1973 yılının sonbahar aylarıydı. 19 Mayıs Lisesi Fen Bölümü ikinci sınıftaydım. Üniversiteler ve liseler başta olmak üzere, toplumdaki fikri ayrışmalar çatışmalara dönüşmüştü. Mahalle hatta sokaklar kurtarılmış bölgeler olmuştu.

Müzik tutkum, Kimya ve Biyoloji öğretmeni Orhan Korkmaz’la okulun konser gecelerine kadar uzanmışken, abimin, Karadeniz Teknik Üniversitesi’ndeki eğitimini terk edip, Trabzon dönüşünde getirdiği Nihal Atsız romanlarıyla tanışmıştım.

Okulda devrimci denilen öğrencilerin bir bölümü İstiklal Marşı’na “Ulusal düttürü” diyorlar, toplu olarak okunuyorken saygı duruşuna geçmek yerine arkalarını dönerek reddettiklerini gösteriyorlardı. Bu durumu kabullenemiyordum. Sınıf öğretmenimiz Cemal Aşçı ve Edebiyat öğretmenimiz Burhan Paçacı ile görüşüp, okul Müdürü Beşir Sağlam’ın onayını aldıktan sonra, 6 Fen D Sınıf Tertip Komitesi’ni birkaç arkadaşla birlikte kurduk. “Türk” adlı bir duvar gazetesi çıkarmaya başladık. İlk yazımı, el yazısı ile Türk Gazetesine yazmıştım.

                 Yirmi bir yıllık askerlik mesleğinden emekli olunca, rahmetli Altan Deliorman’a bir mektup göndererek Orkun Dergisi’nin Samsun Temsilciliğini talep ettim ve Milletvekili seçilinceye kadar bu görevimi sürdürdüm. İkinci yazımı da, daha doğru bir tanımla makalemi, Çin Ordusu ile savaşırken şehit olan Kazak Türkü Osman Batur’un yaşam hikayesini , Orkun’a yazmıştım. Sonraki yıllarda, emekli emniyet mensuplarınca yayınlanan Emniyet ve Türk Boyları Federasyonu tarafından yayınına halen devam edilen Türk Boyları dergilerine makaleler, bilgisunar (internet ) gazeteleri olan Ay Gazete, Aybek Gazete ile değerli insan Haydar Öztürk tarafından yayınlanmaya devam eden Kent Haber’e pek çok yazı yazdım.

                  Yeni yıldan birkaç gün önce, gecikmiş kutlamamı gerçekleştirmek üzere uzun yıllardır tanıştığımız değerli gazeteci Muammer Dilber’e, Samsun Gazetesi’ne gittim. EXE Medya Grubu’nun Televizyon yayım odalarını gördüm ve teknik ayrıntılarını Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bozkurt’tan dinledim. Samsun’daki yerel medyanın güçlenmesi ve çoğalmasını hep arzu etmişimdir.  Özellikle son on beş yılda, giderek artan bir dozdaki medya baskısını en açık haliyle görüyoruz. Ana akım medya denilen televizyonların haberleri dahi bir yerler tarafından hazırlanmış paketler olduğu görülen “tipleştirilmiş programlar”dır. Sadece bu durum bile yerel haberciliği önemli kılmaya yeterlidir. Her medya grubu ve gazete gibi, EXE Medya’nın da güçlü bir Karadeniz basını olmalarını temenni ederim.

                   Geçtiğimiz hafta Muammer Dilber tarafından köşe yazısı yazmam teklif edildi. Hiç düşünmeden kabul ettim. Şurası bir gerçek ki, Samsun’daki onca usta kalemin arasında yazı yazmak kolay değildir. Okuyuculara, Türkçe’nin özüne uygun, bilim, gerçek bilgi ve Atatürk yolundan ayrılmamaya özen göstererek yorum yapacağımı, başlarken duyururum. Türk’ün kadim töresine bağlı kalınarak, hiçbir şahsa veya kuruma hakaret veya kötü sözlere bu köşede yer verilmeyecektir. Eleştirilerime ve yorumlarıma aynı ölçüler içinde yapılacak eleştiri ve yorumlardan yalnızca mutluluk  duyarım.

Saygılarımla...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner650

banner801