banner1518

banner1584

banner1526

banner1499

banner1576

banner1324

banner1581

Sevda'nın İffet Savaşı (6)

Mehmet Kemal Yavuz'un kaleme aldığı Sevda'nın İffet Savaşı yazı dizisinin 6. bölümü sizlerle...

Sevda'nın İffet Savaşı 12.10.2018, 08:16 03.02.2021, 14:20
931
Sevda'nın İffet Savaşı (6)

Kardeşinin hayatından endişe eden Perrin, "baba" bildiği terzi Mehmet'e İstanbul'a gitmek istediğini söyledi. "Sen ne yapabilirsin ki kızım? Sermet elinden geleni yapar. Hiç meraklanma?" de terzi Mehmet...
Perrin'in içi rahat değildi. Yerinde duramıyordu. Yemeden içmeden adeta kesilmişti. Çalıştığı evlerde, gözü televizyon haberlerindeydi. Trafik kazası geçirse, haberi olurdu. İntihar etmiş olsa, cesedi bulunurdu. Ne olmuştu?..Çiftlik Caddesi'nde kalabalıklar içinde yapayanlız, çaresizdi...


GÖZÜ KÖR OLASI ŞOFÖR

Kamyonet soförü aracı  çalıştırmıştı. Tam hareket edecekken, Sevda'nın gölgesi adam, kamyonette, muz kasasının unutulduğunu söyledi. Şoför, "Nasıl olur?" deyip, araçtan indi. Kamyonetin kasanın kapısını açtılar. Şoför içeriye girdi. "Evet, şurada unutmuşuz" dedi. Kasaya doğru yönelen şoför, Sevda ile göz göze geldi. "Sen de kimsin?" diye yüksek sesle sordu. Bağevinin çalışanı birşey mi oldu?" dedi. "Burada bir kız var"...Sevda'nın gölgesi de merakla kamyonete bindi. Sevda'yı görünce, küfürler savurarak, genç kızı sürükledi. Araçtan indiğinde, tekleyerek eve götürdü. Patronu "yüzüne vurmayın" diye tembihlemişti...
Sevda, yeniden odaya kapatıldı. Ceza olarak da akşam yemeği verilmedi. Sadece bir bardak su. Sevda,  bu insan müsvetlerinin bedeninden istifa edeceklerini biliyordu. Bardağı kırıp, bileklerinden kesmek istedi. Bardağı pencerinin denizliğine vurup, kırdı.  Kapıda bekleyen gölge, odanın kapısını hışımla açtı. Sevda'nın elindeki kırık bardağı, alarak bir tokat vurdu. "Sen beni mi yakacaksın o......"dedi. 

KAYIP SEVDA, GAZETELERDE









Sevda'dan haber alamayan Perrin'e bir arkadaşı, gazeteye ilan ver, belki katkısı olur demişti. Perrin, terzi Mehmet'e bu fikrini açtı. Terzi Mehmet, "İlanlar pahallıdır kızım. Yine de soralım. Tanıdık bir biri var. Tamir işlerini bana getirir. Onu bulalım, bize yardım eder" dedi. Terzi Mehmet'in tanıdığı gazetecinin telefonunu biliyordu. Gazeteci yerinde yoktu. Cep telefonunu rica etti. Sekreter kız vermek istemedi. Terzi Mehmet, konunun hayati olduğunu ifade etti. Gazeteyi yakından tanıdığını, elbiselerinin tamir işlerini kendisini yaptığını söyledi. Sekreter kızın verdiği cep telefonunu çevirdi. Kendisini tanıttıktan sonra, durum anlattı. Gazetecinin yardımcı olacağı, terzi Mehmet'in "Sağol sağol" sözlerinden anlaşılıyordu.
Terzi Mehmet, telefon kapattıktan sonra, "Tamam para vermeyeceğiz. Haber yapılacak. Sevda'nın fotoğrafı lazım. Git evden hemen getir" dedi.
Perrin,  İstasyon Mahallesi'nden Çiftlik Mahallesi'ndeki evlerine sanki kuş olup uçmuştu. Sevda'nın üniversite kayıtları için çektirdiği fotoğraflarından birini buldu. Dükkan'a döndüğünde, bir genç onu bekliyordu. Gazeteci, Perrin'in eline Sevda'nın fotoğrafı vererek, deklanşöre bastı.
Fotoğrafı alıp, dükkandan dışarı çıktı.

HABERİ, SADECE YEREL GAZETELER KULLANDI

 Terzi Mehmet'in tanıdığı gazeteci, bir haber ajansında çalışıyordu. Bütün gazetelere haber servisi yapıldığı halde, Sevda'nın kayboluş haberi sadece yerel gazetelerde çıktı. Çünkü, bu ülkede hergün onlarca kız çocuğu kayboluyordu. Önemli bir haber değeri yoktu.r Haberin değeri elbette muhatabı için önemliydi. Acaba bu haberi kullanmayan gazetecilerin başına böyle bir olay gelseydi, duyarsız kalırlar mıydı?..Sevda'nın kaybolduğunu sadece Samsunlular öğrenmişti. Gazetelerin birinci sayfasında, "Üniversiteli genç kız kayıp" diye çıkmıştı.

EMEL DE SEVDA'YI ARIYOR

Emel okuldan erken çıktı. İstanbul Üniversitesi'nde Sevda'nın arkadaşı olduğunu bildiği Yeliz'i aradı. Yeliz, Giresunlu'ydu. İyi bir ailenin kızıydı. Sevda ile karakterleri benzerdi. Filiz, "Hasta olduğunu düşünmüştüm. Telefonunu da bilemediğim için arayamadım. Nasıl olur? Sevda, kimseye haber vermeden bir yere gitmeyen kızdır. İnşallah başına kötü birşey gelmemiştir" dedi.
Emel, çılgına dönüyordu. Kamil'i cep telefondan aradı. Nuri'ye ulaşıp ulaşmadığını sordu. Kamil, yine aynı şeyleri söylemişti: "Birlikte gitmişlerdir, takma kafanı"
Emel, Nuri' Sevda'yı sevdiğini sanıyordu. "Olabilir" diye düşündü. Aslında kendini rahatlamak istiyordu. Fakat, içini kurt gibi kemiren birşey vardı. Rahat değildi. Sevda'dan hala haber yoktu.  


(Yarın: Jilet Necla'dan ders)

Yorumlar (0)