banner1518

banner1577

banner1575

banner1499

banner1525

banner1324

banner1581

Sevda'nın İffet Savaşı (19)

Mehmet Kemal Yavuz'un kaleme aldığı Sevda'nın İffet Savaşı yazı dizisinin 19. bölümü sizlerle... 

Sevda'nın İffet Savaşı 25.10.2018, 08:25 22.02.2021, 10:27
729
Sevda'nın İffet Savaşı (19)

Nermin hanım, Sevda'ya böylesine içten davranan asil ruhlu delikanlıyı sevmişti. Bu zamanda Hasan gibileri bulmak zordu. İki kıza hayat mücadelesinde bir dayanak lazımdı. Hasan zengin çocuktu. Yıllardır fakirliğin pençesinde didinen Perrin, hep böyle mi yaşayacaktı? Yuva kurup, annelik duygusunu tadamayacak mıydı? Hasan, ona da kol kanat gerebilirdi.
Nermin, Perrin ve Sevda'yı Hasan'la gitmek için ikna etti. Perrin, Samsun'daki çevresinden çekiniyordu. Zaten Sevda'nın başına gelenleri duymayan kalmamıştı. "Bu çocuk da kim?" diye soranlara  ne diyecekti? 
Kendisinden çok Sevda'yı düşünüyordu. Milletin ağzı torba değil ki büzsün...
Nermin hanımla sohbete dalmış olan Hasan'a seslenerek, "Öğleden sonra, sana haber verilim" dedi. Amacı, terzi Mehmet'in fikrini almaktı. Ne de olsa, onlara babalık yapan insandı. Yanlış bir şey yapmaktan çekiniyordu.
Hasan evden çıkarken sevincini belli etmek istemiyordu ama koltuktan kalkarken sehpayı devirdi. Hasan'ın heyecanına hep birlikte tebbüsüm ettiler. Nermin hanım, Hasan'ın sırtına vurarak, "Üzülme olur böyle şeyler" dedi.
Hasan heyecandan bütün vücudu titriyordu. Daha mervidenlerden inerken, cebindeki sigara paketine uzandı. Evde sigara içmedi. Büyüklerinin yanında sigara içmeyi saygısızlık olarak bilirdi. Sokağın başında park ettiği cipine gidene kadar, sigarasının közü  filtreye dayanmışti...


-TERZİ MEHMET'TEN İZİN ÇIKTI

Perrin, Hasan'ın evden çıkmasından hemen sonra, terzi Mehmet'i telefonla aradı. Durumu bir çırpıda anlattı. Terzi Mehmet, "Nasıl olsa sizin evde kalmayacak. Bir mahsuru yok" dedi. Bu sözler, Perrin'i rahatlatmıştı. Sevda'da çok sevinmişti. Hasan'la birlikte yolculuk yapacaklarına mı, yoksa memleket hasretini dindireceğini mi?..
Tarifsiz duygular, Sevda'nın başında bir toz bulutu gibi dolanıyordu. Hangisiydi gerçek?.. Nuri'ye de inanmıştı. Sonrası malum...Hasan'ı Nermin hanım, Perrin ablası da sevmişti. "Onlar da yanılmıyor ya" diye düşündü.
Hasan, karektersiz bir insan olsaydı, Adana'da bağevindeki eline fırsat geçmişti. İstediğini yapabilirdi. Şimdi neden yanlış yapsın ki?..
Bitmek bilmeyen sorulara yanıt ararken, Perin "Haydi hazırlanalım" dedi Sevda'ya...

-UÇARAK MI GELDİN HASAN?

Sevda, telefonla Hasan'ı arayıp, "Bekliyoruz" dedi. Sevda, ne zamandır Hasan'a "Abi" diye hitap etmiyordu. Bunu telefonu kapattıktan sonra farketti. 
Evin kapısı telefondan 15 dakika sonra çaldı. Komşu kız geldi sandılar. Gelen Hasan'dı. Perrin, "Uçarak mı geldin?" Hasan diyerek takıldı. İstanbul'da bir aynı semteki bir caddeden diğerine gitmek, neredeyse yarım saati buluyordu. "Yakın yerdeydim ablacığım" dedi Hasan...
Sermet beyi aradı Nermin hanım. Kahvehanenin telefonunu çevirdi. Kahvehanenin garsonu Nermin hanımı sesinden tanıyordu, "Tamam yenge çağrıyorum" diyerek, Sermet'e döndü: "Telefon evden Sermet baba."









Sermet, telefonu kapattıktan sonra, koyar adımlarla eve doğru yöneldi. Merdivenlerden bir tazı çevikliğiyle çıktığında, nefes nefese kapı zilini çaldı. Sevda açtı kapıyı..."Ne o aceleniz kızım?" dedi. Hasan söze atıldı, hava kararmadan Bolu'yu geçmek istediğini söyledi. Sermet bey, kış koşullarında Bolu Dağı'nın sürücüleri zorda bıraktığını biliyordu: "Haklısın"

-ÖZCAN'A TEŞEKKÜR ETTİ

Perrin, evden dışarı çıkarken, "Sermet amca, Özcan beye bir telefon edip, teşekkür edebilir miyim?" dedi. Sermet,  Perrin'i bir kere daha takdir etti. Vefayı bilmenin bir erdemli bir davranış olduğunu söyledi.
Özcan çıkmıştı telefona... Kendini tanıttı önce Perrin...Samsun'a döndüğünü, annaanesine götürülecek birşey varsa, ulaştırabileceğini söyledi. Özcan memnun olmuştu. "Benim yerime güzsel anneannemin ellerinden ve yanaklarından öp, yeter" dedi.
Perrin, Sermet bey ve Nermin hanımla vedalaşırken, gözyaşlarını tutamadı. "Hakkınızı helal edin ne olur" diyerek, onlara sarıldı. Ellerinden öptü. Nermin hanım da ağlıyordu. Mutafa gidip, bir tas su ile geri döndü. Sermet'e verip, "Aşağıya in de arkalarından bu suyu dök" dedi.
Mütehhit Hasan, bambaşka bir dünyada yaşıyor sandı kendini. Sanki, Münir Özkul ve Adile Naşit'li  klasik  bir Türk filminin içindeydi.
Hasan cipin arka kapısını açıp, Perrin'in bavulunu yerleştirdi. Sonra de Sevda'nın bir markete ait naylon çantasını koldu bagaja...
Nermin hanım camdan bakıyordu: "Yolunuz açık olsun"...
Araç hareket ettiğinde, Sermet bey elindeki bir tas suyu savurdu sokağa...
Su gibi gidip. su gibi gelmeleri için...

-KAYBOLAN YILLAR

Cipin ön tarafında Sevda oturdu. Perrin arkadaydı. Hasan, kazasız belasız yolculuk dileğinden sonra, teybi açtı. Sezen Aksu söylüyordu: "Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler. Şimdi bana seninle bir ömür vaat etseler...."
Şarkıda herkes ayrı ayrı dünyalara gitmişti. Sevda, acı çektiğini günleri anımsadı.  Hasan ise, bu yaşına kadar yaşadıklarının ne kadar boş şeyler olduğunu Sevda'yı tanıdıktan sonra anlamıştı. Geçen zaman da onun için kaybolan yıllardı...
Perrin, iki genci düşüncelerinden kopardı: "Çocukluğumun şarkısıydı"
Hasan'ın İstanbul trafiğinden çıkış zamanlaması harikaydı. Biri iki saat geç yola çıksalar, trafiğe takabilirlerdi. Sultanbeyli'ye ulaştıklarında yol daha da rahatlamıştı...


(Yarın: Ne de çabuk geldik Samsun'a?)
YAZI DİZİSİNİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Yorumlar (0)