Sevda'nın İffet Savaşı(5)

Mehmet Kemal Yavuz'un kaleme aldığı Sevda'nın İffet Savaşı yazı dizisinin beşinci bölümü sizlerle...

Sevda'nın İffet Savaşı(5)

Sevda, bağevinde bir hafta kaldı. Bir günün diğerinden farkı yoktu. Boynundaki yaraların iyileşmesini bekliyorlardı. Sevda, kendini düşünmekten vazgeçmişti. Ençok da ablasını merak ediyordu:
"Canım ablam gözümün önünde. Ne yapıyordur şimdi? Beni merak ediyordur. 
Mehmet amcamın haberi olsa, ne yapar eder beni bulur.  Ah akılsız başım. Emel'in yüzüden bu olanlar. Lisede iken onunla iyi bir dostuluğum yoktu. Nereden çıktı karşıma?"
Sevda, sanki bin yıldır bu bağevinde yaşıyordu. Yaşlandığını hissetti. Bu kısa sürede neler yaşadıkları gözünün önünden bir film şeridi gibi geçti. 

-PERRİN, KARDEŞİNİ ARIYOR

Sermet, terzi Mehmet'i aradığında,  Perrin'in haberi olmuş, adete yıkılmıştı. Anne ve babasının ölümünden sonra ilk kez böyle bir acıyla karşı karşıyaydı. İçi sızlıyordu. Ağlamaktan gözleri şişmişti. Kardeşinin hayatından endişe ediyordu. Tek başına kalmaktan da korkuyordu. Sıkıntıyla geçen hayatınının en büyük dayanağı Sevda'ydı. Deliler gibi olmuş, şuurunu kaybetmek üzereydi. Temizliğe gittiği evlerden biri çevresi geniş bir aileydi. Sonun da durumu evin hanımına açtı. Kadın da çok üzülmüş, hemen eşini aradı. Durumu anlattı. Perrin'in, Cumhuriyet Savcılığı'na vurmasını istedi. Perrin ,hiç vakit kaybetmeden terzi Mehmet'in dükkanına gitti. Terzi Mehmet, tanıdık bir avukata telefon ederek, nasıl bir dilekçe yazması gerektiğini sordu. Perrin'in dilekçesini de terzi Mehmet yazdı.

-NERMİN HANIM HASTANEDE

İstanbul'daki ev sanki cenaze eviydi. Nermin hanım çok sarsılmıytı. Zaten hastaydı kadın. Sevda'nın durumu onu çok üzmüştü. Kızı gibiydi. O gece tansiyonu yükseldi. Sermet bey, onu hastaneye götürdü. 
Karısı Nermin'i romatizması yüzünden hastaneye taşırdı. Şimdi ise başka. Doktor, ilk müdahaleyi yaptıktan sonra, acil serviste biraz dinlenmesini istedi. Nermin hanım acı çekiyordu. Sevda'nın başına kötü birşeye geldiğini anlamıştı. Sevda'nın kaybolduğu günden beri, televizyon haberlerini büyük bir dikkatle izliyordu. Bu da sinir sistemini alt-üst etmişti. Sevda'yı ne de çok sevmişti. Zamene kızlarına benzemiyordu. 
Doktor,  Nermin hanımın artık eve gidebileceğini söyledi. Sermet bey de de çok üzülüyordu. Ancak güçlü bir insandı. Nermin hanımın etkilenmemesi için bunu belli etmiyordu. Eve döndüklerinde, Nermin hanım yine televizyonu açmak istedi. Sermet, "Dinlenmen gerek" diyerek, izin vermedi. Ne varki, Nermin hanım yattıktan sonra, televizyonu kendi açtı. Kanal kanal haber aradı.

-PERRİN, EMEL'E ULAŞTI


Perrin kardeşinden haber alamıyordu. Sermet bey, ona birkaç kez Emel'le gezmeye çıktıklarını söylemiyti. Aklına Emel'i bulmak geldi. Sevda'nın yakın arkadaşlarından Emel'in cep telefonunu buldu. Emel'in cep telefonu kapalıydı. Öğle vaktiydi. Derste olabilir diye düşündü. Yarım saat kadar sonra yeniden aradı. Bu kez cep telefonu açıktı. Emel'e kendisini tanıttı. Emel, bir süre durdu. Perrin, 15 günden bu yana Sevda'nın eve dönmediğini ve hiç haber alamadıklarını söyledi. Emel telaşlanmıştı. "Ben hiç görmedim" dedi. Kendisinin de yardımcı olabileceğini belirttikten sonra, telefonu kapattı.
Emel iyice telaşlanmıştı. Kendisinin de ortak olduğu hain tuzak sonucunda çekilen kamera görüntüleri aklına geldi. Sevda intihar etmiş olabilir miydi? Emel, büyük bir panik içinde Kamil'i aradı. "Mutlaka buluşalım" dedi.
Kamil, Tarabya sırtlarındaki kafetaryada Emel'i bekliyordu. Garson'a Nuri'yi sordu. "Ne zamandır görmüyorum" diyerek yanıtladı. Kamil de bunalmıştı. Nuri'nin evinde Sevda'nın hnayatını bitirdikleri an aklına geldi. Sevda'nın onurlu bir kız olduğunu biliyordu. İntihar etmiş olabileceğini düşündü. Emel'in masaya geldiğini farketmemişti bile...

-NURİ, KAYIPLARA KARIŞTI

Emel, Kamil'den Nuri'yi aramasını istedi. Emel, büyük bir pişmanlık hissine kapılmıştı. Nuri'nin telefonunun kapılı olduğunu öğrendiğinde, korkuları daha da arttı. Nuri'nin evine gittiler birlikte...Ev kapalıydı. Komşularına sordular, onlar da bilmiyordu.
Kamil, Nuri'i tanıyan diğer arkadaşlarına tek tek telefon açıyor ama herbiri aynı yanıtı veriyordu. Yer yarılmış Nuri içine girmişti sanki. Okula da gitmiyordu Nuri...
Emel, "Keşke o günü hiç yaşamasaydık" diye Kamil'e söylendi. "Ne yapalım, sarhoştuk. Ben de şimdi üzülüyorum" dedi. "Kötü birşey olmamıştır. Bunlar birlikte bir yere gitmiş olmasın sakın" diyerek, Emel'i sakinleştirmeye çalıştı.
Emel'in gözüne sabaha kadar uyku girmemişti. Vicdan azabı çekiyordu. Sevda'nın başına gelenlerin sorumlusu olduğunu biliyordu. "Allah kahretsin" dedi. Okul gitmesi gerekiyordu.

-SEVDA'NIN KAÇMA GİRİŞİMİ

Sevda, bağevinden kaçmak için kolladığı fırsatı bulmuştu. Bahçeye çıktığı sırada, eve erzak getiren marketin kamyonetinin arkasına gizlenip, kaçacaktı. Ancak, onu bir gölge gibi takip eden adamdan nasıl kurtulacaktı. Tuvalete gidiyorum, diyerek bahçeden eve doğru yöneldiğinde, gölgesi durumundaki adam bir başka arkadaşıyla konuşmaya dalmıştı. Kapalı kasa kamyonetin içine girecekti. Ağır adımlarla çevreyi de kolacan ederek, kamyona yaklaştı. Kapısını açtı. Büyük paketlerden birinin arkasına gizlendi. Bu sırada, kamyonetin kasasının kapısı açıldı. Yüreği göğsünden fırlayacaktı sanki. Gelen marketin şoförüydü. Kapıyı kapattı. Şoförün, bağevinde çalışan adama, "Başka birşeyiniz yok" dediğini duydu. Kamyonet şoförünün ayak seslerinden araca bindiğini anlamıştı, içini bir büyük sevinç kapladı.
Üniversiteyi kazandığında bile bu kadar mutlu olmamıştı. "Haydi çalıştır şu arabayı" diye bağıracak oldu. Kendini zor tuttu.

(Yarın: Gözü kör olası adam)
 

Güncelleme Tarihi: 12 Ekim 2018, 08:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner849

banner826