Borç nedeniyle icra takibi başlatılması halinde tebligat tarihinin dikkatle takip edilmesi gerekiyor. İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesine göre genel haciz yoluyla ilamsız takipte itiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde yapılabiliyor.
7 GÜNLÜK SÜRE KRİTİK
Borçlu, borcun tamamına veya bir bölümüne itiraz edebiliyor. Kanuni süresi içinde yapılan itiraz, şartların oluşması halinde icra takibinin durmasına neden oluyor. Sürenin geçirilmesi ve takibin kesinleşmesi halinde ise alacaklı, borcun tahsili amacıyla haciz işlemlerinin başlatılmasını talep edebiliyor.
MAAŞ VE BANKA HESAPLARI GÜNDEME GELEBİLİR
Takibin kesinleşmesinin ardından borçlunun haczi mümkün mal varlıkları, alacakları ve gelirleri için işlem yapılabiliyor. Ancak kanunda haczedilemeyecek veya yalnızca belirli ölçülerde haczedilebilecek mal ve gelirler için özel düzenlemeler bulunuyor. Maaş ve ücretlerde de özel kurallar uygulanıyor. İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesine göre haczedilecek miktar, borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli tutar dikkate alınarak belirleniyor ve haczedilecek miktar ücretin dörtte birinden az olamıyor. Birden fazla haciz bulunması halinde ise bunlar sıraya alınıyor.
7 GÜN KAÇIRILIRSA NE OLUR?
Yasal itiraz süresinin kaçırılması halinde başvurulabilecek yollar dosyanın durumuna göre değişebiliyor. Borçlunun kendi kusuru olmaksızın süresinde itiraz edemediği bazı hallerde gecikmiş itiraz gündeme gelebiliyor. Borçlu olmadığını ileri süren kişiler açısından ise şartlarına göre menfi tespit davası gibi hukuki yollar da bulunuyor. İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi, borçlunun takipten önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti için dava açabilmesine imkan tanıyor. Bu nedenle ödeme emri alan kişilerin tebliğ tarihini ve ödeme emrinin içeriğini dikkatle incelemesi, somut dosyanın özelliklerine göre hukuki destek alması önem taşıyor.






