Atakum Belediyesi İşçileri Dayanışması tarafından düzenlenen panelde, belediye işçilerinin yaklaşık üç yıldır sürdürdüğü mücadele ele alındı. İşçilerin 8 günlük açlık grevi ve 15 günlük nöbet süreciyle elde ettiği kazanımların da değerlendirildiği panelde, belediyelerde yönetim anlayışı ve sendikal örgütlenme başlıkları öne çıktı.
Panelde Birleşik Tekstil, Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mehmet Türkmen, eski Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve Umut-Sen Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu konuşma yaptı.

“BU SADECE PARASAL BİR ŞEY DEĞİLDİ”
Atakum Belediyesi işçilerinden Fatma Ayyııldız Sayım, yaklaşık üç yıl boyunca maaşların düzensiz ödenmesi ve işyerinde karşılaştıkları baskılar nedeniyle Atakum Belediyesi İşçi Dayanışması grubunu kurduklarını söyledi.
Sayım, mücadele sürecini şu sözlerle anlattı: “Yaklaşık 3 yıl boyunca maaşlarımızın düzensiz ödenmesi ve belediye içerisinde karşılaştığımız baskılara karşı Atakum Belediyesi İşçi Dayanışması grubu kurduk.”
Nöbet ve açlık grevi sürecine de değinen Sayım, “Bu nöbetimizi 8 günlük açlık greviyle sürdürdük. Belli kazanımlar elde edince 8. günümüzde açlık grevimizi bitirdik ve nöbetimize devam ettik. Nöbetimizin 15. gününde kazanımlarımızı elde ederek nöbetimizi bitirdik” ifadelerini kullandı.
Mücadelenin yalnızca ekonomik taleplerle sınırlı olmadığını belirten Sayım, “Bizim için ama bu sadece parasal bir şey değildi” dedi.
Sayım ayrıca, “Bu sessizliği hep birlikte yırttığımızı düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

TÜRKMEN: “SADECE FATURAYI İŞÇİLERE KESMEYİN”
Panelde konuşan Birleşik Tekstil, Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mehmet Türkmen, belediyelerin mali durumları nedeniyle yapılması gereken fedakârlığın yalnızca işçilere yüklenmemesi gerektiğini savundu.
Türkmen, “Eğer gerçekten bir fedakârlık yapmak gerekiyorsa da herkes birlikte yapsın. Ama başta belediye bürokratlarından başlayarak sadece faturayı işçilere kesmeyin” dedi.
Belediye yönetiminin halktan ve işçilerden bağımsız yürütülmemesi gerektiğini ifade eden Türkmen, “Fedakârlığı paylaşacaksak yönetimi de halkla paylaşacaksınız. Yönetimi de işçilerle paylaşacaksınız” diye konuştu.
Türkmen ayrıca, “Belediyenin hangi partide olduğundan bağımsız olarak en nihayetinde burası bir işveren” ifadelerini kullandı.
Belediyelerin yönetim anlayışına ilişkin Türkmen, “Madem bu belediye halkın belediyesi, siz de halkçı bir belediyecilik, sosyal demokrat bir belediyecilik, şeffaf belediyecilik diyorsunuz; o zaman açın halka, işçilere, işçilerle beraber, halkla beraber yönetin.” dedi.

MAÇOĞLU: “BİR ARAYA GELMEZSEK KAYBEDERİZ”
Eski Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ise işçilerin ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekti.
Maçoğlu, “Bir araya gelmezsek kaybederiz. Birlikte yürümezsek kazanamayız” dedi.
Sendikal yapılara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Maçoğlu, “Bu sendika bürokrasisinin mutlak ama mutlak değiştirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AKSU: “İŞÇİ SINIFI DEVRİMCİ DEĞİLSE HİÇBİR ŞEYDİR”
Umut-Sen Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, işçi sınıfının örgütlenme sorunları ve aşağıdan örgütlenme konusunda değerlendirmelerde bulundu.
Aksu, “İşçi sınıfı devrimci değilse hiçbir şeydir” dedi.
Türkiye'deki işçileşme ve örgütlenme sürecine ilişkin konuşan Aksu, “Türkiye'nin bu OSB'leşmesi, işçileşmesi işi beni muazzam düzeyde heyecanlandırıyor” ifadelerini kullandı.
Aksu, işçilerin kendi örgütlü gücünü oluşturması gerektiğini belirterek, “Esas aşağıdan biz kendimiz bir güç inşa edelim” dedi.
TÜRKMEN: “SENDİKACILIĞI ARTIK BİR MESLEK OLMAKTAN ÇIKARMAMIZ GEREKİYOR”
Panelde yeniden söz alan Mehmet Türkmen, sendikal örgütlenmenin işçilerin iradesi ve denetimi temelinde ele alınması gerektiğini savundu.
Türkmen, “Sendikacılığı artık bir meslek olmaktan çıkarmamız gerekiyor” dedi.
İşçilerin sendikal yapıların işleyişinde belirleyici olması gerektiğini ifade eden Türkmen, “İşçiler kendi iradesinin, kendi birliğinin, kendi mücadelesinin önünde artık büyük bir engele dönüşmüş olan bu sendikal yapıyla nasıl mücadele etmemiz, bu yapıyı nasıl dönüştürmemiz gerekiyor?” diye konuştu.
Sendikaların sermayenin etkisinden bağımsız olması gerektiğini savunan Türkmen, “Bir sendika, bir işçi örgütü, bir işçi mücadelesi sermayenin, burjuvazinin her türlü etkisinden bağımsız olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Türkmen, sendikalarda karar süreçlerine ilişkin ise “Bir sendikada bütün kararlar işçilerle alınıyorsa, işçi denetliyorsa, işçiye sormadan sözleşme yapılamıyorsa, karar alınırken işçinin fikri ve iradesi esas alınıyorsa sendika dediğim budur.” dedi.
Türkmen, sözlerini “Çözüm işçilerin kendi sendikalarını yönetmesi, işçilerin bu mücadelenin öznesi haline gelmesi” ifadeleriyle tamamladı.
“SÖZ, KARAR VE DENETİM HAKKI” VURGUSU
Panelde Atakum Belediyesi işçilerinin üç yıla yayılan mücadelesinin yalnızca ücret talepleriyle sınırlı olmadığı vurgulandı. Konuşmalarda belediyelerin mali sorunlarının işçilere yüklenmemesi, yönetim süreçlerinin halka ve işçilere açılması ve sendikal yapılarda işçi iradesinin belirleyici olması gerektiğine ilişkin görüşler dile getirildi.
İşçilerin 8 günlük açlık grevi ve 15 günlük nöbetle sürdürdüğü mücadele ise kendi ifadeleriyle “sadece parasal bir şey değildi” sözleriyle özetlendi.
DAHA FAZLA SAMSUN HABERİ İÇİN TIKLAYINIZ




