Zamanın birinde; insanların sohbetlerinden faydalandığı, irşad olduğu bir kişinin adı ağızdan ağıza yayılarak o memleketin ünlü mollalarına, müderrislerine, âlimlerine ve hatta devrin idarecisine kadar ulaşır.

Ünleri memleket dışına dahi taşmış olan eğitimli, medrese görmüş, yıllarca talim etmiş mollalar, alimler bir araya gelip; “ Hele nedir bu iş, tanımayız etmeyiz, bizim medreselerimizde eğitim görmüşlüğü yoktur, hocalarımızdan talim eylemiş değildir, gidelim bakalım insanların dediği kadar âlim midir... bilgili midir?” deyip imtihan etme maksadı ile varırlar bahse mevzu kişinin köyüne…

Selam hoşbeş faslından sonra,  gelenler zatı muhtereme geliş amaçlarını da açık seçik söylerler. Aralarından en yaşlısı der ki: “ Efendi, say bakalım Allah’ın Sübut-i Sıfatlarını, sonra da açıklarsın hepsini…” derler.

İmtihana tabi tutulan kişi olur deyip başlar saymaya: “Hayat, İlim, Sem’i, Basar, İrade, Kelam, Tekvin” der ve susar.

Soruyu soran kaşlarını çatıp: “Efendi 8 tane olacaktı, sen bir tanesini unuttun sanırım 7 tane saydın.” der.

İmtihana tabi tutulan zat gülümseyerek: “Ben sizin inandığınız Allah’ın Sübut-i Sıfatlarını saydım. Benim inandığım Allah’ın sıfatlarında "Kudret" sıfatı da vardır. Ancak siz Allah’a tam manası ile iman etmediğiniz için ve her şeye gücü yeten sonsuz kudret sahibi Allah’ın dilediğinde beşikteki bebeği konuşturduğunu unuttuğunuz için sizler gibi eğitim talim görmemiş, kalem tutmamış birini imtihana gelmezdiniz…” der.

*          *          *

Ülkemizin karşı karşıya olduğu sorunlar ve bunlara karşı yapabileceklerimiz hatta elimizden gelenlerin/gelmeyenlerin/gelemeyenlerin konuşulduğu bir dost sohbetinde, umutsuz söylemler ve türlü türlü başlıklar halinde imkânların yetersizliğine dönük fikirler konuşulmaya başlandığında, değerli bir hocamız bu menkıbeyi anlatıvermişti.

*          *          *

Ekonomik güçleri olabilir, askeri güç ve imkânları bizlerden daha fazla olabilir. Türlü türlü gizli yaptırımlarla, türlü entrikalarla bu ülkeyi zora sokmak için ellerinden geleni yapıyor olabilir, tüm bunlar için içimizdeki işbirlikçi hainlerden faydalanıyor ve hatta işbirlikçi hainler onların hem maşası hem gönüllü sözcüsü de olmuş olabilir.

Misalen; kimi sektördeki sanayicilerimiz, son dönemde ithal etmek zorunda kaldıkları hammadde temininde yurtdışından muhatap oldukları firmaların işi sürekli yokuşa sürdüklerinden ve ellerinden gelen çeşitli bahanelerle teslimatı geciktirdiklerinden bahsediyorlar.

Üretimimize ve ekonomimize bu yolla darbe vurulmaya çalışılan ayak oyunlarından sadece birisi bu…

Daha yeni 5 babayiğidin taşın altına elini koyduğu yerli otomobil projesinden ilk rahatsız olan Alamanya olurken, içeriden ilk olumsuz tepki hangi parti vekillerinden geldi hepinizin malumu!

Biz de bu ülke için bu millet için ne yapabiliriz diye sorgulamak yerine, daha ilk günden çıkıp "proje havada kalır, rekabet edemez" diyen CHP’li vekilin, "Türkiye’nin yerli otomobil projesi ekonomileri için intihar demek olur" diyen Almanlardan ne farkı kalıyor ?

Sonra dış mihrakların yerli işbirlikçileri deyince biz mi suçlu oluyoruz ?!

*          *          *

Velhasıl;

Mehmet Akif’ in dediği gibi...

Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Belki o gün, bu gün değildir.

Ama yaklaştığının farkındayız ve hızla o günlere doğru yürüyoruz.

Türkiye olarak kenetlenmek zorundayız, bu ümmet için dimdik ayakta olmak zorundayız.

Tüm ümmetin gözü; yüzlerce yıl İslam’ın sancaktarlığını yapan bu millettin üstünde...

Çünkü onlar da biliyor ki; bayrak düştüğü yerden kalkar ve kalkacak Biiznillah…

Rahmetli Erbakan hocamızın bir sözü var: “Bir milletin asıl gücü; tankı, topu, tüfeği değil, inançlı ve İmanlı gençliğidir.” diyor.

İhtiyaç duyduğumuz inanç ve iman ise; Allah’ın kudretine şeksiz şüphesiz imandır. “Allah nurunu tamamlayacaktır” ayeti celilesini bir an bile unutmayıp, bu yolda mücadele etmektir.

Varsın ekonomik güçleri olsun, varsın tankları, topları, tüfekleri olsun, varsın içimizdeki işbirlikçi hainler gece gündüz demeden bu milletin kaybına uğraşsın, her türlü tezgahla, her türlü ayak oyunlarıyla, her türlü satılmış piyonlarıyla içerden dışarıdan saldırıp dursunlar….

Diyoruz ki; Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur!

Ve diyoruz ki;

“La Galibe İllallah”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Araz Günay 2017-11-13 10:49:54

Galip geleceğiz inşallah. Yüreğine ve kalemine sağlık abi..

banner651