Tanju Çolak Samsunspor için yazdı: Oyun rakipte isabet ve sonuç bizde…

Abone Ol

Recep Tayyip Erdoğan Stadı’nda bu akşam futbol değil, sinir savaşı var!
Kasımpaşa da Samsunspor da haftalardır galibiyete hasret… Bir taraf düşme hattının hemen üstünde can derdinde, öbür taraf üst sıralara tutunmak istiyor ama freni patlamış gibi “1 puanla idare” modunda.
Bugün burada kazanan, sadece 3 puan almaz; yükünü indirir, psikolojiyi toplar.

Rakam net: Kasımpaşa ligde son 6 maçtır kazanamıyor, Samsunspor son 7 maçtır 3 puanı göremiyor.
Bu tabloyla sahaya çıkınca oyun planı da belli: İlk golü kim atarsa maçı yarı yarıya cebine koyar.

İstanbul’da futbolun adı: direnç, sabır ve tek hamle

Böyle maçlar “şov” maçı değildir; böyle maçlar karakter maçıdır. Rakipte kağıt üstünde kalite var, isim var, mesaj var. Ama sahada bazen bir şey daha değerlidir: omuz omuza durmak, kaleyi net bulmak, son ana kadar inanmaktan vazgeçmemek. Bu maçın kazananı tam da bunu yaptı.

Kasımpaşa’nın ara transfer tokadı ve mesajı

Kasımpaşa devre arasında “ligde kalma” cümlesini kadroya kazıdı: Kerem Demirbay, İrfan Can Kahveci, Rodrigo Becão, Cenk Tosun… Bu hamle, teknik direktör Emre Belözoğlu için şu demekti: “Ben bu maçı bir duran topla, bir bireysel kaliteyle çözerim.”
Ama futbol, özellikle böyle stresli 90 dakikalarda, sadece isimle değil; anla kazanılır.

İlk yarı: top onlarda kaldı, “isabet” bizdeydi

İlk 45’te top biraz daha rakipte kaldı (%54–%46). Kasımpaşa daha fazla pas yaptı (238–202), daha fazla korner buldu (3–0). Fakat senin için en değerli yer “kale önü tehdit”se, ilk yarı net:
Şut 6–5, isabet 1–2.
Yani “oyun” onların gibi görünse de kaleyi daha net yoklayan bizdik.

Bu devrenin iki imzası vardı:

Samsunspor’da en ciddi tehlike Olivier Ntcham ile geldi; ceza dışından kaleyi yokladı, kaleciyi çalıştırdı.

Kasımpaşa’nın en etkili silahı İrfan Can Kahveci’ydi; ama onun frikiğinde ve şutunda sahneye Okan Kocuk çıktı. O kurtarışlar devreyi değil, maçın sonunu da hazırladı.
Kasımpaşa kalesinde de Giannis Gianniotis ayakta kaldı; bu bir “kaleciler maçı”na dönüyordu.

İkinci yarı: baskı arttı, sinir yükseldi, bizim inat büyüdü

İkinci yarıda oyun “bir pozisyon” maçına döndü. Kasımpaşa hamle yaptı; oyunu diri tutmaya çalıştı. Özellikle Jim Allevinah oyuna girdikten sonra rakibin şut denemeleri ve son bölüm baskısı arttı. Bir yandan da biz, doğru zamanda doğru değişikliklerle direnci tazeledik: Celil Yüksel orta sahaya enerji kattı, Marius Mouandilmadji önde baskıyı diri tuttu.

Maçın son 10 dakikasında Kasımpaşa üst üste “sıkıştırdı”: bloklanan şutlar, kornerler, seken toplar… 89’da bir şut daha duvara çarptı; 90’da korner ve bir deneme daha… İşte tam o anlarda “büyük takım” refleksi devreye girer: panik değil, soğukkanlılık. Savunma çizgisi, bloklar, geri koşular… Bu maçın görünmeyen kahramanları bunlar.

90’da “kaleyi bulan” kazandı: tek kafa, üç puan, hasret bitti

Ve futbolun acımasız gerçeği: 89’da sen vurursun, blok olur… 90’da rakip vurur, gol olur.
90. dakikada gol geldi: Maçın en çok çalışan, en çok göze batan isimlerinden Jaures Assoumou çıktı, çok klas bir kafa golü attı ve Samsunspor’un 3 puan hasretini bitirdi. Bu gol, sadece tabelayı değil, takımın psikolojisini de çevirdi. Çünkü böyle maçlar, “iyi oynadım”la değil; kazandımla biter.

Maç sonu rakamlar: oyun rakipte kaldı, “isabet” ve sonuç bizdeydi

Maç sonu istatistikleri, bu hikâyeyi birebir doğruluyor:
Topla oynama %52–%48, şut 11–8… ama en kritik yer: isabetli şut 1–3.
Pas 400–390, pas yüzdesi %85–%88, korner 4–1, faul 21–21…
Kasımpaşa daha çok denedi, daha çok bastı; Samsunspor ise kaleyi daha net buldu ve 90’da tek hamleyle maçı aldı.

İrfan Can ve teknik direktör Emre Belözoğlu’nun dokunulmazlıkları mı var? Bu Çağdaş Altay denilen zat! Neden korkuyorsun? Hayırdır? Sana küfrediliyor ve sen bunları yutuyorsun, yazıklar olsun! Peki bu VARDakiler bu küfürleri duymadılar mı? Çağdaş Altay! Korkaklar her gün ölür, cesurlar bir kez! İstanbul maçına İstanbul hakemi atamak! Ancak bu MHK ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun yapacağı aymazlıktır.