28 Şubat'ta İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarıyla fitili ateşlenen savaşta sağlanan ateşkes, beraberinde müzakere sürecini getirmişti. Tarafların Hürmüz Boğazı üzerindeki misillemelerinin devam etmesi süreci iyice çıkmaza sürüklerken ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik tehditleri de Orta Doğu'daki konjonktürü tehlikeye sokmaya devam ediyor. ABD Başkanı Trump, İran'la anlaşmak istese de son açıklamasında, İran'a '1 hafta' süre tanıdı ve anlaşma sağlanamaması durumunda saldıracaklarını belirtmişti. Ateşkesin tehlikeye girmesi ile piyasalardaki son durum mercek altına alındı.
3 GÜNLÜK DÜŞÜŞ YAŞANMIŞTI!
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ile enerji fiyatları yükselişe geçmişti. 28 Şubat’ta başlayan savaştan bu yana Brent petrol yüzde 37 değer kazandı.
Son olarak ise gelen açıklamalar ile dalgalı bir seyir izleyen petrol fiyatları yüzde 1,41 artarak 101,47 dolara çıktı.
Petrol fiyatlarındaki bu toparlanma, hafta başında Hürmüz’ün açılmasını sağlama ihtimali olan anlaşmaya yaklaşıldığı haberlerinin gelmesinin ardından görülen üç günlük düşüşten sonra geldi.
Hürmüz Boğazı’na ilişkin endişeler küresel enerji piyasalarını endişeye sürüklüyor. Boğaz’ın uzun süre kapalı kalması durumunda petrol fiyatlarının daha da yükselmesi bekleniyor.
Washington Post’un Dallas Fed projelerine dayandırdığı haberde, Hürmüz Boğazı’nın eylül ayına kadar kapalı kalması durumunda petrol fiyatlarının varil başına 167 doların üzerine çıkabilir. Enerji uzmanları ise ‘200 dolar’ senaryosunun artık piyasalarda yüksek sesle konuşulduğunu kaydediyor.
ALTINDA YÜKSELİŞ GÖRÜLÜYOR!
Altın tarafında da yükseliş görülüyor. Enflasyon ve yüksek faiz oranlarına ilişkin tedirginliğin azalması ile altın haftayı yükseliş ile kapatmaya hazırlanıyor.
28 Şubat’tan bu yana petrol fiyatlarının yükselmesi ile altın yüzde 10 oranında değer kaybetmişti. Öte yandan piyasalar sadece savaşı değil ABD aylık istihdam verisini yakından takip ediyor. Açıklanacak veri Fed’in para politikası kararlarında önemli bir etken olacak.
Hafta sonuna yaklaşırken önümüzdeki 24 saat içinde dalgalı fiyat hareketleri yaşanması öngörülüyor. Jeopolitik risklerdeki dönemsel azalma ve istihdam verilerinin yönlendireceği faiz beklentileri kıymetli metalin uzun vadeli genel yükseliş trendini sürdürmesine zemin hazırlıyor.
Goldman Sachs, altına yönelik olumlu beklentisini koruyor. Banka, merkez bankalarının güçlü talebi ve altının uzun vadede daha düşük oynaklığa sahip olması nedeniyle yıl sonu ons altın tahminini 5 bin 400 dolara yükseltti.
Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş, altın için değerlendirmelerini cnbc-e’ye yaptı. Memiş, şu sözleri kullandı:
“Yıl sonuna kadar her ay farklı bir fiyatlama görmeye devam edeceğiz. Özellikle ons altın tarafında kritik destek ve direnç seviyeleri var. İşte hafta sonu dananın kuyruğu kopar. Yani burada savaşa devam ya da barış. Bu sefer iki ihtimali yine değerlendireceğiz ki her hafta bu iki ihtimali göz önünde bulundurarak piyasaya başlıyoruz ve bitiriyoruz”
"DANANIN KUYRUĞU KOPAR"
ABD’nin İran’a verdiği sürenin hafta sonu dolduğunu hatırlatan Memiş, cümlelerine şu şekilde devam etti:
“Savaşa devam noktasında yine 4 bin 400 dolar seviyesi burada güçlü bir destek konumunda olmaya devam edecek. Ancak kalıcı bir anlaşma haberi gelirse bu sefer ilk önce 4 bin 900 dolar seviyesi daha sonra 5 bin dolar seviyesini yukarı yönlü kıran bir trend de görebiliriz. Ama biz orta ve uzun vadeli stratejide özellikle bu yıl sonuna kadar 5 bin 880 dolar seviyesi ile alakalı öngörümün yine ben geçerli olduğunu söyleyebilirim”
BİTCOİN YÜZDE 11 YÜKSELDİ ALTIN YÜZDE 5 DÜŞTÜ
Bitcoin ile altın arasındaki performans farkı Mart ayında netleşmeye başladı. Söz konusu dönemde Bitcoin yüzde 11 yükselirken, altın yaklaşık yüzde 5 değer kaybetti.
JPMorgan analistleri, yatırımcıların itibari para birimlerindeki değer kaybına karşı korunma arayışıyla birlikte Bitcoin'in altına kıyasla daha fazla ilgi görmeye başladığını söyledi.
JPMorgan'ın Bitcoin ile altın arasındaki oynaklık oranının yaklaşık 1,5 seviyesine gerileyerek rekor düşük seviyeye indiği ifade edilirken, kurumsal benimsenmenin artmasıyla bu farkın daha da daralabileceği değerlendirildi.




