40 yıldır arıcılık mesleğini birlikte sürdüren çift, üretimin tüm aşamalarında omuz omuza çalışıyor. Recep Kilim genellikle arıların bakımı ve üretim planlamasını üstlenirken, Hatice Kilim ise petek hazırlığı, bakım ve günlük işlerle ilgileniyor.
“40 YIL BİTTİ, 41’İNCİ YILIMIZ OLACAK”
Recep Kilim, liseden mezun olduktan sonra arıcılığa başladığını belirterek, ilk yıllarda yaklaşık 20 kovanla işe başladığını söyledi.
Zamanla işlerin büyüdüğünü ifade eden Kilim, en büyük desteği eşinden gördüğünü dile getirdi.
Arıcılığın emek, sabır ve dayanışma isteyen bir iş olduğunu vurgulayan Recep Kilim, şöyle konuştu:
“İlk başlarda yalnız yaptım. İşler çoğalınca hanım da bana eşlik etti. O günden beri devam ediyoruz. 40 yıl bitti, 41'inci yılımız olacak.”
“BENİM DİĞER YARIM”
Eşinin işi artık en az kendisi kadar iyi bildiğini anlatan Kilim, şu ifadeleri kullandı:
“Bazen ona, ‘Sen olmasan bu böyle olmazdı.’ diyorum. Malzemeleri tanıyor, ne yapılacağını biliyor. Ben arıya bakım yaparken petekleri hazırlar. Benim diğer yarım. Dışarıdan biri gelse bunu bilmez, öğretmek zaman alır.”
HER YIL 680 KİLOMETRELİK YOLCULUK
Kaliteli bal üretimi için her yıl Bingöl’ün Karlıova ilçesini tercih ettiklerini belirten Kilim, uzun yolculuk yaptıklarını söyledi.
Recep Kilim, “Yüksek yayla ballarının kaliteli olduğunu düşündüğümüz için Bingöl'ün Karlıova ilçesini tercih ediyoruz. Buradan 680 kilometre. Mayıs sonunda gidiyoruz, 4 ay orada kalıyoruz. Eylül sonunda işimiz bitiyor, dönüyoruz. Ekim'in 20'sine kadar da kışlık bakımını hazırlıyoruz.” dedi.
“SEL, AYI SALDIRISI VE İKLİM ŞARTLARI VAR”
Arıcılığın en zor yanının kovanların taşınması olduğunu ifade eden Kilim, üretim sürecinde birçok riskle karşılaştıklarını anlattı.
“Nakliye, sel, ayı saldırısı ve iklim şartları gibi risklere rağmen üretimi sürdürüyoruz. Bal üretimi tabiat şartlarına bağlı. Bazı yıllar 15 ton bal sattım. Geçen yıl 8 ton sattık. Tabiat verecek ki olacak. Arıcılıkta yoğunluk olmazsa tabiat cevap veriyor. Yoğunluk olursa kovan başına verim düşüyor.” diye konuştu.
“ARILARDAN KORKMUYORUM”
Hatice Kilim ise arıcılığın sadece geçim kaynağı değil, birlikte yürüttükleri ortak bir emek olduğunu söyledi.
Babasının da arıcı olduğunu belirten Hatice Kilim, çocukları küçükken eşinden ayrılmak istemediği için yaylalara birlikte gitmeye başladığını anlattı.
Zamanla üretimin bir parçası haline geldiğini dile getiren Kilim, şunları kaydetti:
“Çocuklar büyüyünce bir süre ara verdim. Sonra baktım işçi tutuyor, ‘İşçi tutmana gerek yok, beraber yapalım.’ dedim. Arı çoğalınca yine işçi tuttuk ama birlikte devam ettik. Arıcılıkta birçok işi yapıyorum. Mum takıyorum, körük yakıyorum, şerbet veriyorum, oğul alıyorum. Arılardan korkmuyorum. Bu işi seviyoruz. Sevmezsen yapamazsın.”
Samsun Havza'da örnek dayanışma: Ürünlerini yarı fiyatına sattı!