Kıymetli okuyucularım;
Bir omuz yeter bazen, dünya susarken… Aynı ateşe bakmak, üşümemek için. Hepimiz biraz eksik, hepimiz biraz çocuk. Aynı nefeste buluşunca tam olur insan. Sıcaklık dediğin şey; herkesin aynı acıyı yaşaması değil, aynı yerden
insan kalabilmesidir. Bugün; kalabalıklar içinde yalnız kalanlara, “İyiyim” demeyi öğrenmiş ama buna bir türlü alışamamış olanlara sesleniyorum. Gerçek bir hayat varken, içinde yaşadığımız bu “oksijen” gerçek mi, yoksa göz boyayan bir yanılsama mı?
Günü kurtaranların çoğaldığı, yapay sohbetlerin sıradanlaştığı, bir kavanozun içinde dönen ruhsuz kalabalıklar arasında kayboluyor muyuz? Bir gün uyanıp “Meğer her şey rüyaymış” dememek için, doğal, işlenmemiş bir hayata dönmek istemez miyiz?
Suyun kendi yolunu bulduğu, iyilerin var olduğu, iyilerin bir araya geldiği bir ülke hayal etmiyor muyuz? Acıların ve dertlerin azaldığı, “Ben” değil “biz” diyenlerin çoğaldığı, çıkarı değil vicdanı ortak havuzda buluşturan bir toplum…
Bu bir heves mi? Belki. Ama duygusuz bir dünyada ruhsuzluğa karşı hâlâ duygulanabiliyorsak, insanlık tamamen kaybolmadı demektir.
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı