Varlıksız, varlık barışı...

Bu kez okuyucularımıza “Evita’nın ülkesi” olarak bilinen Arjaintin’den Buenos Aıres’ten ulaşmaktayız… Bir iş seyahati için 10 gün kadar bu ülkede kalacağım. Türkiye ile ekonomik mukayeseler yapmaya çalışacağım.

Her ne kadar hükümet yetkilileri seçim ekonomisi uygulanmıyor veya uygulanmayacak şeklinde açıklamalar yaps ada hazırlanan paketlerden çıkan rakamlar aksini teyit etmektedir. Temel sorunlarımızın başında bilindiği üzere ekonomide yaşanan kaostur. Cari açık ile enflasyon birbirini takip etmekte, dolaysıyla iş adamları yatırımlarını yurt dışına çıkarmaya başlamıştır.

Ülker ve Yıldız gurubu ve inşaat devleri borçlarını yeniden yapılandırmaya başvurmuş, akabinde de yurt dışında çalışmalar başlatmıştır. Özellikle Balkan ülkeleri yatırım için cazip koşullar öngörmektedir. İstihdam sağlayacak her türlü projeye önemli katkılar sağlamaktadır. Piyasalardaki ateşi söndürebilmek için Beştepe’de toplanan Ekonomik Koordinasyon Kurulu toplantısından çıkacak olumlu sinyal beklentileri ile dolarda biraz düşüş gözlenmiş ancak tekrar tırmanışını sürdürmüştür.

Pazarda marul satan esnafa dahi ‘neden bu kadar pahalı satıyorsun?’ diye bir soru yönelttiğinde “dolar yükseldi”şeklinde cevap vermektedir. Akaryakıt fiyatlarının artışı ile haklılık payı kazanmaktadır. 18 Nisan’da seçim açıklaması ile birlikte faiz artışına rağmen doların ateşi bir türlü sönmemiştir. Dolaysıyla hükümet hazineye para girişini sağlayabilecek tüm kapıları açmıştır. Hükümet tüm karşı koymalara muhalefete rağmen şeker fabrikalarını satışa çıkarmış ve Varlık Barışı ile yurt dışında para altın ve döviz olanların getireceği varlıkların sadece % 3’ü kadar vergi alınacağı uygulaması ile vergi girişi sağlamayı planlamıştır.

Ancak bu planlama yapılırken astronomik kamu harcamaları ve Erzurum ve Erzincan Şeker Fabrikalarının Cumhurbaşkanının dünürlerinin alması bazı kesimlerde rahatsızlık yarattığından doğal olarak siyaset arenasındaki tansiyon yükselmektedir. Zaten ekonomik problemler ile karşı karşıya kalan vatandaşlar seçim arifesinde gereğince zihinleri bulandırmaktadır.

Alınan ekonomik tedbirlerden en önemli detaylardan birisi ellerinde stok biriken konutları bulunan müteahhitlerin batmasını önlemek için kamu bankalarından düşük faizle konut kredisi kullandırılmasını öngören pakettir. Faiz farkının hazine tarafından karşılanacak olması tıpkı İstanbul’da inşaa edilen köprülerden geçmeyen vatandaşlardan vergi alınması ile eşdeğerdir.

Ülkede 81 milyon vatandaşın her biri kendine konut almamaktadır. Hazineden çıkacak her kuruşta 81 milyonun hakkı vardır.

YORUM EKLE

banner650