Yeni Yılda, Farklı bir Bakış ile Yeni Şehirler Nasıl Mümkün Olabilir?

Abone Ol

“Koşullar insanı şekillendirmez; insan koşulları şekillendirir.”
— James Allen
Bugün size İngiliz felsefi yazar, James Allen’dan ve onun felsefesinin şehirlere nasıl uygulanabileceğinden bahsetmek istiyorum. Çünkü şehirleri sadece teknik gözle değil, tüm disiplinleri kapsayarak, her birinden ayrı bir öğreti çıkararak anlamaya ihtiyaç var. Bazen bir filozof, bir imar planından daha derin bir hakikat söyleyebilir. Ve geleceğin şehirleri işte bunu çok iyi bilen yöneticilerin çevresinde yükseliyor.
Yeni bir yıla girerken hepimiz bireysel dileklerimizi sıralıyoruz: daha sağlıklı bir hayat, daha huzurlu günler, daha güvenli bir gelecek… Oysa bu dileklerin çoğu, yaşadığımız şehirlerin sunduğu yaşam koşullarıyla doğrudan bağlantılı.
James Allen’a göre insan, dış koşulların pasif bir ürünü değildir. Aksine, düşünceleriyle kendi hayatının mimarıdır. Bu yaklaşım, bireysel bir gelişim önerisinin çok ötesindedir; sorumluluğu merkeze alan bir dünya görüşüdür. Bu bakışı şehir ölçeğine taşıdığımızda kaçınılmaz bir soruyla karşılaşırız:
Şehirlerimizi biz mi şekillendirdik, yoksa sonuçlara mı razı olduk?
Düşünceden Mekâna Uzanan Bir Zincir
James Allen, düşünce–karakter–eylem arasındaki ilişkiyi hayatın temel yasası olarak görür. İnsan nasıl düşünüyorsa, zamanla öyle bir karakter geliştirir; o karakter de eylemleri ve yaşam koşullarını belirler. Şehirler de benzer bir zincirin ürünüdür.
Kısa vadeli düşünülüp planlanmış kentler; kent kimliğinden yoksun, nefes aldırmayan, güven vermeyen mekanlara dönüşür. İnsanı merkeze almayan her karar, er ya da geç mekanda kendini ele verir. Ben bir şehre baktığımda yalnızca yapıları görmüyorum. O şehirde hangi değerlerin önceliklendirildiğini, hangi sorumlulukların ertelendiğini, hangi cesaretlerin gösterilmediğini tahmin edebiliyorum.
Geleceğin Şehirleri Üzerine Düşünmek
Günümüzde “yeni şehirler” demek, artık yalnızca yenilenmiş yapılardan söz etmek demek değildir. Çünkü gelecek; daha derin, daha bütüncül bir yaklaşım talep ediyor. Ve sadece bunu yapabilen şehirler gerçekten ayakta kalmayı başarabilecek.
Geleceğin şehirleri;
• Yeşil dönüşümü bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluk olarak gören,
• Akıllı şehir çözümlerini yapmış olmak için değil, yaşam kalitesi için kullanan,
• Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel değil, sosyal bir sorumluluk olarak ele alan,
• Yenilenebilir enerjiyi projelere eklenen bir detay değil, temel unsur kabul eden,
• Sağlıklı şehir anlayışıyla insan bedenini, ruhunu ve sosyal bağlarını birlikte gözeten şehirler olmak zorunda.
James Allen’ın felsefesi burada netleştirmek gerekirse;
Düşünce değişmeden, sonuç değişmez.
Zihniyet dönüşmeden, şehir dönüşmez.
Kentsel dönüşümü ve şehir planlamayı yalnızca teknik bir mesele olarak ele aldığımız sürece, aynı sorunları sadece gelecek nesillere erteler, daha yeni yapılarla yeniden ve yeniden üretiriz.
Oysa dönüşüm, esasen bir niyet meselesidir.
Nasıl bir şehirde yaşamak istiyoruz? Bu soruya verilen cevap; mimarlıktan, mühendislikten, hukuktan önce gelir. James Allen’a göre insan, hayatından kaçamaz; çünkü hayat, onun düşüncelerinin doğal sonucudur. Şehirler de böyledir. Onlar, tesadüflerin değil; bilinçli ya da bilinçsiz kararların tamamıdır.
Yeni yıl; şehirleri büyütme, yeni yapı inşa etme yarışından çok; iyileştirme bilincini konuştuğumuz, betondan önce yaşam kalitesini, ranttan önce insanı merkeze aldığımız bir yıl olsun. Şehirler, yalnızca içinde yaşadığımız mekânlar değil; nasıl bir toplum olduğumuzu anlatan sessiz aynalardır. Ve geleceğin şehirleri, bugünkü niyetimize göre şekillenecek.
Duygu BİRCAN ALAÇAMLI
Harita Yüksek Mühendisi
Lisanslı Gayrimenkul Değerleme ve Kentsel Dönüşüm Uzmanı
Alaçamlı & Partners Kurucu Ortak
Kentsel Dönüşüm ve Şehircilik Vakfı Samsun İl Temsilcisi