Eski Samsun Baro Başkanı Av. Kerami Gürbüz, Cengiz Holding'e ait Eti Bakır Fabrikasının denizin doldurulmasıyla elde edeceği alana yapacağı kimyasal depolama tesisi projesinin Anayasa'nın 43. maddesine aykırı olmasının yanı sıra doğayı zehirleyerek birkaç kuşak için tehlikeli sonuçlar doğuracağını söyledi.

KANAL S'DE AÇIKLADILAR

Eski Samsun Baro Başkanı Av. Kerami Gürbüz, SAMÇEP Başkanı Adnan Korkmaz, eski Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Hayati Tosun, Kanal S'de Samsun Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Merve İlhan'ın hazırlayıp sunduğu "Haberin penceresi" programında, Eti Bakır'ın denizin 179 bin 726 metrekarelik alanını doldurarak üzerine yapmayı planladığı kimyasal atık tesisinin neden olabileceği zararlar hakkında görüşlerini ortaya koydu. Şirketin 483 milyon lira değerindeki proje için onay alması durumunda, halk ve çevre sağlığının tehdit altında olacağı ve bu tesisin yapılmasında kamu yararı bulunmadığı da öne sürüldü.  

PROJEDE KAMU YARARI YOK 

Av. Kerami Gürbüz, Anayasa'nın 43. maddesini hatırlatarak, "43. madde çok açık ve net 'Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilmeli' diyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın resmi internet sayfasında 'Arazi kazanarak yerleşim alanı oluşturmak, sürekli depolama ve sanayi faaliyeti ya da turizm tesislerini genişletmek gibi amaçlarla dolgu sahası yapılamaz' diyor. Sanki birileri devletin içinde birilerinden siparişten bulunmuş. Onlar da 'Tabii efendim ne demek' demiş. Bu projede kamu yararı yok. Yok çünkü bir özel şirketin alan ihtiyacı iddiası üzerine ilgili bakanlığın harekete geçmesiyle gündeme gelmiş bir projeden bahsediyoruz" dedi.

ÇTB Meclis Başkanı Hacı Toraman: “Jandarmamız, milletimizin gurur kaynağı” ÇTB Meclis Başkanı Hacı Toraman: “Jandarmamız, milletimizin gurur kaynağı”

BİRKAÇ KUŞAK ZEHİRLENECEK 

Projenin çevre ve insan sağlına da ciddi zararları olacağının altını çizen Gürbüz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ayrıca bize emanet edilmiş olan çevre nimetini, yarınlara mümkün olduğu kadar az zedelenmiş bir şekilde aktarmak gibi insani bir zorunluluğumuz var. Bu tür depolama sahalarının yarın ne getireceğini bilemiyoruz. Bunlar sadece kamu zararına sebebiyet vermiyor, bunlar doğayı zehirlemekle belki bir kaç kuşak zehirlenmesine, kıyametin kopmasına sebebiyet verecek sonuçlar doğurur. Beyrut Limanı'nda 2020'de bir depoda yaşanan patlama 200'den fazla kişinin ölümüne yol açmıştı. Burada bir şirketin ekonomik şartlarının düzeltilmesiyle alakalı kamu imkanlarının peşkeş çekilmesi söz konusu. Bu sebepten kesinlikle yapılmamalı. Daha acısı bu dolgu sahasının yapılması için kullanılacak malzemenin Bayraktepe gibi bir alandan çıkartılması planlanıyor. Bu proje hayata geçirilip gerçekleştirilirse Bayraktepe eteklerindeki bazı oto galeri alanlarının mevcut konumundan 10-15 kat daha genişlemesi de söz konusu. Bir şansın ya da birkaç işletmenin menfaatine yapılan bir şey."

ZARARLARI ANLATILACAK 

Derekeköy'deki balıkçı barınağının Atakum sahilinde neden olduğu kıyı erozyonunu örnek veren SAMÇEP Sözcüsü Adnan Korkmaz da, "Denizin doldurulmasına karşıyız. Deniz doldurulması ekolojik dengeye zarar verecek. Sahiller elimizden gidiyor. Costal tarafında halkımızın yaşadığı o alan yok oluyor. Sadece deniz kirliliği değil, olası kazalar da geri dönülmez sonuçlara yol açacak. Üzerinden kaç yıl geçmesine rağmen Karadeniz halkı Çernobil'in yarattığı sıkıntıları hala yaşıyor. Türkiye'deki 7 bölgeden en çok kanser oranının olduğu yer bilimsel raporlarla Karadeniz Bölgesi. Hava kirliliğinin ve yoğunluğunun arttığı bir bölgede böyle tehlikeli depoların yapılmasının son derece zararlı olduğunu biliyoruz ve halka anlatacağız. Kamunun yapmadığı bilgilendirmeyi biz SAMÇEP olarak arkadaşlarımızla yapacağız. Haftaya Tekkeköy Belediyesi'yle muhtarlarla bir araya gelip bu tesisin zararlarını anlatacağız. Olası bir depremde ya da afette bu atık depolarının içindeki kimyasalların sızdırması riski de var" ifadelerini kullandı.  

YATIRIM DEĞİL ZEHİR 

Eski Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Hayati Tosun da, projenin yatırım değil zehir olduğunu savunarak, "İnsan sağlığına zararlı, yeri itibariyle yanlış. Burası yatırım bile değil. Bu projeye tüm yöneticilerin karşı durması gerekiyor. Samsun'un yatırıma ihtiyacı var ama konumu itibariyle insanlar gıdaya ulaşımda, üretimin olmamasından şikayetçi oluyorlarsa bunlardan en önemli şeylerden bir tanesi tarım; hem Samsun'da hem ülkemizde hor görülüyor.  Samsun, küresel ısınma konusunda ülkemizin son kalesi. En çok korunması gereken 2 ovası var. Burası ağır metal yani bakır üretiyor. Bugün o firma Küre'den deniz yoluyla getirdikleri bakır madenini işleyip bakır elde ediyor. Bugün oradaki o ağır metal dediğiniz, bitkilere verdiği zararı biz soluyarak ciğerlerimize veriyoruz. Oradaki hava kalitesinden dolayı uluslararası maçlar bile oynanamıyor. Samsun'daki sanayi alanı şehir içinde kaldı. Bu dolgu sahasını buraya yapacağınıza Küre'de bakır madeni çıkaracağınız yere yapın. Orası zaten kendi özelinde bakir bir alan" diye konuştu.

SIZDIRMA RİSKİ VAR 

Tosun, tesisin yapılmasıyla sızdırmanın da yaşanabileceğini dile getirerek, "Sızdırma olmamasıyla ilgili özel tedbirler alsalar bile doğru dayanağı yok. Bir taraftan deprem, bir taraftan tuz aşınmaya sebep olacak. Sızıntıyı önleme şansınız yok" dedi.

FİKİR İŞÇİSİ: NEJLA KAYA 

SAMSUN HABER İLE İLGİLİ İÇERİKLERE GÖZ ATIN.

Editör: Ayşe Çolak