YILLAR GEÇİYOR, SİYONİZMİN OYUNLARININ SIRRI ÇÖZÜLEMİYOR.

Abone Ol

2026 yılına girdik elhamdülillah.
Şahsen ben de 65 yaşımın sonlarındayım; önümüzdeki aylarda 66 yaşımıza girmiş olacağız nasip olursa.

1971 yılında köyüm Irmak Sırtı’nda ilkokulumuzdan mezun oldum. Çarşamba Atatürk Ortaokulu’nu ve 1979 yılında da Çarşamba Lisesi’ni bitirmek nasip oldu.

Anlayacağınız, sağ-sol kavgası adını verdikleri kavgalı dönemlerde okuduk. Binlerce gencimizin genç yaşlarında yaralandığı ve öldüğü günlerdi. Aynı mahallenin, aynı ilçenin ve ilin çocukları sağcı ve solcu şeklinde bölünmüş bir haldeydi. Sağcılar “Kahrolsun Rusya” diye slogan atarlarken, solcular “Kahrolsun Amerika” diye bağırıyorlardı. Kimdi bu evlatlarımızı bölüp kamplaştıranlar?

Günde ortalama 5 siyasi cinayet işleniyor, törenlerle cenazeler kaldırılıyordu. Birçok aydınımız da bu kamplaşmanın içinde adeta yangını körüklüyordu. Derken 1980 yılının 12 Eylül Cuma sabahı askeri darbeye uyandık. O gün ülkemizde sokağa çıkma yasağından dolayı Cuma namazları kılınamadı. Darbeyi yapan komutanlar, “Merak etmeyin, ülke kısa süre sonra normalleşecek” dediler. Yani o zamana kadar işlerin anormal gittiğini teyit ediyorlardı.

Daha sonra bu sağ-sol kavgasının siyasi liderleri barış çağrısı yaptılar. Sonra, “Ne gerek var kavgaya, çıkarlarımız doğrultusunda dört eğilimde buluşalım” dediler.

Velhasıl kelam, ideolojik yaklaşımlardan pragmatik yaklaşımlara doğru bir evrim geçirildi.

1969’da siyasete başlayan Milli Görüş, “Milletin görüşüdür; bu ülkenin insanlarını sağcı-solcu diye kamplara ayırmayın. Bu, siyonizmin ajanları vasıtasıyla ülkemize tezgâhlanan bir oyundur” dedi. Ama bu farklı uyarı karambole getirilmeye çalışılırken, bir taraftan da büyümemesi için siyonist çevreler en ufak bir ayrıntıyı bile ihmal etmiyorlardı.

Gerek sol cenahta gerekse sağ cenahta parçalama rolü oldu ve her platformda gerçek düşmanın siyonizm olduğunu söyleyip Amerika ve İsrail’in emperyalist niyetlerini iyi okuyan Erbakan Hoca’nın hareketi de darbeler yedi.

Doğal olarak ülkemiz ve dünya birçok teknolojik gelişmeye tanık oldu. Çok olumlu; insanlarımıza dünyevi anlamda konfor ve rahatlık getiren gelişmeler inkâr edilemez.

Ama ne yazık ki insanlığın gözü önünde, sırf İsrail çıkarları için Gazze kan gölü oldu. Çocuklar, hamile kadınlar, yaşlılar ve çaresiz insanlar kameralardan film seyreder gibi seyredildi.

Zenginin daha zengin, fakirin daha fakir yapıldığı; sermayenin tek kaynağının faiz olduğu, sömürücü ve insanları birbirine düşüren vahşi kapitalist sistem en acımasız hâkimiyetini sürdürüyor.

Yaşayan ülke nüfusumuzun büyük bir çoğunluğu dar geçim içinde kıvranıyor. Ciddi bir hayat pahalılığı, gelir dağılımında adaletsizlik hüküm sürüyor.

Yılda yüz elli bin boşanma yaşanıyor. İntiharlar artıyor. On milyon insanımızın uyuşturucu bataklığında olduğu konuşuluyor.

Ahlak ve manevi alanda çok büyük bir tahribat yaşanıyor. Ama hâlâ siyonizm ve emperyalizmin gerçek düşmanımız olduğu ve İsrail’in siyonist emeller uğruna senaryolar yazdığı gerçeği konuşulmuyor. Ama son derece şaşaalı bir şekilde Noeller kutlanabiliyor.