güvenliği olmuş; sınır savunması, Monroe Doktrini’nin güncellenmiş yorumu ile Panama Kanalı ve Grönland gibi kritik erişim alanlarının korunması merkeze alınmıştır. Çin, ABD’nin karşılaştığı en güçlü rakip olarak konumlandırılmış ve Hint-Pasifik’te güçle caydırma ile sınırlı diyalog birlikte yürütülerek Birinci Ada Zinciri boyunca savunma hattı kurulması hedeflenmiştir. Avrupa ve Rusya başlığında tehdit yönetilebilir görülmüş; konvansiyonel savunmanın ana yükü Avrupalılara devredilirken ABD’nin önceliği anavatan ve Çin’e odaklanmak olmuştur. Orta Doğu’da İran, Kuzey Kore ve terör tehdidine karşı caydırıcılık bölgesel ortaklara yaslanmış; ABD geniş ölçekli sorumluluklardan çekilerek sınırlı ama kritik destek rolünü korumuştur. Bu yaklaşım, dört ana çaba hattı, güç yoluyla barış anlayışı, müttefiklerden daha fazla yük paylaşımı ve savunma sanayi üssünün adeta ulusal seferberlik gibi yeniden örgütlenmesiyle taşınmıştır. Ortaya çıkan tablo, liberal dönüşümcü stratejilerden sert gerçekçiliğe yönelişi simgelemektedir."
Başkan Hacı Eyüb Güler tebrikleri kabul etti: "Kazanan şoför esnafı oldu"