banner1365

banner1469

banner1345

banner1468

16.10.2019, 08:33

Sendika ağaları…

Şükrü KARAMAN

Bazı sendika genel başkanlarının yaşamları, lüks otomobil tutkuları ve yüksek maaşları ile medyaya haber olmaları, sendikalaşma ve işçi hareketini olumsuz etkiliyor, büyümesini engelliyor.

Tezgah başından aşama aşama geçerek genel başkanlık koltuğuna oturan birçok sendikacı,  zor günlerini unutarak, sağlanan olanaklar sayesinde bir anda deyim yerinde ise “ne oldum delisi” oluyor. Ballı maaşlar, düşlerinde bile göremeyecekleri otomobiller, sınırsız harcama yetkileri, her genel kurulda aldıkları bol sıfırlı tazminatlarla adeta patronlaşıyorlar.

Asgari ücretle çalışan üyesi emekçilerden kesilen aidatlarla bu denli israflı yaşam sürdürmeleri; göze batıyor, ağır eleştirilere uğruyor. Bu tip sorumsuz kişilerin özentileri, harcamaları doğal olarak kamuoyunda  “sendika ağaları” yakıştırmalarına yol açıyor.

Üyesi on binlerce işçi ve memur, hayat pahalılığında çok düşük maaş ve ücretle  geçinmeye çalışırken, bazı sendika başkanlarının bir eli yağda bir eli balda görevlerini sürdürmeleri,  işçinin sendikalara olan güvenini aşındırıyor.

Bu tip başkan ve yöneticilerin sayısı işçi ve memur sendikalarında hiç de az değil. Bunların sorumsuz ve etik olmayan tutumları, görevini layıkı ile yapan, emekçiler için gönülden savaşım veren sorumlu sendikacıları da karalıyor.

Memur-Sen’e bağlı Sağlık-Sen Genel Başkanı’nın 800 bin liralık aracı ve aldığı yüksek maaşa ilişkin haberin yankıları unutulmadan bu kez Hak-İş’e bağlı Öz Çelik-İş Sendikası Genel Başkanı yine lüks aracı ve çok yüksek maaşı ile medyaya haber oldu.

Gariban çelik emekçilerinin ücretlerinden kesilen aidatlarla 1.3 milyon lira değerinde BMW marka makam aracı alan, her ay 50 bin liraya yakın parayı cebine indiren sendika başkanı, pişkince kendini aklamaya çalışıyor. Eski aracın  sık sık arızalandığını, 1.8 milyon liralık aracı pazarlık ederek  1.3 milyon liraya yenisini aldığını, böylelikle sendikaya tasarruf sağladığını belirtiyor sözde emekçi başkanı. 

Kendisinin Kayserili olduğunu, tasarrufu da iyi bildiğini vurgulayarak, inceden dalgasını geçmeyi de ihmal etmiyor.  Üstüne üstlük çok çalıştığı için yönetim kurulunun maaşını artırdığını sıkılmadan anlatıyor.

Bu sözlere sabır göstermek doğrusu çok zor. Kendi cebinden çıksa kimse bir şey söylemez, laf etmez. Ancak saatlerce ateşin karşısında alın teri döken, her an ölümle burun buruna çalışan yoksul emekçinin ödediği aidatlarla lüks yaşam sürdürmeyi hiçbir vicdan sahibi kabullenemez.  Kendisi bu duygudan yoksun olacak ki harcamalarını, bol sıfırlı maaşını haklı göstermeye çalıyor.

İşte bu tip “ sendika ağalarından” ötürü işçi ve memur mücadelesi gelişemiyor, sendikalar yeterince büyüyemiyor. Daha yaygın sendikalaşma, emekçinin hakkını eksiksiz alabilmesi için böylesi başkanların çalışma yaşamından uzaklaştırılması şart. Elbette ki, oturduğu koltuğun hakkını veren, emekçi için gönlünce mücadele eden sendikacılar var. Onlara zaten sözümüz olmaz ve alkışlarız.

Demokrasinin olmazsa olmaz kurumlarından sendikaların yok olmaması için gerçek emekçi dostlarına gereksinimi var ülkenin.

Yorumlar (0)
az bulutlu
Namaz Vakti 12 Aralık 2019
İmsak 06:11
Güneş 07:44
Öğle 12:33
İkindi 14:52
Akşam 17:13
Yatsı 18:39