Üzmemek gerek...

Biz neden sürekli birbirimizi
üzüyor, eziyor ve tüketiyoruz?
Haksız olan davalarımız, neden
hep başkalarının haklılıklarının
üzerine çökmekte?
Yanılmayan, kötü olmayan,
yenilgiye uğramayan taraf, neden
hep ‘biz' olmak zorunda?
Neden birileri üzerinde egemen
olma, üstünlük kurma
eğilimindeyiz?
Yanlışlar gerçekten bize ait
olmamalı mı?
Neden başarılarımızı yerlere
göklere sığdıramayıp kendimizi
zirvelere çıkarırken,
başarısızlıklarımızı yerin katbekat
dibine sokup bitti veya bittim
demek yerine bu başarısızlığın
bizden kaynaklandığını
kabullenmiyoruz?
Neden hatalarımızı düzeltmek
yerine kendimizden bir parça
koparıp onları gömüyoruz?
Sebebini söyleyeyim mi?
Duygusuzluğun, bilgisizliğin,
tembelliğin, bencilliğin had
safhada olduğu bir devirde 
yetişiyor, yetiştiriliyoruz.
Başkalarının mutsuzluğu, bizim
mutluluğumuz oluyor.
Yıllarımızı verip yaşadıklarımız,
başkalarının on beş dakikalık
hayat dedikodusunun yanında
silikleşiyor.
Küçümsediğimiz, ezdiğimiz o
hayatların bizim bu tutumumuzla
aslında bizim için önem arz
ettiğini, farkına varmadan
kendimizle çeliştiğimizi
göremeyecek kadar acizleşiyoruz.
Biz, biz olmaktan çıkıyor ama
başkalarından asla çıkamıyoruz.

YORUM EKLE

banner1313

banner1312