Samsun’da yapı stokunun mevcut durumu, deprem yönetmeliklerinin sahadaki uygulamaları ve kentin olası bir depreme ne ölçüde hazır olduğu konularına ilişkin Samsun Medya Grubu’na özel değerlendirmelerde bulunan TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Özcan Özen, deprem riskinin azaltılması için yapı denetiminin güçlendirilmesi, eski ve riskli binaların tespit edilmesi, kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması ve yerleşim alanlarının zemin özellikleri dikkate alınarak planlanması gerektiğini vurguladı. Özen, can ve mal kayıplarının önüne geçilebilmesi için yalnızca yapıların değil, zemin koşullarının da birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
DEPREM YÖNETMELİĞİNDE DENETİM VURGUSU
Türkiye’de uygulanan deprem yönetmeliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Özcan Özen, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nin 2018 yılında yürürlüğe girdiğini belirtti. Yönetmeliğin temel amacının depreme dayanıklı yapıların tasarlanması ve inşa edilmesi olduğunu ifade eden Özen, öncesinde 2007 Deprem Yönetmeliği’nin uygulandığını hatırlattı. Özen, "Ülkemizde uygulanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018 yılında yürürlüğe girdi. Bu yönetmeliğin temel amacı, depreme dayanıklı yapıların tasarlanması ve inşa edilmesidir. Öncesinde 2007 Deprem Yönetmeliği uygulanıyordu. Daha sonra mevcut yapı stoku ve güncel ihtiyaçlar dikkate alınarak yönetmelik yenilendi ve 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği hazırlandı. Tabii ki mevcut yönetmelikte de birtakım eksiklikler bulunuyor. Bu konudaki mevzuatlar, dünyadaki yapı yönetmelikleri dikkate alınarak güncelleniyor. Özellikle Eurocode 7 ve Eurocode 8 gibi standartlar baz alınarak bizim yönetmeliklerimiz de geliştiriliyor. Ancak bizim en önemli eksikliklerimizden biri denetim aşamasında ortaya çıkıyor. Yapı denetim sisteminin etkin şekilde işletilmesi ve kamu kurumlarının da bu süreci sağlıklı biçimde denetlemesi gerekiyor. Çünkü denetim varsa doğruya yaklaşmak mümkün oluyor. Bu nedenle denetim konusunu son derece önemsiyoruz. Yönetmeliklerde özellikle yapıların ve projelerin denetlenmesi konusunda daha hassas davranılması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
2000 ÖNCESİ BİNALARDA BETON VE DEMİR UYARISI
2000 yılı öncesinde yapılan binaların durumuna ve geçmiş depremlerde ortaya çıkan yapısal sorunlara değinen Özen, Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binalarda da benzer eksikliklerin görüldüğünü söyledi. Nervürsüz demir kullanımı ve düşük beton kalitesinin yıkımlarda etkili olduğunu belirten Özen, deprem güvenliğinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı. İlgili meslek disiplinlerinin ortak çalışmasının önemine dikkat çeken Özen, "2000 yılı öncesinde yapılan yapılarda yaşanan sorunları, Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binalarda da gördük. Mevcut deprem yönetmeliğine uygun olmayan nervürsüz demirlerin kullanılması ve beton kalitesinin düşük olması gibi unsurların yıkımlarda büyük etkisi oldu. Ancak söylediğimiz gibi bütün bunları tek tek değil, bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu süreçte inşaat mühendisleri, mimarlar, ziraat mühendisleri, elektrik mühendisleri, şehir plancıları ve diğer ilgili meslek disiplinlerinin ortak çalışması gerekiyor. Bilimsel veriler doğrultusunda, bütün meslek gruplarının katkısıyla bir sonuca ulaşılması gerekiyor. Ne yazık ki ülkemizde denetim ve düzenlemeler çoğu zaman bir afet ya da olumsuzluk yaşandıktan sonra yeniden gündeme geliyor. Yani birtakım eksiklikler, sorun yaşandıktan sonra giderilmeye çalışılıyor. Oysa afet yaşanmadan önce bu konuların yeterince önemsenmemesi, bir duyarsızlık ve ihmalkârlık oluşturabiliyor. Bu nedenle farkındalık oluşturmak gerçekten çok önemli. Ancak ne yazık ki bu farkındalık çoğu zaman yaşanan deprem ve felaketlerin ardından devreye sokulmaya çalışılıyor. Hâlâ birtakım eksikliklerimiz var" dedi.
SAMSUN’DA ÖZELLİKLE İLKADIM’A DİKKAT ÇEKTİ
Samsun’un olası bir deprem karşısındaki durumunu yapı stoku açısından değerlendiren Özen, 2018 Deprem Yönetmeliği öncesinde inşa edilmiş çok sayıda yapı bulunduğuna dikkat çekti. Öncelikle bu yapıların sayısının net biçimde belirlenmesi gerektiğini ifade eden Özen, ilçeler arasındaki yapılaşma yoğunluğunun da dikkate alınması gerektiğini söyledi. İlkadım ilçesindeki yoğun yapılaşmaya işaret eden Özen, "Olası bir depremde Samsun’u özellikle yapı stoku açısından değerlendirdiğimizde, 2018 Deprem Yönetmeliği öncesinde yapılmış çok sayıda yapı bulunduğunu görüyoruz. Öncelikle bu yapıların sayısının net bir şekilde ortaya çıkarılması gerekiyor. İlçeler arasında baktığımızda özellikle İlkadım’da yapılaşmanın oldukça yoğun olduğunu görüyoruz. Bu nedenle deprem sırasında, mevcut yönetmelik öncesinde yapılmış yapıların da etkisiyle bu bölgedeki riski biraz daha yüksek değerlendiriyoruz" dedi.
KENTSEL DÖNÜŞÜM VE GÜÇLENDİRME ÖNLEM OLABİLİR
Olası bir deprem senaryosunda can ve mal kaybını en aza indirmek için yapılması gerekenleri değerlendiren Özen, riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesinin önemine dikkat çekti. Kentsel dönüşümün bu süreçte önemli bir çözüm olabileceğini belirten Özen, "Bu noktada kentsel dönüşüm önemli bir çözüm olabilir. Riskli yapıların güçlendirilmesi ya da yenilenmesiyle olası bir depremde meydana gelebilecek zararların en aza indirilmesi mümkün olabilir. Yeni planlama ve yeni yapılaşma süreçlerinde ise bu risklerin daha baştan dikkate alınmasıyla diğer ilçelerde daha güvenli bir yapılaşma sağlanabilir. Ancak söylediğim gibi konuyu çok yönlü değerlendirmek gerekiyor. Zemin özellikleri ve yapı özellikleri birlikte ele alınmalı. Bu veriler doğrultusunda kapsamlı bir deprem master planı hazırlanmalı, riskli bölgeler hızlı bir şekilde ortaya çıkarılmalı ve imara açılacak alanlar da buna göre belirlenmeli. Bütün bu çalışmaların birlikte yürütülmesiyle deprem riskinin ve olası zararların en aza indirilebileceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı.