Sevgiyle disiplin

Abone Ol

Çocuklara ebeveynlik yapmak, büyük bir neşenin yanı sıra,pek çok zorluk ve sayısız kritik kararla dolu uzun bir yolculuktur. Bu yolculuktaki en büyük sınavlardan biri ise, disiplin ile sevgi arasında doğru dengeyi kurabilmektir. Çoğu zaman bu denge bozulur. Hem çocuğumuzu koşulsuz sevmek isteriz, hem de ona sınırları, sorumluluğu ve iyi bir birey olmayı öğretmeye çalışırız.
Peki bunu kızmadan, bağırmadan, sevgi dolu bir yaklaşımla nasıl başarabiliriz?
Aslında disiplin ve sevgi birbirine zıt değil, aksine birbirini tamamlayan iki unsurdur. Doğru bir yaklaşımla uygulanan disiplin; çocukların saygılı, sorumluluk sahibi ve empatik bireyler hâline gelmesine yardımcı olan, sevgi temelli bir eylemdir.
Tüm çocuklar kendilerini güvende hissedebilmek için sınırlara ihtiyaç duyar. Bu anlamda disiplin, çocuğun sağlıklı gelişimi için etkili bir araçtır. Ancak bu aracın, çocuğun kişiliğine zarar vermeden kullanılması gerekir. Fiziksel ceza, bağırmak ve azarlamak; çocuğu yalnızca korkutur, güven duygusunu zedeler ve saldırgan davranışları teşvik eder.
Sevgiyle disiplin anlayışında katı cezalara yer yoktur. Amaç; çocuğa hangi davranışların doğru, güvenli ve kabul edilebilir olduğunu, hangilerinin ise yanlış, güvensiz ve kabul edilemez olduğunu öğretmektir.
Çocuğunuzu Sevgiyle Disipline Etmek İçin Öneriler
Ev kurallarına uymadıklarında, arkadaşlarına nazik davranmadıklarında ya da uygun olmayan bir davranış sergilediklerinde:
Net ama nazik olun. Bağırmadan, suçlamadan ve öfkeye kapılmadan konuşun. Sert bir ses tonu kullanabilirsiniz; ancak kontrolünüzü kaybetmeyin. Hataları açıklarken kısa ve net cümleler kurun. Çocuklar uzun açıklamaları dinlemekte zorlanırlar.
“Ne yapmamalısın” yerine “Ne yapmalısın” deyin. Örneğin; Çocuğunuzu evde futbol oynarken gördüğünüzde, “Evde futbol oynanmayacağını kaç kez söyledim?” demek yerine “Futbolu okul bahçesinde oynamalısın” demek çok daha yapıcıdır.
İyi bir model olun.Dağınık olmanız, kirli bulaşıkları masada bırakmanız ya da kırıcı sözler kullanmanız, çocuğunuzun kafasını karıştırır. Önce öğretmek istediğiniz davranışı siz kazanmalı, sonra çocuğunuzdan beklemelisiniz.
Duygularını kabul edin. Oyun saati bittiği için öfkeli olabilir. “Oyun saatin bittiği için üzgünsün, seni anlıyorum; ama yine de ödevini zamanında yapman gerekiyor” diyerek hem duygusunu anladığınızı, hem de sorumluluğunu hatırlatabilirsiniz.

Asla fiziksel ceza uygulamayın.Vurmak, sarsmak ya da tokat atmak çocuğunuzun sizden korkmasına ve size olan güveninin sarsılmasına neden olur. İstenmeyen davranışı kısa süreli durdurabilir; ancak uzun vadede çocuğun kişiliğine zarar verir ve onu daha agresif, iş birliği düşük bir bireye dönüştürebilir. Daha önce fiziksel ceza kullandıysanız, artık alternatifler geliştirmenin zamanı gelmiştir.
Sonuçlar, davranışla ilişkili ve gerçekçi olmalıdır. Yani odasını toplamayan bir çocuğu disipline etmek için daha fazla test çözdürmek sonuçtan uzaklaştırır. Sonuç odasının toplanmasıdır. Bu nedenle odasını toplatmak için “ Odanı topladığında birlikte sohbet edebiliriz” veya “ Market alış verişinde bana eşlik edebilirsin” gibi soruna odaklanan çözümler üretilmelidir.
Kızgınken tehdit etmeyin. “Giyinmezsen bir hafta dışarı çıkamazsın” demek yerine “Giyinmezsen pijamanla çıkmak zorunda kalacaksın” demek hem daha gerçekçidir hem de öğreticidir.
Disiplin sonrasında bağ kurun, övün ve gelişimlerinden bahsedin. “Odanı çok özenli ve hızlı topladın. Böylece ben de markete gitmek için fazla beklememiş oldum. Gittikçe hızlanıyorsun” diyerek bağınızı güçlendirip, çocuğunuzu övebilirsiniz.
Çocuğunuza sarılın. Onu sevdiğinizi ama bu davranıştan memnun olmadığınızı açıkça ifade edin. “Seni seviyorum ama her seferinde odanı dağınık görmek beni hayal kırıklığına uğratıyor. Bu davranışından memnun değilim” diyebilirsiniz.
Olumlu davranışları fark etmeye odaklanın. Sürekli olumsuz davranışlara odaklanıp, olumlu davranışları görmezden gelmek; çocuğun dikkat çekmek için olumsuz davranışlara yönelmesine neden olur. Olumlu davranışları fark etmek ve takdir etmek bu döngüyü kırar.
Gerçekçi beklentiler belirleyin. “Tüm gün sessiz otur” demek yerine “On beş dakika daha sessiz oynayabilir misin? Dinlenmeye ihtiyacım var” demek çocuğun gelişimine daha uygundur. Çocukların çok uzun süre sessiz kalması doğalarına aykırıdır.
Dikkat dağıtmayı bir strateji olarak kullanın. Her olumsuz davranışa doğrudan müdahale etmek yerine, çocuğun dikkatini başka bir yöne çekmek çoğu zaman daha etkilidir. Örneğin sinirlenip oyuncaklarını fırlattığında “Ben de kendimi iyi hissetmiyorum. Mutfağı sanırım tek başıma toplayamayacağım. Bana yardım eder misin?” diyebilirsiniz.
Gün içinde birebir zaman ayırın.Telefon, ev işi ya da başka bir işle ilgilenmeden yalnızca çocuğunuza odaklandığınız zamanlar bağınızı güçlendirir. Süresinden çok niteliği önemlidir; 20 dakikalık, kaliteli bir paylaşım bile, çoğu zaman yeterlidir.

Çocuğunuzun öfke patlamalarında kızmak yerine nasıl çözümler üretebileceğini düşünmesini sağlayın. Örneğin okulda yaşadığı bir olaydan sonra evde öfkelenip kitaplarını, çantasını oradan oraya atan çocuğunuza şöyle yaklaşabilirsiniz:
“Harika ve düşünceli bir çocuk olduğunu biliyorum. Kitaplarını yere atmak istemediğini düşünüyorum. Bu yüzden öfkeni ifade etmenin başka yollarını bulabileceğine eminim.”
Bu tür ifadeler, konuşmanın kapısını açar ve çocuğa umut, güven ve cesaret verir.
Duyguları tanımlamayı öğretin.“Hayal kırıklığına uğramış görünüyorsun” ya da “Ümitsiz hissediyor gibisin” gibi cümleler, çocuğun kendi duygularını tanımasına ve tanımlamak için cesaretlenmesine yardımcı olur.
Unutmayın; ebeveynlik zor bir iştir ve hata yapmak kaçınılmazdır. Gün içinde kendinize de vakit ayırmanız, çocuklarınıza daha sağlıklı bir şekilde geri dönebilmenizi sağlar. Kendi molalarınızı ihmal etmeyin.
Çocuğun ruhuna dokunarak konulan her sınır, onu hayata karşı daha güçlü, daha güvenli ve daha vicdanlı bir birey olarak hazırlar.

meltemerdemli@gmail.com

Meltem ERDEMLİ
Çocuk Eğitimi ve Gelişimi Uzmanı