- Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2,1 eşiğinin altına geriledi.
- Uzmanlar nüfusun yaşlanması ve iş gücü daralması riskine dikkat çekti.
- Marmara Ege Karadeniz’de doğurganlık hızları tarihi düşük seviyelere indi.
- İç Anadolu ve Akdeniz kritik sınırda yavaş düşüş eğilimi sürüyor.
- Doğu ve Güneydoğu ortalamanın üzerinde kalsa da belirgin gerileme var.
- Resmî kaynak uzman değerlendirmeleri ve Cumhurbaşkanı açıklamaları; ayrıntılar Samsun Gazetesi’nde.
Türkiye’de doğum oranlarındaki hızlı düşüş, demografik yapının geleceğine dair ciddi riskleri gündeme taşıyor. Toplam doğurganlık hızının, nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli olan 2,1 seviyesinin altına inmesi, uzun vadede hem nüfusun yaşlanacağına hem de iş gücünde daralma yaşanacağına işaret ediyor.
UZMANLAR: "ALARM VERİYOR"
Demografi uzmanlarına göre mevcut gidişat devam ederse, önümüzdeki yıllarda yaşlı nüfus oranı hızla artacak. Bu durum, çalışan nüfusun azalmasıyla birlikte sosyal güvenlik sistemi ve ekonomik sürdürülebilirlik üzerinde ciddi baskı oluşturabilir.
BATI VE KARADENİZ’DE TARİHİ DÜŞÜŞ
Marmara, Ege ve Karadeniz bölgelerinde doğurganlık hızları 1,2–1,5 aralığına kadar gerilemiş durumda. Özellikle İstanbul, İzmir, Edirne ve Zonguldak gibi büyük şehirlerde çocuk sayısı, nüfusun yenilenme eşiğinden oldukça uzak. Uzmanlar, bu bölgelerdeki düşüşün Türkiye ortalamasını aşağı çeken en önemli etken olduğunu belirtiyor.
İÇ ANADOLU VE AKDENİZ KRİTİK SINIRDA
İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde doğurganlık hızları 1,6–1,9 bandında seyrediyor. Bu bölgelerdeki düşüş daha yavaş ilerlese de, uzmanlar mevcut eğilimin sürmesi halinde orta vadede nüfus kaybının kaçınılmaz olacağı görüşünde.
DOĞU VE GÜNEYDOĞU HALA ÜLKE ORTALAMASININ ÜZERİNDE
Doğu ve Güneydoğu Anadolu, halen 2,5 ve üzeri doğurganlık hızlarıyla Türkiye ortalamasının üstünde yer alıyor. Ancak bu bölgelerde de geçmiş yıllara kıyasla belirgin bir gerileme yaşandığına dikkat çekiliyor.
2,1 EŞİĞİ NEDEN ÖNEMLİ?
Uzmanlara göre 2,1 doğurganlık hızı, bir ülkenin nüfusunu uzun vadede sabit tutabilmesi için gereken asgari seviye olarak kabul ediliyor. Türkiye’nin bu çizginin altına inmesi, gelecekte nüfusun yaşlanacağı ve toplam nüfusun azalma eğilimine gireceği anlamına geliyor.
ERDOĞAN: “VAROLUŞSAL BİR TEHDİT”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da daha önce yaptığı açıklamalarda doğum oranlarındaki düşüşe dikkat çekerek bu durumu, “Türkiye açısından varoluşsal bir tehdit, bir felaket” sözleriyle değerlendirmişti. Erdoğan, yalnız yaşamayı tercih eden birey sayısının artması, boşanmaların yükselmesi ve evlilik ile doğurganlık oranlarının gerilemesinin 2023 verileriyle daha da endişe verici bir tablo ortaya koyduğunu ifade etmişti.





