banner1160

Sanayi 4.0 ve bizim gençler

Bir önceki yazımızda dünyada giderek yaygınlaşması beklenen Sanayi 4.0 ve getireceği olası yeniliklere kısaca değinmiştik. İlk olarak 2011 yılında Hannover Fuarında dünyaya duyurulan Sanayi 4.0 için  teknolojinin sadece üretime değil hayatın her alanına dahil olmasını içeren bir yenilik demiştik. Bu yeniliklerin yapay zeka, nesnelerin interneti ve robot teknolojisiyle birlikte düşünüldüğünde ilerleyen yıllarda istihdam konusunda sıkıntılar doğuracağı aşikar. Dördüncü sanayi devriminin ana unsurlarından biri olan nesnelerin interneti (IoT), insan gözetimi olmadan çalışabilen ve zamanla kendi başına daha akıllı hale gelen sistemleri planlıyor. Geçtiğimiz yıl Sanayi 4.0’ın ve yarattığı teknolojinin gündelik yaşama yansımalarını görmeye başladık. Örneğin Google’ın çatı kuruluşu olan Alphabet Amerika’nın ilk ticari sürücüsüz taksi hizmetini duyurdu. Çin’de Xinhua News haber ajansı ise  dünyanın ilk yapay zekalı haber spikerini yayınlarında kullanmaya başladı. İnternette sayısız videoları ile gövde gösterisi yapan Boston Dynamics’in insan benzeri hareket edebilen robotları bilim kurgu filmlerinde öngörülen geleceğin çok da uzak olmayacağının kanıtı sanki. Bunlar ve benzeri robotlar sıva yapma, duvar örme gibi inşaat işlerini dahi yapabiliyorlar (askeri becerilerinden hiç bahsetmiyorum bile). Tüm bu teknolojilerin insan emeğine duyulan ihtiyacı azaltması planlanıyor. Böylece yapay zeka, insansı robotlar ve otomasyon ile günümüzde varolan pek çok mesleğin yok olacağı, yeniliklere uyum sağlayamayan emek gücünün işsizlik problemi ile karşı karşıya kalacağı öngörülüyor.

Günümüzdeki bilimsel ilerlemelerin hızı, geçmişteki emsallerine oranla çok daha yüksek. Şu an ilkokul, ortaokul düzeyinde eğitim gören çocuklarımız hayata atıldıklarında geçimlerini sağlayacakları bir işe sahip olmak için şimdikinden çok daha fazla çaba harcamak zorunda kalacaklar. Karşımızda böyle bir gerçek varken bizim ortaya koyduklarımız yeni kilidi eski anahtarla açmak için ter dökmeye benziyor. Böylesi bir ortamda çocuklarımızın geleceğe en iyi şekilde hazırlanmaları şart. Zira ilk sanayi devriminden sonra bile yeterli eğitime, bilgi ve tecrübeye sahip olmasa bile insanoğlu bugüne kadar bir şekilde karnını doyuracak bir iş bulma şansına sahipti. Gelecekte bu türden fazla bir eğitime ve tecrübeye ihtiyaç duymayan, hizmete dayalı meslekleri yerine getirecek robot ve yapay zeka teknolojisi varken (ve hem daha ucuza hem de daha kusursuz şekilde bu görevi yerine getirecekken) kolay kolay kimse insan emeğine başvurmak istemeyecektir. Eskinin güzel ezber yapan, bilgiyi iyi yüklenen çocuklarının bu tür bir gelecekte başarılı olması da pek mümkün değil. Bu modern çağın kutsalı artık “veri-bilgi”. Haliyle bilgiye sahip olan, elindeki verileri değerlendirebilen, analiz edebilen, yeni sonuçlara ulaşabilen, problem çözen beyinlerin şafağı bu. Bunun için de merak eden, araştıran, soruşturan, öğrenmekten keyif alan, çok okuyan gençlere ihtiyacımız var. Kutucuk karalamak onları sadece bir üniversitenin kapısından içeri sokar. Girdikleri üniversiteden alacakları diploma ise korkarım gelecekte bir kağıt parçası olmanın ötesinde çok fazla bir anlam taşımayacak. Yazıktır ki bugün toplumun hemen her kesimi eğitimin nihai hedefini öğrenciyi yükseköğretime dahil etmek şeklinde yorumluyor. Ne kadar kadük, ne kadar kısır bir düşünce. Kitap okuma ise genci yaşlısı, yenisi eskisi, çoğu kişi tarafından angarya ve gereksiz bir faaliyet olarak görülüyor. Oysa gelecekte ihtiyaç duyulacak bilgi ve becerilere sahip insanların bu meziyetlere ulaşabilmesi öncelikle okuduğunu anlayabilmesi ve yorumlayabilmesinde. Anlama ve yorumlama becerisinin temeli ise okumada.  Bunun yanı sıra iş birliği, problem çözme, yaratıcılık, eleştirel düşünme, kendini iyi tanıma ve geliştirme gibi beceriler de gençlere kaliteli bir yaşamın kapılarını açacak önemli vasıflar. Elinde ebeveyninin hattı üzerine kontratlı alınmış binlerce liralık telefonla gezen, envai çeşit sosyal medya hesabına sahip, kedi-köpek efektli komik videolar çeken ve bunları bol bol yayınlayan, o çok teknolojik telefonuyla oynadığı oyunda rütbeler kazanan ve bu sözde başarısı ile arkadaşları arasında değer  kazandığına inanan gençlerin düştükleri “Çukur”da kendilerini “teknolojiye hakim” zannetmeleri bizim için gülünecek değil ancak ağlanacak, kahrolunacak bir gerçektir. 

Çağın gerekleri değiştiği gibi çağa hakim olan neslin bakış açısı da değişiyor. Önceki yazılarımızda uzman Jean M. Twenge’nin adlandırmasıyla günümüz ergen/genç grubunu oluşturan i-Nesli hakkında bilgi vermiştik. Bu neslin genel özelliği uzatılmış ergenlik özellikleri göstermesiydi. Twenge’nin tanımıyla ergenlik artık yetişkinliğe hazırlık olarak değil, uzatılmış çocukluk olarak görülüyordu. Sanayi 4.0’ın, robot ve yapay zeka teknolojisinin insan gücüne olan ihtiyacı azaltması ile yetişen neslin hayata karşı sahip olması gereken becerilere yeterince sahip olmaması bir araya geldiğinde gençlerimiz için geleceğin çok parlak olduğunu düşünmek pek olası değil.

Bu çocukların ciddi manada yönlendirilmeye ihtiyacı var. Kuşkusuz tarih boyunca meydana gelen her devrim insanlığa bir şeyler kazandırdı, önemli yıkımlarda yarattı. Ancak uzmanların ortak görüşü şudur ki hiçbiri Sanayi 4.0 kadar yıkıcı bir etki yaratmayacaktır. Yeterli bilgi ve beceriye sahip olamamış, kendini geliştirememiş insanların kapitalizme boğulmuş bu dünyada bugünkü kadar rahat nefes almaları ise ne yazık ki pek olası görünmüyor.

YORUM EKLE

banner1134

banner1142

banner1127