Yazar Kasadan

TL’nin hızla değer kaybetmesi ile dolarizasyon gerçeğinin gözardı edilemeyeceği gerçeği ortada iken ekonomi kurmaylarının açıklamalarındaki tutarsızlık piyasaları rahatlatmak yerine tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Her söylemde akaryakıt ürünlerine günde 2 kez zam yapmak gibi bir ek zorunluluk ortaya çıkmıştır. Bu durumda TL’nin bir şekilde dolarizasyon sarmalından çıkmasının mümkün olamayacağını göstermektedir.

 Rahmetli Bülent Ecevit döneminde ekonomik bunalımların etkisi ile hatırlanacağı üzere bir esnaf önüne bir yazarkasa fırlatmış ve bu olay hükümeti oldukça sarsmış idi. Bugün de tarım ve hayvancılığın yok olması ile zor durumda kalan köylü hayvanlarını haciz yolu ile bankalara teslim etmekte ve yazarkasa misali hayvanından elde ettiği sütü ile protesto gösterisi yapmaktadır.

Özelleştirmeler makul görülebilir, “Devlet tüccar değildir, ticaret yapmamalıdır” gibi gerekçeler ileri sürülebilir. Ancak ülkemizde yapılan her özelleştirme milletin yararına olmak bir yana uluslararası kartellerin ekmeğine yağ sürmüştür. Tütün ekimleri tamamen ortadan kaldırılmış Amerikan Tabacco firması ile başlayan ve sonrasında başka ülkelerin tütün ürünleri ile piyasamız yok edilmiştir. Fındığımız sökülmesi teşvik edilmiş İtalya ve İspanya firmaları ön plana geçmiştir. Bu iki üründe de Türkiye’nin söz sahibi olduğu geçmişteki ihracat rakamları ile sabittir.

Bugün ise aynı senaryo şeker için gündemdedir. Yine arkasında uluslararası kartellerin oyunu vardır. Yapılan özelleştirmeler ile bölgelerde işsizlik oranları artmış iğneden ipliğe her tür ürün ithal edilir hale gelmiştir. Dolaysıyla üretemediğimiz için ithalatın artması ile cari açık makası her geçen gün açılmaktadır. Böylece enflasyon olgusu frenlenememektedir. Döviz kurlarına endeksli bir yaşam ile zaten geçim sıkıntısı içinde olan kesimler hayatını idame ettirebilmek için kredi kartlarına tüketici kredilerine bağımlı bir hale gelmiştir. Bugün bankalar asli görevlerinin dışında emlakçılık ve galericilik sektörlerinin müdavimi olmuşlardır.  Kapatılan kepenk sayısı her geçen gün artış kaydetmektedir. Köylerimizdeki tarım alanlarında ürün üretenler ürünlerini tarlalarda çürümeye terk etmek zorunda kalmıştır.  

Sütünü hacizlere isyan ettiği için protesto amacı ile asfalta döken, satamadığı patatesini tarlada çürümeye terk eden, fındık ekiminden zarar ettiği için fındıklıklarını yakan senet veya çeklerini ödeyemediği için kepenk kapatan esnafın % 2-3 gibi komik denilebilecek zamlar ile geçinemeyen, pazar artıklarını toplamak zorunda kalan emeklilerimizin problemlerini ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerin alınması hükümetin asli görevidir.

Devletler baki hükümetler geçicidir. İktidar bugün A partisi yarın B partisi olabilir. Ancak hükümetler görevde bulunduğu süre içinde milletin geleceğini ipotek altına alabilecek kararların altına imza atmamalıdır. Ekonomik anlamda 450 milyar dolarlık bir borç sarmalında iken pembe tablolar sunmanın hiçbir anlamı yoktur. TL’nin değer kaybı bugün Cumhuriyet tarihinde bir rekor iken  % 7,4 büyüdük dünyada en büyük biziz” gibi ifadeler ülke gerçeklerini görmemektir. Bu gerçekleri de dile getirmek muhalif bir görüş olarak değerlendirilemez ve değerlendirilmemelidir. Dün yazarkasa   fırlatmaktan bugün süt dökmeye gelinen noktada ülkeyi yönetenler öz eleştiri yapmalıdır.

YORUM EKLE

banner910

banner826