banner1313

banner1300

banner1334

26.07.2019, 08:40

Tozpembe hayat...

Dün sosyal medyada paylaşılan
simitçi çocuk ile zabıta arasında
geçen diyalog,
beni de çok duygulandırdı...
Simit satan bir çocuk,
zabıta memurunu
görünce
tezgahında kalanları
toplamaya çalışırken,
korku içindeydi...
Ne yapsın, evinin geçimine
katkı sağlamaya çalışıyordu...
O simitleri zabıta alırsa ne yapacaktı?..
Çocuğun yaşadığı paniği gören zabıta,
"korkma senin ruhsatın var"
diyerek, simitçi çocuğun
omuzlarına vurdu...
O zabıta memuru;
dilencilik yapmak,
ışıklarda duran araçların sürücülerinden
para istemek,
lokanta önlerinde
"karnım aç" 
deyip,
insanların duygularını
sömürmek yerine
yakıcı güneşin altında
simit satan
o genci,
böylece ödüllendirmişti...
Bizim nesil, okullar tatil olduktan sonra
"hayatı öğrenmek" için
ya simit ya gazoz ya dondurma ya da
"şans kader" satmıştı...
Kimileri de tanıdıklarının yanında
çalışarak, harçlıklarını
çıkarmıştı...
Bu aslında hem hayatı öğrenmek
hem de kötü alışkanlıklardan korunmak için
bir hayat dersiydi...
Rahmetli babam müteahhitti ama
ben de ilkokul 4. sınıfta
çalışmaya başlamıştım...
Halamın oğlunun lokantasında,
sürahilere su doldurup, masalara
bırakıyordum...
Anlıyorum, devir eski devir değil...
Her türlü "melanet" var
içimizde...
Anne-baba korkuyor elbette...
Zaten oyun alanları kısıtlı olan ve eğitim sistemi içinde adeta yarış atı gibi koşturulan
çocuklar da içine kapanık durumda...
Böyle yetişen çocukların büyük çoğunluğu
cesaretsiz olarak hayata başlıyor...
Ve en küçük bir sarsıntıda
travma geçiriyor...
Anne-babanın yapacağı
pek bir şey yok ama
devlet,
çocukların 
hayatı yakalayabileceği projeler ortaya
koyabilir...
Çünkü, hayat kitaplardaki gibi
"tozpembe" değil!..
 

Yorumlar (0)