Asarağaç Kilisesi, 1923 Lozan Nüfus Mübadelesi öncesinde bölgede yaşayan Rum Ortodoks topluluğu tarafından kullanılıyordu.
Günümüzde koruma altındaki sit alanında bulunan yapı, geçen zaman içerisinde büyük ölçüde yıprandı. Çatısı çöken kilisenin bazı duvarları ve iç bölümündeki sütunları ise günümüze kadar ulaşmayı başardı.

ÜÇ NEFLİ BAZİLİKA PLANIYLA DİKKAT ÇEKİYOR
Asarağaç Kilisesi’nin mimari yapısında üç nefli ve üç apsisli bazilika planı görülüyor. Orta nefin, yan neflerden daha geniş ve yüksek tasarlandığı belirtiliyor.
Yapının beden duvarlarında moloz taş kullanılırken, cephe bitişleri ile kemer, kapı ve pencere sövelerinde düzgün kesme taş işçiliği dikkat çekiyor.
Nefleri birbirinden ayıran kesme taş sütunların yuvarlak kemerlerle birbirine bağlandığı, sütunlar arasında ise ahşap gergilerin kullanıldığı ifade ediliyor.

KUBBELİ ÜST ÖRTÜSÜNÜN İZLERİ GÖRÜLÜYOR
Kilisenin kalıntılarından, yapının beşik çatı sistemine ve merkez bölümünde kubbeli bir üst örtüye sahip olduğu anlaşılıyor.
Batı cephesindeki kapı açıklığı ve bunun üzerinde bulunan dar mazgal pencereler ise yapının döneminde kısmen savunma veya güvenlik amacı taşıdığına işaret eden mimari unsurlar arasında gösteriliyor.

ÇATISI ÇÖKTÜ, DUVARLARI AYAKTA KALDI
Bugün harabe görünümündeki kilisenin çatısı tamamen çökmüş durumda. Buna karşın iç sütunların ve duvarların bir bölümü ayakta kalmayı sürdürüyor.
Çevresinde herhangi bir işletme, kafe veya restorasyon çalışmasının bulunmadığı belirtilen yapı, bulunduğu yüksek konum nedeniyle ziyaretçilerine vadi ve çevresindeki doğal güzellikleri görebilecekleri bir manzara da sunuyor.

TARİH VE DOĞA MERAKLILARININ İLGİSİNİ ÇEKİYOR
Asarağaç Kilisesi, tarihi atmosferinin yanı sıra bulunduğu konum nedeniyle doğa yürüyüşçüleri, tarih meraklıları ve dış mekan fotoğrafçıları tarafından da ziyaret ediliyor.
Bölge halkı ve ziyaretçiler tarafından yapının korunarak turizme kazandırılması amacıyla restorasyon yapılması yönünde çağrılar dile getiriliyor.
Tekkeköy’ün tarihi dokusu içerisinde yer alan Asarağaç Kilisesi, bugün her ne kadar büyük bölümü yıkılmış olsa da geçmişten günümüze ulaşan mimari izleriyle ilçenin dikkat çeken tarihi yapılarından biri olmayı sürdürüyor.





