doğa calven duru
       
5s dikey akın bilgi

MÜSLÜMANLARIN KUR’AN OKUMA DURUMLARI

Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sonuç olarak bu üç görüşten “Kitab’dan kasıt elimizdeki “Mushaf” kabul edilirse,-çok zayıf ve zorlayıcı yorum olmakla birlikte- bu taktirde Kur’an’a Müslümanların temizlenerek el sürmesi gerekir. Ben bir din bilgini olarak bilgileri veririm Müslüman kardeşlerim doğru olanlardan kalbine ve kafasına göre tercihini yapar ve uygular. Ancak başka görüşü uygulayanların yanlış yaptıklarını söyleyemez. Buna hakkı ve asla yetkisi yoktur. Ben Kur’an’a abdest almadan el sürülebileceği görüşünün daha kuvvetli delilleri olduğuna inanmama rağmen, kendi özel titizliğim nedeniyle mümkünse Kur’an’ı abdestli olarak ele almaya özen gösteririm. Bu benim özel titizliğimdir. Kur’an’ı eline abdestsiz alana da bir vebal olmadığı görüşündeyim.
Gerçekten koşulların değişimine ve insanın kendi iç isteğine göre, Allah’tan kesin “haram-yasak” olmamak kaydıyla Allah’a ve onun kitabına değişik yollarla bir Müslüman kardeşimiz ulaşmak isteyebilir. İnsanın bu özgürlüğünü, Allah adına, hiç kimse nedeni ne olursa olsun, kısıtlama veya koşullara bağlama şansına sahip değildir. Kaldı ki, İslamın ana ilkesi “eşyada asıl olan İBAHA (KULLANMA) SERBESTLİĞİDİR.”
Eğer ikinci görüş kabul edilirse, yani “Kilâb’ttm kasıt, “Mushaf olup, ona bağlı olarak “el-Mutahharûn”dan kasıt müslümanlar olur. Bu durumda, Kur’an’a abdestli olarak el sürülebilir. Bu üç görüş çerçevesinde, İslam hukukçuları “Kur’an’a El Sürmek” konusunda birçok şartlar koymuşlardır. Ancak, gerek İslam hukukçularının görüşleri ve gerekse Kur’anyorumbilimcilerin yorumları, bugünün insanını doyurucu nitelikte olmayıp bazı tutarsızlıkları beraberinde getirmektedir. Hatta bu durumu “saçmalık” olarak niteleyen İslam alimleri de vardır (H.Atay, Kur’ân’a Göre Araştırmalar-I, s. 30)
Bunlardan en önemli olanlardan biri, İslam hukukçularının oybirliği ile kabul ettikleri “Kafir’in (Allah’a inan¬mayanın) Kur’an’a kesinlikle El Süremeyeceği” sorunu, diğeri de medyanın baskısındaki günümüz insanına Allah buyruklarının duyurulmasında kolaylık sağlama yerine, İslam dinin özünün tersine, “zorlaştırma” ve “Şartlara Bağlama” yolunun seçilmesidir.
Gelenekçi görüşlerin “Kur’an’a El Sürmeyi” ve “Kur’an Okumayı” şartlara bağlamasının nedeni ve amacı “Kur’an’a Saygı Duyulmasını Sağlamak” gibi gösterilmektedir. Bununla diğer kitaplardan farklı saygı gösterildiği gerçekleştirilmek istenmektedir. Oysa, “Kur’an’ın Okunmasına ve Ele Alınmasına” bazı şartlar konması, yani abdestsiz el sürülmemesi vb. şartlar ileri sürülmesi, hatta ayetin dahi ezbere okunmasının yasaklanması, bir anlamda, Kur’an’ın kitlelere-insanlara ulaşmasını bir tür engellemedir. Bunu ise ancak, yukarıda belirttiğimiz gibi, “Mekkeli Müşrikler” yapmışlardı. Yüce Allah bu durumu açıkça tahlil ederek şöyle buyuruyor:
“Kafirler dedi ki: ‘Bu Kur’an ‘t dinleyip kulak vermeyin, okunurken gürültü yapın, belki, üstün gelirsiniz” ( Kur’an Fussilet 41/26)
Gerçekten bu ayete göre, Kur’an’a ve Allah sözüne ulaşmayı koşula bağlamak hangi niyet ve maksatla olursa olsun, neredeyse “kafirlerin çabalarına katkıda bulunmak ve ortak olmaktır”…
Ancak, gelenekçi bu görüşlerin hepsinde Kur’an’a saygı anlayışı işlenirken, Kur’an’ın insanlara ulaşmasının engellendiği sonucu açıkça ortaya çıkar. Sözgelimi, Allah’ın adı her türlü durumda (cünüp, abdestsiz, yatarak, ayakta, oturuşta) anılırken (Kur’an Ali ‘İmrân 3/191)”Kur’ân’a El Sürmeyi”, onu okumayı şartlar ileri sürerek engellemenin hiçbir haklı yanı olmasa gerektir. Çünkü hiçbir ayet “Allah” lafzından daha yüce ve kutsal değildir, olamaz…
Onun için benim hep duam
“Ey Yüce Rabbim!
Aziz Türk milletimize bir daha “Ya istiklâl ya ölüm” dedirtme!
Şehitlerimizin kanından renk almış bayrağımızı bağımsız direklerinden indirtme! Ezanlarımızı dindirtme!
Ulus devlet yapımızı bozdurtma!
Tüm emperyalist güçlere Türkiye içinde yaşayan tüm etnik kökenliler olarak cevabımız olan “Ne Mutlu Türküm diyene ” özdeyişini susturtma!” Bu cevaptan rahatsız olan hainleri kahrederek umdurtma!” ,
“Ne mutlu Türküm diyene!” demekte zorluk çekenleri ve sıkıntı duyanları son yüzyılımız çeyreğinde ölüm-kalım savaşı verdiğimiz laik, demokratik hukuk devletimizin üst kurumlarına getirtme!”
“Yöneticilerimize ve komutanlarımıza,siyasetçilerimize yanlışlar yaptırma!”
“Bizi bencilliğimize ve düşüncesizliğimize, geçici çıkarlarımıza ve şeytana bırakma!”
Ey Ulu Allahım! Bizi her türlü felaketlerden koru!
İstanbul sel felaketinden ders almayı öğret Ya Rab! Ölenlerimize rahmet eyle Ya Rab!
Bu vatanın özgür ve bağımsız yaşaması için canlarını feda eden şehitlerimizi yücelt ailelerine ve yakınlarına ve aziz milletimize sabır ve metanet ihsan eyle!
“Güçlü ordu güçlü millet” sloganından ve özellikle Peygamberin dualı ocağı ve milletimizin çelikleşmiş gücü olan ordumuzdan rahatsız olan her tür hain düşündekilere fırsat verme Ya Rab!
“Aziz milletimize Kur’an’ı dosdoğru okumalarını sağlayarak yanlış okumalarına engel ol! Bize Kur’an okumayı ve her şeyi doğru yaptırt Ya Rabbimiz !” Amin ! Çünkü bizi doğru hareketlere götürecek ve yanlıştan engelleyecek yalnız Odur O( Hu Allah Hu).

***
MASKEYİ TAM TAKIN
BURNUNUZ AÇIK OLMASIN.
MÜSLÜMANSANIZ BUNU YAPINIZ.
KENDİNİZE VE BAŞKASINA ZARAR VERMEYİNİZ!
MASKE TAKMAK YETMEZ. SOSYAL MESAFEYİ DE KORUYACAĞIZ. TEMİZLİK (HİJYEN) İMANIN YARISIDIR buyuruyor Peygamberimiz Hz. MUHAMMED SAV.
Yüce Allah’ın buyurduğu
وَلَا تُلْقُوا بِاَيْد۪يكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚۛ
“Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayınız” ayetini unutmayınız. (Kur’ân: Bakara 2/195)
Sıkıntılarımızı giderecek bizi MİLLETÇE Covid-19’dan ve başka sıkıntılardan kurtaracak ve de kucaklaştıracak
Odur O(Hu Allah Hu).

 

 


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir