banner1518

banner1365

banner1519

banner1499

banner1334

banner1324

20.01.2020, 08:26 734

Uyanın artık!..


Türkiye, uzun zamandır
"yerli otomobil"den söz ediyor. Sevinen de var
eleştiren de...
Oysa engellenmeseydi,
otomobili de vardı, uçağı da...
Dün İHA'lar için bizleri
adeta yalvartanlara,
paramızla bile 
bunları vermeyenlere inat
ne yaptık?..
Güzel bir atasözümüz vardır...
"Kötü komşu mal sahibi yapar" diye..
İçten pazarlıklı dostlar da 
bizlere savunma sanayiinde
sınıf atlattı...
Bugün size ibretlik bir yazı aktaracağım...
O ünlü Devrim arabalarının
başına gelenleri
genç yaşında bizzat yaşamış birinden...
O projenin başındaki Yüksek Mühendis Topçu Albay Emin
Bozoğlu'nun oğlu Attila Bozoğlu'nun
Habervaktim'e yaptığı açıklamadan...

*                   *                       *


            

"1961 senesinin mayıs başları idi.
Bir akşam, ana tarafından akrabam olan Sıtkı Ulay Paşa bize geldi.
Ankara’da İsrail evlerinde oturuyoruz o zamanlar.
Evde biraz elektrikli bir hava hakim.
27 Mayıs ihtilalinde, babam Mühendis Topçu Albay Emin Bozoğlu, Genelkurmay Genel Sekreteri idi.
Sıtkı Paşa da Kara Harp Okulu komutanı.
27 Mayıs'ta karşı karşıya gelmişlerdi.
25 Mayıs günü gecesi yine Sıtkı Paşa ve arkadaşları ile bizim evde toplanılmış ve ihtilal yapılması tartışılmıştı.
Babam; böyle bir ihtilalin Türkiye’nin aleyhine olacağını ve Başbakan’ın, hükümetin çok kısa bir zaman sonra erken seçime gideceği yolunda Rüştü Paşa'ya bilgi verdiğini ve en az bir ay daha beklenilmesinin, memleket için daha hayırlı olacağını söylemişti.
Mutabık kalınmasına rağmen, babam by-pass edilmiş ve 2 gün sonra da ihtilal yapılmıştı.
Sıtkı Paşa’ya bu yüzden kırgındı.
İhtilalde, Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun Paşa, tutuklanarak Yassı Ada'ya gönderilmiş ve Milli Birlik Komitesi tarafından da babama, emekliliğini istemesi tavsiye edilmişti.
Emekliliğinin ardından, yine Komite tarafından TCDD Genel Müdür Muavinliğine tayini çıkartılmıştı.
Ne ise.
Saat sekiz gibi Sıtkı Paşa geldi.
Annem gene döktürmüş ve güzel bir sofra hazırlamıştı.
Teyzesinin oğlu ile kocası arasında kalmaktan biraz tedirgin ve canı sıkkındı.

Yemekten sonra, Sıtkı Paşa konuyu açtı.
—Bu millete, Amerika’ya, Avrupa’ya muhtaç olmadığımızı, isterse bu milletin her şeyi yapabileceğini göstermemiz lazım diye düşünüyorum.
Yarın, öbür gün, idareyi sivillere devredeceğiz.
Bizim, unutulmayacak, tarihe geçecek bir şey yapmamız lazım.
Türk malı otomobil imal etmek, bu milletin hep rüyası olmuştur.
Düşünsene Emin?
Eğer başarırsak, ne büyük bir sanayi doğar bu ülkede.
Eğer başarırsak, ne kadar çok döviz tasarrufu olur.
Önce otomobil ile başlarız.
Sonra bütün askeri araçlar, cipler, kamyonlar imal edilir.
Sen ne dersin?
İsabetli olur diyor babam.

Bir hafta sonra Sıtkı dayım gene akşam yemeğindeydi.
—Cemal Paşa’ya açtım konuyu.
Çok heyecanlandı.
Derhal harekete geçilsin diye emir verdi.
Ben de Emin Bozoğlu ile bir görüşeyim.
Biliyorsunuz, Yüksek Makine Mühendisi.
Amerika'da Michigan Üniversitesi mezunu.
Stajını da Amerika’da Ford Fabrikası ve Budd Otomobil fabrikalarında yaptı, diye söyledim.
Bu işin altından kalkarsa Emin kalkar dedim.
Ne dersin Emin?
Yapabilir miyiz?
-Cemal Aga emretsin, yaparız.
Eskişehir’deki fabrika çok elverişli.
-Yalnız, 29 Ekim'e yetiştirilmesi lazım.
Yetişir mi?
Cemal Paşa bu tarihe yetişsin diyor.
—Sıtkı, bu iş Türkiye için bir onur meselesi.
Bütün dünyaya gösterelim.
Türkler araba yapabilir mi, yapamaz mı?
Ben personelime güveniyorum.
Hepsi bu ülkenin yetiştirdiği kıymetli elemanlar.
Bu işin altından şerefimizle kalkacağımıza eminim.

16 Haziran 1961'de start verildi.
Ailece Eskişehir’e gittik.
Küçük dayım Mete Tan, Eskişehir'de doktorluk yapıyor.
Onun evine yerleştik.
Sabahları heyecandan, babamdan evvel kalkıp fabrikaya gidiyorum.
Çeşitli otomobiller getiriliyor atölyeye.
Sökülüyor, parçalar inceleniyor.
Teknik resimler çiziliyor.
Atölyenin bir duvarına 29 Ekim'e kadar kaç gün kaldığını gösteren bir pano asılıyor.
Her sabah kaç gün kaldı ise yeni rakam panoya takılıyor.
En çok kaporta grubunu seyretmek ve çıraklık yapmak bana zevk veriyor.
Alçıdan yapılan araba modeli ortaya çıktığında, herkesten fazla ben heyecanlandım zannederim.
Ekip ölesiye çalışıyor.
Geceleri tezgâh üstünde kestirenler, çay üstüne çay, sigara üstüne sigara içenler.
Yemek yemeyi unutanların olması olağan geliyor herkese.
Babam, TCDD'deki işlerini de yürütebilmesi için arada Ankara’ya dönüyor ve bir hafta sonra tekrar Eskişehir’e geliyoruz.
İmalata başlandığının üçüncü ayı idi diye hatırlıyorum.
Olur, olmaz saatlerde, gece eve telefonlar gelmeye başladı.
Bir iki sefer babam açtı telefonu ve küfür ederek kapattı.
Gelen telefonların beş seferi geçtiği gecenin sabahı, beni yanına çağırdı.
-Ati,
Nalburdan rica et.
Bize bir usta gönderip, sokak kapısına, üst üste bir sürgü, bir de zincir taktırtsın.
Annene 50 lira bırakıyorum.
Oradan ödersin hesabımızı.

Sürgü ve zinciri taktırttım.
Bir yandan da merak ediyorum ne oluyor diye.
Bu gece de gelen telefonlar ve babamın küfürlerinden sonra, annem babamı mutfağa çağırıyor.
Ben de mutfağın yanındaki küçük tuvalete girip, gizlice onları dinliyorum.
-Ne oluyor Emin?
Kim telefon edenler?
Neden sokak kapısına zincir, sürgü taktırttın?
-Amerikalılar zannediyorum Bedia.
Tehdit ettiriyorlar.

Babamın daha işten gelmediği bir gece telefon çaldı.
Herkesten evvel koşup ben açtım.
-Alo kimsiniz?
-Sen kimsin?
-Attila Bozoğlu
Kimi arıyorsunuz?
-Ulan p..
Söyle o babana. Milletin parasını boşu boşuna sebil ediyor.
Garip, gurabanın, tüyü bitmemiş yetimin parasını yiyor.
Ulan biz daha, doğru dürüst at arabası bile yapamıyoruz.
Nerede kaldı otomobil.
Asker emeklisi imiş.
Emekliliğini bilsin.
Gitsin emekli kahvesine pişti oynasın, Orduevi'nde çay içsin.
Asker, otomobil mi imal edermiş be?
Ondan sonra da ana avrat küfürler, ölüm tehditleri gırla gidiyor.
17 yaşlarındayım.
Kafam attı.
Aynen ben de ona ağzıma geleni söylüyorum.
-Sıkıysa gel lan.
Kurşunu kıçına yedin mi, ne b.. olduğunu görürsün.
Sen beni hanım evladı mı zannettin be?
Şırak diye telefonu çarpıyorum kaidesine.

-Anne ben biraz dışarı çıkıyorum.
Çok sıkıldım.
-Uzaklaşma evden.
Birazdan baban gelir, yemeğe otururuz.

Kömürlüğün anahtarını alarak bodruma indim.
Kömürlükte babamın sandığı var.
Sandığı açtım ve yağlı kâğıda sarılı 45'lik beylik tabancayı pantolonumun arkasından belime sokarak gizledim.
O tarihten sonra da Devrim arabalarının imalatı bitene kadar, tabanca taşıdım.
Allah'tan, direkt olarak kimse karşımıza çıkmadı.
Yoksa kafama koymuştum.
Geleni vuracaktım.

Neyse arabaların imalatı bitti.
Bir değil hem de üç araba.
Hatırladığım kadarı ile bir beyaz, bir bej ve bir de siyah renkli araba.
Bir gece evvelden Eskişehir’den trene yüklendi.
Babam özellikle talimat verdi.
Aman arabaların depolarını boşaltın.
Ne olur ne olmaz.
Yolda bir sakatlık çıkmasın.
Ankara’da benzin koyarsınız diye.
Sıkı sıkı tembih etti.
Meclis'e kadar arabalar pürüzsüz geldi.
Ama malum, Cemal Gürsel’in bindiği siyah renkli araba, on metre gitti ve stop etti.
Benzini bitmişti.
Cemal Paşa, beyaz arabaya bindirildi ve Anıtkabir’e hareket etti.
Siyah renkli arabaya da benzin konduktan sonra, o da diğerlerine katıldı ve üçü bütün gün Ankara'da dolaştırıldı, Hipodrom'da 29 Ekim resmigeçidine katıldı.

Ama ne hikmetse basın, tamamen yerli olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin imal ettiği bu arabalara sahip çıkacağına yerden yere vurdu.
Palavranın bini bir para...
Güya, milyonlar harcanmış ve para çöpe atılmıştı.
İmal edilen araba on metre gitmiş ve bozulmuştu.
Neticede Devrim arabaları projesi iptal edildi.
Dört ay gibi mucize bir sürede, bu arabaları yoktan var edip imal eden mühendisler, işçiler töhmet altında bırakıldılar.
Hiç kimse teşekkür bile etmedi.
Hiç kimse sırtlarını okşamadı.
Babam dâhil, çoğu bu olaydan sonra hayata küstü.
Babamın hiçbir zaman, otomobil alacak kadar parası olamadı.
İstanbul Küçükyalı’da bir apartmanın bodrum katında hayata gözlerini yumdu.

Projenin iptal edildiği günün gecesi, babam bir kadeh rakı aldı önüne.
Aptal aptal sordum;
-Baba niye iptal ettiler Devrim arabalarının imalatını?
Annemi, ablamı, kız kardeşimi ve erkek kardeşimi masaya çağırdı.
Hepiniz beni iyi dinleyin.
Ben ölene kadar bu evde Devrim arabaları lafı açılmayacak.
Farz edin bu süreci hiç yaşamadık.
Silin kafanızdan.
Gözlerinden iki sıra yaş akıyordu.
Babamın ağladığını ilk o gece görmüş oldum.

Hepimiz sözümüzü tuttuk.
Babamın yanında bir daha Devrim arabalarından söz etmedik.
Bugün bu projede çalışanların, babam dâhil çoğu vefat etti.
Allah, ölenlere gani gani rahmet eylesin...
Işıklar içinde yatsınlar.

Bana gelince,
67 yaşına geldim.
Türkiye’de hiçbir başarının cezasız kalmayacağını öğrendim.
Ama gene de o günleri yaşadığım için çok mutlu ve gururluyum.
Yalnız, bu olgunluğa erişince bazı sualler kafamı kurcalamaya başladı.
1-Siyah arabaya (resmi araba rengi) Cemal Gürsel Paşa’nın bineceğini herkes önceden biliyordu.
2-Diğer iki arabaya benzin konmuştu da neden siyah arabaya benzin konmamıştı.
veya az konmuştu.
Unutulmuş iddiası, bana çok çok saçma geliyor.
Devlet başkanının bineceği araba, özellikle kontrol edilmez mi?
3-Devrim arabalarının gösterge panelleri saat gibi çalışır durumdaydı?
Üstelik de göstergeler Türkçe yazılı idi.
Arabayı kullanan şahıs, benzin olmadığını neden görmemişti.
4-Bizi telefonda ölümle tehdit edenler kimdi?
5-Bildiğim kadarı ile 29 Ekim'den sonra bir araba daha imalattan çıkmıştı.
Bugün Tülomsaş'ta yalnız bir araba mevcut ve hala çalışır vaziyette.
Geri kalan üç araba ne oldu?
Bu üç arabanın hurdaya çıkarılarak imha edildiğine dair söylentiler var.
Eğer bu doğru ise, neden imha edildiler?
6-En önemlisi de, Devrim Arabaları Projesinden neden vazgeçildi?..

BÜTÜN BUNLAR SİZLERE DE GARİP GELMİYOR MU?
Bugünlerde Devrim arabaları ile ilgili, birçok film, belgesel ve makaleler yayınlanıyor.
Ne yazık ki bu yayınlarda, Devrim projesinde canla başla çalışıp, mucizeler yaratan ekibin, meçhul askerler misali, adı bile geçmiyor.
Bu personeli hatırlatmayı kendime bir borç bildim.

Devlet, bu ekibin ölenlerinin ailelerine, hayatta olanların da kendilerine, hiç olmaz ise üstün hizmet veya bir teşekkür plaketi bile veremez mi?
Bütün dileğim bu.
Çok mu?
Attila Bozoğlu – Eski Foça"

*                             *                                *

Şimdi soruları sıralayım...
17 Ağustos depremi ve sonrasındaki
kumpas davalarda,
neden Deniz Kuvvetleri ve Donanma 
Komutanlığı hedef alınmıştı?..
Milyar dolarlar ödeyerek başta ABD ve İngiltere'den
savaş gemileri alan
Türkiye'nin 10 yılda yerli imkanlarla 37 gemiyi
neredeyse yarı fiyatına denize indirmesinden
kimler rahatsız olduysa,
1930'larda uçak,
1950'li yıllarda
motor fabrikaları,
1961'de otomobil imalatı
onları rahatsız etmiştir...
Aselan'da "milli yazılım"
üzerine çalışan genç dahilerin peşe peşe intiharları
tesadüf olabilir mi?..
Ya 2007 yılında Isparta'da düşen uçakta 
hayatını kaybeden bilim adamları?..
Dünyanın en önemli
Toryum rezervleri
Türkiye'de idi...
Çeşitli üniversitelerden
bilim adamları 
aynı uçakla 
Isparta'ya gidiyordu...
Toryum santralini
gerçekleştirselerdi,
Türkiye bu madenden
tek başına 
enerji ihtiyacını karşılayabilecekti...
Daha hangisini sayayım...
Bunca yaşananlara
rağmen
bu millet ne zaman uyanıp,
bizi birbirimize düşürenlerin
tezgahını bozacak?..
 

Yorumlar (0)
banner1371
20°
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 04:53
Güneş 06:18
Öğle 12:31
İkindi 15:53
Akşam 18:35
Yatsı 19:54
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Karagümrük 3 7
2. Galatasaray 2 6
3. Alanyaspor 2 6
4. Göztepe 2 4
5. Beşiktaş 2 4
6. Antalyaspor 2 4
7. Hatayspor 2 4
8. Fenerbahçe 2 4
9. Kasımpaşa 2 3
10. Erzurumspor 2 3
11. Sivasspor 2 3
12. Kayserispor 2 3
13. Konyaspor 1 1
14. Gaziantep FK 2 1
15. Trabzonspor 2 1
16. Gençlerbirliği 2 1
17. Malatyaspor 2 1
18. Denizlispor 2 1
19. Ankaragücü 1 0
20. Çaykur Rizespor 2 0
21. Başakşehir 3 0
Takımlar O P
1. Ankara Keçiörengücü 3 7
2. Adanaspor 3 5
3. Samsunspor 2 4
4. Adana Demirspor 2 4
5. Tuzlaspor 2 4
6. Balıkesirspor 2 3
7. Bursaspor 2 3
8. Altınordu 2 3
9. İstanbulspor 2 3
10. Bandırmaspor 2 3
11. Ankaraspor 2 3
12. Ümraniye 2 3
13. Altay 2 1
14. Boluspor 2 1
15. Akhisar Bld.Spor 2 1
16. Eskişehirspor 2 1
17. Giresunspor 2 1
18. Menemen Belediyespor 2 1
Takımlar O P
1. Leicester City 2 6
2. Everton 2 6
3. Arsenal 2 6
4. Liverpool 2 6
5. Crystal Palace 2 6
6. Tottenham 2 3
7. Man City 1 3
8. Brighton 2 3
9. Aston Villa 1 3
10. Leeds United 2 3
11. Chelsea 2 3
12. Wolverhampton 2 3
13. Newcastle 2 3
14. Burnley 1 0
15. M. United 1 0
16. West Ham 2 0
17. Sheffield United 2 0
18. Fulham 2 0
19. Southampton 2 0
20. West Bromwich 2 0
Takımlar O P
1. Granada 2 6
2. Real Betis 2 6
3. Villarreal 2 4
4. Celta de Vigo 2 4
5. Valencia 2 3
6. Osasuna 2 3
7. Getafe 1 3
8. Cádiz 2 3
9. Real Sociedad 2 2
10. Real Madrid 1 1
11. Eibar 2 1
12. Huesca 2 1
13. Real Valladolid 2 1
14. Atletico Madrid 0 0
15. Barcelona 0 0
16. Elche 0 0
17. Sevilla 0 0
18. Levante 1 0
19. Deportivo Alaves 2 0
20. Athletic Bilbao 1 0