banner673

Bir gence verilebilecek en güzel hediye uzak hayaller kurabilmesini teşvik etmektir.  Ve gereken dirence sahip olması için de bir parça desteklemek. 

Çoğu genç derin bir ormanda kaybolmuş gibi oradan oraya dolaşmakta. Ne olmayı düşünüyorsun diye sorduğumuz lise üçüncü  (11. Sınıf) öğrencisi  “Henüz bilmiyorum.” diyebiliyor. Bir hayali olanları da küçümsüyoruz çoğu zaman. 

Genç “Uluslar Arası Ticaret” okumak istiyor. Anne bin bir oyunla (genellikle de hediyeye boğarak) genci bu hayalinden vazgeçirip “Hukuk” okumaya ikna ediyor. Hukuk Fakültesini ite kaka bitiriyor, yılgın bir hayatın içine atıyor kendini. Özetle;  gözünün önüne böyle hayaller asan çocukların hayalleriyle birlikte geleceğe bakan gözlerini de çıkarıyoruz. 

Bir de hayali olduğunu sandığı yeri kazananların durumu var, onların hali daha bir içler acısı. Genetik Mühendisliğini istediğini düşünüyor genç kız, okula kaydını yaptırıyor. Aradan iki yıl geçiyor; derslerin ağırlığından mı yoksa gerçekten orayı istemediğinden mi bilinmez,  teklemeye başlıyor. Ailesine artık o okula gitmek istemediğini, üzerinde büyük bir baskı olduğunu söylüyor. Babayla tartışıyorlar önce; küfürler, tabak çanak havada uçuşuyor. Kız zor şer yeniden gönderiliyor okula. Bu sefer intihar etmeyi deniyor. 

Başka bir delikanlı İngiliz Dili ve Edebiyatı’na yönlendiriliyor. Yıllarca kursa gidiyor, hırslı olduğunu söylüyor. Sonra okulun daha hazırlık sınıfında üç sene tekliyor. Üç yıl sonunda -geçen hafta-  girdiği baraj sınavında büyük ihtimalle tasdiknamesini verip yolluyorlar. Büyük ihtimalle diyorum, çünkü delikanlıyı okulların harıl harıl olduğu şu günlerde sokaklarda başı boş dolaşırken görüyorum. Omuzları düşmüş, çok mutsuz ve umutsuz…

Gençlerimizi onları en çok seven aileleri olarak böyle perişan ediyoruz. “Sen ne istiyorsun?” diye sormayı akıl edemediğimiz gibi onlara layık gördüğümüz konumlara sıkıştırmak istiyoruz ruhlarını. Bocalıyorlar; bir tarafta çok sevdikleri, diğer tarafta kendi gelecekleri. 

Bırakın önce kendi iç seslerini dinlemeyi öğrensinler. Bizim hiç hayal edemeyeceğimiz bir gelecek bekliyor dünyayı. Ne bilim kurgu filmleri ne de bilim insanlarının tahmini ütopyaları… Hiç birimiz gelecekte dünyada hangi meslekler olacak bilmiyoruz bile. Bilim insanları, sosyologlar  sadece tahmin edebiliyorlar. Belki de sizin onlara “Ol!” diye direttiğiniz meslek gelecekte olmayacak. 

Onlara asıl öğretilmesi gereken öğrenmenin ta kendisi bence.  Hayata iyi bir öğrenci olarak atılırlarsa hangi işi yaptıklarının ne önemi var?  Yeter ki ruhlarıyla aynı frekansta olan meslekleri seçsinler kendilerine.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner650

banner770