Mübarek bir Ramazan ayının sonuna daha geldik. Efendimizin; “Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”  buyurduğu kıymetli bir zaman dilimini geride bırakmanın üzüntüsünü yaşarken bayrama ulaşmanın ve ibadetlerimizi yapmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
 “Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş” olan, orucumuzla teravih ve sahurlarımızla rahmet mevsimini dolu dolu yaşadığımız Ramazan ayına rabbim tekrar kavuştursun inşaallah.
Yüce Allah’a karşı kulluk sorumluluğumuz sadece Ramazan ayına mahsus değildir. Dinimizin emir ve yasakları mevsimlere göre değişen, şekillenen, mevsimi geçince çıkarılıp bir kenara bırakılan elbiseler gibi değildir. Bunun için Ramazan ayı boyunca aksatmadan yerine getirdiğimiz ibadetlerimizi devam ettirmeliyiz. Terk ettiğimiz kötü alışkanlıklara, günahlara tekrar geri dönmemeliyiz. Ramazan-ı Şerif’e gösterdiğimiz saygıdan dolayı birtakım kötü alışkanlıkların terk edilmesi ne kadar sevindirici ise, Ramazan bitince günahlara ve kötülüklere tekrar dönülmesi de o kadar üzücü ve düşündürücüdür.
Bu dünyaya gelmekten maksat yalnız yiyip- içmek ve geçici zevkleri tatmin etmek değildir. İnsan dünyaya daha yüksek bir gaye ve sonsuz bir hayata hazırlanmak için gelmiştir. Yapmamız gereken ibadetleri samimi ve içtenlikle, riyaya kaçmadan, yalnız Rabbimizin rızasını gözeterek yapmalıyız. İnsan özünde mükemmeldir, özeldir, değerlidir fakat bu mükemmelliği devam ettirip kâmil olması kişinin çabasına bağlıdır.
Bugün arefe günü; Kurban bayramından bir gün öncesine mahsus olan arefe tabiri, Türkçe ’de ramazan bayramından bir gün öncesi için de kullanılmaktadır. Bunun gibi, belli gün ve bayramlardan bir gün öncesine veya önemli bir olay ya da olayların cereyan ettiği bir dönemden önceki günlere de Türkçe ‘de arefe denmektedir.
Günümüzde arefe, bayramın bir önceki günü olduğu için dünyalık telaşların en yoğun olduğu bir gün olarak yaşanmaktadır. Oysaki arefe insana verilen en kıymetli vakitlerden biridir. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Duaların en hayırlısı arefe günü yapılan duadır.” Asıl olarak arefe kişinin rabbini bilmesi ve yaratılış gayesinin farkına varması anlamında kullanılmıştır. Bu sebeple men arefe nefsehû fakat arefe Rabbehû. Yani kendini bilen rabbini bilir denilmiştir.
Bayramın müjdesi olan arefe günü son iftarımız yapacağız ve inşaallah sabah erkenden uyanıp bayram namazını kılmaya gideceğiz. Peygamberimiz buyuruyor ki: Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler: “Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız. Bayram namazını kıldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir: ‘Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir. 
Ramazan bayramınızı en içten dileklerimizle kutluyorum. Rabbimden ramazan bayramı vesilesiyle tüm İslam âlemine barış ve huzur getirmesini temenni ediyorum.

Ali IŞIK
Samsun İl Müftü Yardımcısı