Değişmeyen tek şey ‘Değişmemek’ ilkesiyle yerinde saydı şehir... Bir ileri, iki geri ‘Uçuyoruz’ ‘Şahlanıyoruz’ dediler hep... Polyannacılık oynayanlar, Sefilleri anlamadı... Sefiller de Polyannacıları... Şehir de işte öylece, o arafta kala kaldı... En fazla cinayetin işlendiği... Olumsuzlukların başı çektiği... Beyazın her türlüsünün döndüğü... Gencecik kızların batağa düştüğü... Şehirlerde liste başı olduk... En ‘Mutlu Şehirler’ sıralamasında adımız hiç olmadı... Mutsuzluk ikliminin kasvetli bulutları çöktü üzerimize... Mutsuzduk... Kimi geçim derdindeydi... Kimi hayatta kalma... Ümitsizdik... Polyannacılar, bunları konuşmuyordu... Biliyorlardı ama görmüyorlardı... Onlar için önemli olan lüks mekanlar, şatolar, rantlar, lüks araçlardı... Sefilleri hiç önemsemediler... Onlar kendi mutluluklarının kitabını yazdı... Ötekiler de hep öteki kaldı... Sefiller’in Jean Valjean’ı ekmek çaldı diye başına gelmeyen kalmadı... Yoksulun sırtından doyan ise dünyayı sırtladı... Yuh olsun diyen olmadı... Körlerin sağırları... Sağırların körleri ağırladığı... Bir kıyısı yokluk... Diğer kıyısı höllük... Herkes kendi cehennemini yaşadı... Kimi sevdi ki, seni sevsin... Ahh bu şehrin oligarkları... Kimi anladı ki, seni anlasın... Ahh bu şehrin mabutları... Sen boş ver onları... Yüksel Türk! Senin için yoktur yükselmenin hududu... Biliyoruz ki bir gün getireceksin o kara bulutları dağıtacak yıldırımları... Ve işte o gün biliyoruz ki... Dört nala kaçacak fincancı katırları... Günün Sözü: Kimi ölüler bize ne kadar yakın; yaşayanların birçoğu ne kadar da ölü. Uğur MUMCU