Hilas Otel

Çelik İnşaat

Seyrüseferin Gerekleri

Şüphe yok ki insan yaşamı ihtiyaçların giderilmesi üzerine kurulu. Amerikalı psikoloji profesörü Maslow’un çok bilinen “İhtiyaçlar Hiyerarşisi” ne göre de en temelde nefes alma, beslenme, su, cinsellik, uyku, denge, boşaltım gibi fizyolojik gereksinimler var. Bir üst basamakta güvenlik gereksinimleri (vücut, iş, kaynak, etik, aile, sağlık, mülkiyet güvenliği) varken yukarıya doğru sıralama; ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık); saygınlık gereksinimi (kendine saygı, güven, başarı, diğerlerinin saygısı, başkalarına saygı) ve kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdem, yaratıcılık, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü) şeklinde devam ediyor.
    

Bugün fizyolojik ihtiyaçlarımızın giderilmesi ,toplumun geneli açısından, bilim-teknik ve teknoloji sayesinde hiç olmadığı kadar kolaylamış durumda. 2000’li yılların başında küresel çapta meydana gelen refah artışından pek çok ülkeyle birlikte Türkiye de payını aldı. Dünya genelinde hakim olan tüketim esaslı ekonomik yapının eseri olarak bunun gündelik yaşantımıza yansımalarını net olarak görmeye başladık. İnşaat sektörünün ülkemizde ulaştığı nokta malumdur. Bununla birlikte başını sokabileceği bir evin ardından insanımızın en çok hayalini kurduğu dünyalık ise ayağını yerden kesebilecek bir taşıt. Bu, bütçeye göre bir motosiklet olabileceği gibi bir otomobil veya lüks bir 4x4 de olabilir. Aşağıdaki tabloda TÜİK verilerine göre son dört yılda Samsun genelindeki toplam motorlu taşıt sayıları ile otomobil ve motosiklet sayıları gösterilmiştir. 
 

SAMSUN    Toplam     Otomobil    Motosiklet
2016    317.106    148.887    34.046
2017    328.422    155.951    34.597
2018    346.383    167.193    35.889
2019 (Şubat)    353.733    171.508    36.844
    

Sayılar hem toplamda hem de araç türleri açısından doğal karşılanacak bir artışa işaret ediyor. 2019 yılı Şubat ayı itibariyle Samsun hem toplam motorlu araç sayısı hem de toplam otomobil sayısı bakımından 18. sıradayken, motosiklet sayısı bakımından 20. sırada yer almaktadır. Bu sıralama kimileri açısından Samsun gibi gelişme potansiyeli yüksek, bulunduğu bölgenin en dikkat çeken ili için yetersiz bile gelebilir. Ekonomik ve iktisadi yönü bir yana elde edilen zenginliğin kültürüne hakim olma, sorumluluklarını yerine getirme noktasından bakıldığında kanaatim o ki gidecek daha çok yolumuz var. Zira Samsun’da araç sayısı arttığı gibi trafikte yeni ve lüks araçları görme ihtimalimiz de yükseliyor. Bu, muhakkak maddi açıdan zenginleşmenin göstergesi. Buna rağmen trafikte özellikle yayalara karşı gösterilen hassasiyet, kurallara uyma hususunda gereken azami çaba açısından yazıktır ki sınıfta kalıyoruz. Gerek il merkezinde gerekse de ilçe merkezlerinde yaşayan vatandaşların mağduriyetlerini görmemek, duymamak mümkün değil. Işık ihlalinden kaldırımların araçlar tarafından işgaline, kimi motosiklet sürücülerinin anlamsız akrobasi çalışmalarından, selektör tacizine kadar pek çok olumsuz ve tehlikeli tutum/davranış akan trafikte görülebiliyor. Araçlarımızın modeli değişiyor, özellikleri değişiyor, teknolojisi gelişiyor ama ne hikmetse bizim trafik kurallarına dair yaklaşımımız aynı hızda gelişmiyor.
    

Geçtiğimiz haftalarda önce internete ardından da ulusal basına yansıyan bir video görüntüsü vardı. Lüks, siyah bir araç akan trafikte arkasından gelen ambulansa yol vermemek için sürekli manevralar yapıyor; bir türlü ambulansın geçip gitmesine müsade etmiyordu. Daha sonra kimliği tespit edilen sürücüye, "saygısızca araç kullanmak", "kurallara uymamak", "ambulansın geçişini kasıtlı engellemek" suçlarından toplamda bin 326 lira para cezası uygulandığı bilgisi ajanslara geçildi. Sürücünün ortaya koyduğu mazeretlerin komikliği bir yana, hangi nedenle ve nasıl bir ruh haliyle yapıldığını anlamak mümkün değil. İstanbul’da yaşanan bu olay, tek değil. Eminim bu satırları okuyanlar benzer olaylarla defalarca karşılaşmışlardır. 
    

Hem Samsun’da hem de ülke genelinde sayıları giderek artan motosiklet kullanıcıları da trafiğimiz için bir diğer potansiyel tehlike olarak dikkat çekiyor. Yayaları ve trafikteki diğer araçları tehlikeye atan, şerit ve ışık ihlali yapan,  diğer araçların önüne aniden atlayan, tedbirsizce kullanılan ve kimi zaman ehliyet dahi olmadan trafiğe çıkan motosiklet sürücüleri kendi hayatlarını tehlikeye attıkları gibi diğer sürücü ve yayalar için de tehlike oluşturuyorlar.  
İster otomobil, minibüs, kamyon isterse de üç tekerlekli motosiklet kullansın trafiğe çıkan bu tarz sorumsuz sürücüler yüzünden bir baba, akşam evinde yolunu bekleyen evlatlarına ulaşamıyor; bir evlat okuldan gelişini bekleyen annesine kavuşamıyor.
    

Trafikte kullandığımız araçların, yolların gelişimine, seyrüseferin artan hızına bakmadan önce trafiğin temelinde “saygı” olduğu unutulmamalı. Kullandığı aracın niteliğine, değerine bakmadan direksiyona geçen her sürücünün sorumluluk ceketini önce üzerine geçirdiğini bilmesi şarttır. Aksi durum kendi canını yakabileceği gibi, ömür boyu sürecek bir vicdan azabına da kapı aralayabilir.

YORUM EKLE