SENİNKİ DE DERT Mİ, BENİMKİNİN YANINDA

Abone Ol

İnsanoğlu çok naif. Olur olmaz birçok şeye üzülüyor, küsüyor, ciddiye alıyor. Uykusuz kalıp hayatını mahvediyor. Bu cümleler birçoğumuz için tanıdık değil mi? Arkadaşımızın bir yanlışını gördük, hemen modumuz düşer; çocuğumuz okula gitmez, mahvoluruz. Komşumuz olumsuz bir söz söyler, hayatımız kararır; depresyona girer, işimizden aşımızdan zevk alamaz olur, dünyamızı cehenneme çeviririz.

Oysa şu koca dünyada bir nokta gibi kalan insanoğlunun, bu sıradan sorunları dert etmesinin, şu kısa ömrümüzü zindan etmenin bir anlamı yok gerçekten.

Bir yapay zeka olayı var, dünyayı çekip çeviriyor. En zor durumlarda olayların akışına yön veriyor. Problemleri çözüyor, birçok işçinin, elemanın yaptığı işi yapıyor. Savaşları yönetiyor, siyasi parti çalışmalarına önderlik ediyor, hastaların tedavisine katkı sağlıyor. Bazı durumlarda aklımızın ermediğini, olaylara şaşırdığımızı, yaşananların bizi ne kadar aştığını ve çok da düşünmememiz gerektiğini düşündürüyor.

Scientific American’da yer alan bir yazıya göre rapordaki her bölüm farklı alanlardan örnekler içeriyor: Bir matematikçi ya da fizikçi çözüm bulamadığı bir problemle uğraşırken, bir doktor laboratuvar sonuçlarını doğrulamaya çalışırken GPT-5’ten yardım istiyor. Yani yapay zeka, bilimin sınırlarını biraz daha öteye taşıyabiliyor. Yaşananlara aklımız bile yetmiyor artık!

Kurşundan altın elde etmek, Orta Çağ simyacılarını yüzyıllarca meşgul eden bir hayaldi. Modern bilim ise bunun kimyasal yollarla imkansız olduğunu ortaya koydu. Independent’in haberine göre atom düzeyinde kurşun ve altın arasındaki fark sadece proton sayısında yatıyor. Kurşun atomu, altın atomundan üç proton fazla içeriyor. Bu nedenle kurşunu altına dönüştürmek teorik olarak bir kurşun atomundan üç proton koparmakla mümkün hale geliyor. İşte CERN’in İsviçre’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda (LHC) yürütülen ALICE deneyi bunu gerçekleştirdi. Demek ki kurşundan altın oluyor!

İşte hayal edemediğimiz, aklımızın almadığı birçok olay bizi şaşırtarak gerçekleşiyor. Bunun yanında sıradan, incir kabuğunu doldurmayan birçok şey için üzülmeye değer mi diye sormadan edemiyor insan.

Robotlar yapıyorlar, ev işleri görüyorlar. Bir usta cerrahtan daha iyi beyin ameliyatı yapıyor, trafikte şahane araba kullanıyorlar. Gelecekte bu yapılanlardan on kat daha fazla şaşırtacak icatlara tanık olacağımız kesin.

Bilim şu ara “karanlık madde” ile meşgul. Yaklaşık bir yüzyıldır evrenin görünmeyen iskeleti olarak kabul edilen karanlık madde ilk kez doğrudan gözlemlenmiş olabilir. Tokyo Üniversitesi’nde astrofizikçi Prof. Tomonori Totani’nin çalışması, Samanyolu’nun merkezinden gelen gama ışınlarında karanlık maddeye özgü bir imza tespit edilebileceğini ortaya koydu. Karanlık madde fikri, 1930’larda İsviçreli astronom Fritz Zwicky’nin galaksilerin kütleleriyle açıklanamayacak kadar hızlı döndüğünü fark etmesiyle gündeme gelmişti. O günden bu yana yer altı dedektörleri, uzay teleskopları ve Büyük Hadron Çarpıştırıcısı gibi birçok araçla aranan bu gizemli maddeye dair somut bulguya ulaşılamamış ancak çalışmalar sürmekteydi. Artık karanlık madde ve evrenin oluşumu çözülüyor!

Dünya şaşırtıcı buluşlar yapıyor; bilim, insanları dehşete düşürecek bir noktaya geliyor. Bu şartlarda gerçekten sizinki dert mi? Değer mi yaşadığımız küçücük birçok şeyi ciddiye almaya, düşünmeye? Varın siz karar verin.