banner1365

banner1496

banner1499

banner1334

11.02.2020, 08:43

Türkistan’dan Selamlar / Prof. Dr. Bekir ŞİŞMAN

Türk Dünyasının doğu yakasından, Ata yurdundan, Yesevi ocağından, kardeş otağından hepinize selam ve sevgilerimi gönderiyorum. 22 Ocak 2020 tarihi itibariyle Kazakistan’ın Türkistan şehrinde bulunan Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi’nde görevlendirildim. Nasip olursa bu dönemi burada tamamlayacağım. Bu benim Orta Asya’ya beşinci, Kazakistan’a dördüncü, Türkistan şehrine üçüncü gelişim. Aslında Türkistan, Türklerin yaşadığı cografya demektir. Ancak günümüzde Ahmet Yesevi Hazretlerinin medfun bulunduğu Yesi şehrinin adı olmuştur. Orta Asya ya da Zentralasien Avrupalıların bu bölge için yaptıkları bir tanımlamadır. Kazakçada Ortalık Asya, yani merkezi Asya da denilebilir. Aslında bu bölgenin yani merkezi Asya’nın tamamı Türkistan coğrafyasıdır. Bu nedenle Türkistan denildiğinde, burası neresidir şeklinde bir kafa karışıklığı oluşabilmektedir.

Bugün Kazakistan’da bir şehir adı olan Türkistan, Güney Kazakistan Oblısının yani bölgesinin hem adı hem de başkenti yapılmıştır. Daha önce bölgenin başkenti, Kazakistan’ın da üçüncü büyük şehri olan Çimkent’ti. Kazaklar çok akıllı bir karar vererek Türkistan şehrini yeniden inşa ve imar etmek için böyle bir karar vermişler. Kazakistan bugün 16 bölgeye ayrılmış ve herbölgeye bir vali atanmıştır. 2 725 000 км² yüzölçümüne sahip olan Kazakistan kalkınmasını bu model üzerinden sağlamaktadır. Şimdiden Türkistan’a büyük yatırımlar gelmeye, binalar inşa edilmeye, oteller yapılmaya başlandı. Burada yeni bir şehir kuruluyor. Sanıyorum bugünkü Türkistan şehri yıllar sonra Eski Türkistan şehri olarak anılacak. Kazaklar yıllar önce yine böyle stratejik bir kararı almışlar ve başkentlerini kuzeye taşıyarak bugün adı Nursultan olan Astana’yı kuzeyde modern bir şehir olarak inşa etmişlerdi. Böylelikle kuzeyde Kazak nüfusun artışına da zemin hazırlamışlardı.

Ben bu şehre ilk defa 23 yıl önce doktora çalışmamla ilgili olarak gelmiştim. O zaman Ahmet Yesevi Üniversitesinin rektör vekili tarihçi Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu Hanımdı. Kendisiyle bugün Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı olan, o zamanlar yeni kurulan üniversitenin mediko-sosyal işlerinden ve öğrenci yurtlarından da sorumlu olan Dr. Yakup Ömeroğlu Bey aracılığı ile görüşmüştüm. Yakup Beyle birlikte Vakıflar Genel Müdürlüğümüz tarafından restorasyonu yapılmakta olan Hoca Ahmet Yesevi türbesini de ziyaret etmiştik. Kazakların ‘kesene’ dedikleri türbe ile yine Hoca Ahmet Yesevi’nin adını taşıyan üniversite bugün şehrin ekonomik açıdan lokomotifidir. 1997 yılında yetmiş bin civarında olan şehir nüfusu bugün üç yüz bine ulaşmıştır. Ancak Türkiye’nin finansörlüğünde yapımı devam eden Uluslararsı Türkistan Havaalanı, Beşyıldızlı Rixos Oteller zinciri, Kültür Sarayı ve Türk inşaat şirketleri tarafından yapılmakta olan çok sayıda modern konut bize şehrin geleceği ile ilgili ipucu vermektedir.

Zaman zaman yirmi binlere yaklaşan üniversitenin öğrenci sayısı bugün on binler civarındadır. Bunun en önemli nedeni Türkiye’de artan üniversite sayısıdır. Çünkü günümüzde artık Türkiye’den eskisi kadar öğrenci gelmemektedir. Öğrencilerin yüzde seksenini Kazak öğrenciler oluşturmaktadır. Ancak buna rağmen bu uluslararası üniversitede yirmi farklı ülkeden öğrenci öğrenim görmektedir. Ahmet Yesevi Üniversitesi bünyesinde 10 fakülte, 1 Yüksekokul, 7 enstitü ve Uzaktan Öğretim Merkezi mevcuttur. Ayrıca üniversitede elli kadarı Türkiye’den olmak üzere yaklaşık bin öğretim elemanı görev yapmaktadır.

Türkistan şehrinin en önemli manevi dinamiği Pir-i Türkisan, Hazret-i Sultan Hoca Ahmet Yesevi Hazretleridir. 11-12. Asırlarda yaşamış, Türkistan’dan Anadolu ve Balkanlara kadar uzanan bu geniş coğrafyanın en önemli manevi dinamiği olan bu ulu şahsiyete bütün Kazaklar büyük hürmet gösterirler. Türbesi 15. Asırda Timur tarafından inşa edilmeye başlanmış ve daha sonra tamamlanmıştır. Kızı Gevher Ana’nın kabri de şehre yakın bir bölgededir. İlk hocası ve piri olan Arslan Baba’nın (Arstan Bab’ın) kabri buraya 60 km. mesafede bulunan ve 13. Asırda Cengiz Han tarafından talan edilen Otrar ilçesindedir. Orası da bir maneviyat merkezidir. Türkistan’da hiç bir bina kırk metre yüksekliği geçemez. Çünkü türbenin yüksekliği kırk metredir ve onu geçmek bir saygısızlık olarak kabul edilir. Aslında bu karar şehrin sulieti ve geleceği açısından da çok önemlidir. Ayrıca Timur’un kızkardeşi Rabia Hatun’un türbesi de Yesevi’nin türbesinin hemen yanındadır. Türbenin etrafında ise büyük bir düzenleme çalışması göze çarpmaktadır. Ayrıca Otrar kalesinde de çevre düzenlemesi ve arkeolojik kazılar sürdürülmekte ve böylece Türkistan şehri inanç ve kültür turizmine daha ciddi şekilde hazırlanmaktadır. Gelecek yazımızda size Özbekistan’ı, muhteşem Semerkant’ı, Buhara-i şerifi anlatacağım. Özünüze hoşça bakın.

Yorumlar (4)
Nihat Alaca 2 ay önce
Öğrenci sayısının düşmesine üzüldüm. Böyle bir kurumda görev almanız önür verici,başarılar diliyorum.Selam ve muhabbetle
Yasemin Qonaqova 2 ay önce
Hocam, bu bilgi dolu yazı ile Türkistan'ı bize tanıttığınız için çok teşekkür ederim. Özbekistan ile ilgili yazınızı da sabırsızlıkla bekliyorum. Kaleminize sağlık
Mehmet BOZKURT 2 ay önce
Manevi havası yüksek olan Türkistan şehrini ve güzelliklerini Küçük bir şehrengiz misali anlattiginiz için size teşekkür ediyorum
Kuvvet sönmez 2 ay önce
Düşman yurtları viran olacak
Türkiye büyüyüp Turan olacak