Hilas Otel

Çelik İnşaat

Bir şükretme usulü: İnfak

Samsun İl Müftü Yardımcısı Tahir Kılıç, bugünkü köşesinde 'Bir şükretme usulü: İnfak' başlıklı yazısını kaleme aldı.

Bir şükretme usulü: İnfak
banner1311

İnfak, bir insanın sahip olduğu mal ve imkanlarını Allah yolunda kullanması demektir. İyilik ve hayırda yarışmak, Allah yolunda harcamada bulunmak, toplumdaki kimsesiz, fakir ve düşkünlere yardım elini uzatmak Kur'an-ı Kerim'in en çok üzerinde durup teşvik ettiği hususlardandır. Nitekim bu hususta bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: “Sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça tam hayra erişemezsiniz. Bu yolda her ne harcarsanız Allah onu bilir.”(1) Yine bir çok ayet-i kerimede biz insanlara, “hayırda yarışın” diye emredilmekte, kazançlarını bu yolda harcayanların ise büyük ecirlere nail olacağı bildirilmektedir. İnfak,insanın dünya malına karşı dengeli bir tavır almasını sağlar. Mal hırsıyla cimrilik etmeye de,akılsızca saçıp savurmaya da engel olur. Kardeşlik ve paylaşma duygularını geliştirir. İhtiyaç sahiplerinin yaşadıkları sevinç ve memnuniyet, infak edenin gönlünde huzura ve genişliğe dönüşür. Böylelikle mü’min gerçek anlamda iyiliğe ulaşmış olur.

İman, bilgi, hikmet ve marifet üzerine bina edilmiş İslam Medeniyeti aynı zamanda bir infak medeniyetidir. Müslümanlar yardımlaşmayı, dayanışmayı ve infakı hayatın merkezine almıştır. Çünkü Sevgili Peygamber(s.a.v.) Efendimiz bu ümmete bir binanın tuğlaları, bir bedenin azaları, bir tarağın dişleri gibi olmayı öğütlemiştir. Müslüman, sahip olduğu birikimi ailesiyle, akrabalarıyla, komşularıyla, uzak-yakın din kardeşleriyle ve insanlık ailesinin muhtaç fertleriyle paylaşır. “Mallarını gece, gündüz; gizli ve açık infak edenler için Rabb’leri katında ecirler vardır; onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.”(2) ayetini kendisine düstur edinir. Gece gündüz çalışırken sadece kendisini değil, toplumun iyiliğini düşünür.Ne hazindir ki, günümüzde malı bir araç olarak kullanamayan, hayatın amacı haline getiren dünyevileşme hastalığıyla mücadele ediyoruz. Bencillik, mal düşkünlüğü, güç ve çıkar tutkusu, gösterişe dayalı hayatlar bu asrın afeti oldu. Yardımlaşma, dayanışma ve başkası için fedakarlık yapma gibi erdemler örselendi. Böyle bir çağda, insanlığın sürüklendiği sonu gelmez arzu ve ihtiraslar, ancak infak ve yardımlaşma bilinciyle aşılabilir. Cimrilik eden, fakire, yoksula, yetime, düşküne, darda ve yolda kalana hakkını vermeyenler ise kendisini ve insanlığı ancak felakete sürükleyecektir. Sevgili Peygamberimiz(s.a.v.) bir hadislerinde bizlere şu uyarıyı yapmaktadır: “Ademoğlu, ‘malım, malım’ der. Ey Ademoğlu, senin yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin ve sadaka verip önceden ahirete gönderdiğin dışında malın mı var?”(3)

Ramazan ayı, infak, yardımlaşma ve paylaşma adına eşsiz bir fırsattır. Rabb’imize kulluğumuzu farklı amellerle sergilediğimiz bu Ramazan günlerinde, infak,zekat ve sadaka-i fıtr gibi mali ibadetlerimizle ihtiyaç sahiplerine kol kanat gerelim. Kardeşlerimizin dertlerine derman olalım. Yardımlarımızı gösterişten uzak, yalnızca Rabb’imizin rızasını kazanmak için yapalım. Yardım yaparken kardeşimizin onurunu zedeleyecek davranışlardan kaçınalım. Rabb’imizin şu uyarısına kulak verelim: “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden verin. Kendinizin ancak içiniz çekmeye çekmeye alabileceğiniz adi şeyleri hayır diye vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah zengindir, bütün iyilik ve güzellikler O’na mahsustur.”(4)

İnfakla ilgili birçok ayet-i kerime ve hadis-i şerifle birlikte Hz. Peygamberin fiili örnekliği, Müslümanlarda devamlı hayır işleme bilincini geliştirmiş ve bunun bir sonucu olarak vakıflar ortaya çıkmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.), Medine-i Münevvere'deki yedi parça mülkünü bizzat vakfetmiştir. Sahabe-i Kiram'ın ileri gelenleri de birçok vakıf yapmışlardır. Öyle ki bu anlayış, Müslümanlar arasında "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olan; malın en hayırlısı, Allah yolunda harcanan, Allah yolunda harcananın en hayırlısı da insanların en çok ihtiyaç duydukları şeyleri karşılayandır" şeklinde bir ilkenin yerleşmesini sağlamıştır.


Hasılı kelam, infak Allah'ın verdiği servet nimetinin şükrüdür. İşte bu şükür vazifesi ise infak görevini yerine getirmek ile olur.Öyleyse geliniz kardeşlerim, hep birlikte bu kutlu ayda sahipsiz olmadıklarını hissettirmek için yanı başımızdaki ve uzağımızdaki yoksullara,yetimlere,kimsesizlere  gönüllerimizi, ellerimizi ve sofralarımızı açalım. Zekat ve fitrelerimizi vakit kaybetmeden verelim. İnfakta ve yardımda bulunmayı, paylaşmayı kendimize şiar edinelim. Zekatımızı, fitremizi verirken ve infakta bulunurken, insanları incitmeyelim, rencide etmeyelim.Geliniz her bir vesileyi gönül yapmak ve gönüller kazanmak için fırsat bilelim.Böylece dünyada sahip olduklarımızı ebedi kazanca dönüştürelim.
Selam ve dua ile…

(1) Al-i İmran,92

(2) Bakara,274

(3) Müslim,Zühd,3

(4) Bakara,267
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1313

banner1300