Samsunspor’un kendi sahasında oynadığı bu maç, sezonun en net gecelerinden biriydi.
Önce tribün…
Bu yıl gördüğüm en iyi tribünlerden biri. Maçın başından sonuna kadar şehir, takımın arkasında tek bir bütün gibiydi.
Sonra oyun…
Belki de sezonun en iyi futbolu. Özellikle kritik bir detay var: Önde baskıya alışık olan Galatasaray’a bu oyunu kurdurmamak. Rakibin ritmini bozmak, sahayı daraltmak ve oyunu tamamen kontrol etmek. Samsunspor bunu maçın büyük bölümünde başardı.
Buna ek olarak, defansın arkasına atılan toplarla çok net gol fırsatları ve goller bulduk. Aynı pozisyonlardan bir o kadar da kaçan fırsat vardı.
Yani aslında skorun bile anlattığından daha yüksek bir üretkenlik sahadaydı.
Maçın genel hikâyesi de bunu doğruluyor. İlk golü yedikten sonra oyundan kopmayan, aksine kontrolü tamamen eline alan bir Samsunspor vardı. O andan itibaren tempo, oyun yönü ve baskı tamamen ev sahibine geçti.
Bütün takım sahada sorumluluk aldı. Marius, Yalçın, Holse, Drongelen başta olmak üzere bütün oyuncular yüksek seviyede oynadı ve takımın oyun gücünü yukarı taşıdı.
Özellikle Marius’un son haftalardaki yükselişi ayrıca önemli. Bitiricilikteki verimsiz görüntüsünü geride bırakması, hücumdaki en büyük eksiklerden birini kapattı. Sezonun ortasında en çok zorlanan alanlardan biri olan üretkenlik, artık geride kaldı.
Genel tablo net: Samsunspor sadece kazanan değil, oyuna hükmeden bir takım görüntüsü verdi.
Sezonun ortasında yaşanan kayıplar vardı. Ama son haftalardaki reaksiyon, bunun telafi edilebileceğini gösterdi. Eğer bu oyun seviyesi devam ederse, gelecek sezon çok daha farklı bir Samsunspor izleme ihtimalimiz yüksek.
Doğru takviyelerle bu takım sadece iyi oynayan değil, üst sıraları zorlayan ve rakiplerin daha da çekindiği bir yapıya dönüşebilir.
Ve sonuç net:
Bu sadece bir galibiyet değil. Bu, bir seviyenin yukarı taşınması.
Samsun’a, Samsunsporlulara hayırlı olsun.
Emeği geçen herkese teşekkürler.