banner1313

banner1346

banner1345

banner1334

Bakiye Duran Ultra Maratonun Yalnız Kızı

Ultra maratonun yalnız ve cesur kızı olarak adlandırılan Bakiye Duran, Türkiye’yi uluslararası maraton yarışlarında temsil eden ilk kadın sporcu.

SAMSUN HABER 18.03.2019, 14:21
Bakiye Duran Ultra Maratonun Yalnız Kızı
banner1343

Ultra maraton, sporcuların 100 kilometre durmadan koştuğu bir yarış... Bakiye Duran, bu yarışların ilkine Hollanda’da katılmış ve rakiplerinin sürekli kıyafet değiştirdiği, son derece iyi koşu ayakkabılarıyla koştuğu koşullarda, kötü hava şartlarına rağmen üstündekileri hiç değiştirmeden, rekor kırarak parkuru 11 saatte tamamlayıp üçüncü olmuş. Bunun yanında birçok başarıya da tek başına imza atmış.

Bakiye Duran kimdir? Samsun günlerinizden bahseder misiniz?

İnsan ömrü tüm hayat hikayelerini yaşayacak kadar uzun değildir. Hayatımız tüm yaşam alternatiflerini yaşayarak öğrenmeye yetmez. Yaşanmış hayat şekillerinden ders almak gerek.

Ben, Bakiye Duran, Samsun’un Havza İlçesi Hilmiye Köyü’nde doğan 8 kardeşten beşincisiyim. Benim çocukluğum hep koşma, koşuşturma, kovalamaca ile geçti. Komşu köye okula gidip gelmek, mal, davar peşinde koşmak, bahçede, tarlada iş peşinde koşturdukça güçlendim.
Selden kaçtık, yelden kaçtık, hep işimize koştuk. Hayatı kovalamadık; hayat bizim arkamızda kaldı. Mevcut olanlarla yetinmeyi ve yaşamayı öğrendik. Olanlardan yararlanmayı, sahip olduklarımızı değerlendirmeyi öğrendik. Ben çalışmayı severim. Özellikle zor işlerden hoşlanırım. Yaptığım işin en iyisini yapmak isterim. Tezek yaparsam bile tarihi eser gibi yaparım. Birçok insan yaptığım tezeklerle resim çekinirlerdi. Komşu köyden bir ortağımız bana “medeniyetin yedek parçası” diye seslenirdi. 

Büyük ağabeyim de iş sıkışınca “Anne bu Bakiye’den niye beş on tane yapmadın bak şimdi yetmiyor” derdi. Biz hayatı çok erken ve deneyerek, yaşayarak öğrendik. Babam bizi hep tembihlerdi; “Sevdiğiniz işi belki de hiçbir zaman bulamayacaksınız. 
Bulduğunuz işi ya da size verilen işi sevmeyi, işinizi en iyi şekilde yapmayı öğreneceksiniz. 

Yaptığınız ne iş olursa olsun kulaktan duyma bilgilerle başlamayın kendiniz araştırın. Sizleri yanlış yönlendireler de olacaktır. Kısaca sevdiğiniz işi bulana kadar ömrünüz biter, siz yaptığınız işi sevmeyi öğrenin” derdi. Güçlükler bizi güçlendirdi.

Maraton maceranız nasıl başladı?


Yıl 1987 Bakırköy’den (okuldan) Kadıköy’e eve otobüs ile giderken, Burhan Felek Spor Merkezi duvarında “Avrasya Maratonu koşuluyor” afişini gördüm. Otobüs şoförüne inecek var diye seslendim ve kendimi otobüsten aşağı attım. Fakat afişte sadece “Avrasya Maratonu Koşuluyor” yazıyordu. Telefon, adres, tarih hiçbir şey yoktu. O gün yarışı sormadığım yer kalmadı, ama öğrenemedim. Birlikte oturduğum beden eğitimi öğretmeni Nurten Kara’ya sordum öğrendim ve ertesi gün Beyazıt’ta izbe bir sokakta eski bir binanın 4 .katında kayıt yerini buldum. Ben Avrasya Maratonu’na kayıt olmak istiyorum dedim yarış numarasını aldım. Şimdi spor ayakkabısı ve şort lazımdı. Okulun futbol takımının şortlarından bir tane ödünç aldım. Pazar yerinden de bir çift tabanı takunya gibi sert esemsport aldım. Yarışa hazırdım. Nurten arkadaşıma birlikte gitmeyi teklif ettim ama kabul etmedi.

'BİTİRDİĞİME İNANMADILAR’
Bir gün sonra Avrasya Maratonu koştum. Ben Samsun’da ortaokulu okurken Samsun 19 Mayıs Maratonu koşuluyordu. Ama 42 kilometre nerden nereye kadardır bilmiyordum. Avrasya Maratonu birinci köprüden başladı. İkinci köprüden Ümraniye tarafına geçildi. Tekrar birinci köprüden Beşiktaş'a geldik ve ben Türk bayanlarda birinci genel sıralamada onuncu oldum. Ancak bir sorun vardı kimse beni tanımıyordu. Kulüpler itiraz etti. 3 saat 33 dakikada maraton koştum. 5 saat ağlayarak, koştuğumu ispatlamaya çalıştım. Nihayet para ödülümü aldım ve hemen tüm spor malzemelerimi aldım. Benim için bir dönüm noktası oldu.


Türkiye’nin ilk ultra maratoncusu olarak bize ultra maratonu ve nasıl başladığınızı anlatır mısınız?


10 sene koştum. 100 metreden 42 kilometreye kadar yol yarışları, pist yarışları, lig yarışları, kros ligi yarışları, yarı maratonlar, tam maratonlar, sayısız yarış koştum. Yine de bir sorun vardı, ben hayalimdeki yarışı bulamamıştım. Herkes maraton koşuyordu. Yurtdışından sayısız yarışçılar geliyor, tüm ödülleri kazanıyorlardı, ben de 35 yaşımı geçmiştim. Yıllar, sayılamayacak kadar hızlı geçiyordu. Hayalimdeki zorlu arazi yarışını bulamamıştım.


1999 yılında bir gün Yunanistan’dan sporcu bir arkadaş Heraklis beni mahalli bir yarı maratona davet etti. Çok iyi sporcu yoktu koştum 1. oldum. Koşarken Alman koşucu grup ile tanıştım. Koşarken dediler ki bizler ULTRA maraton koşuyoruz, sen de hem kuvvetlisin, hem de neşelisin davet etsek gelir misin? Ben de siz başlama ve bitirme yerini söyleyin bir şekilde koşarım dedim. 


Adresler alındı, ancak ben o yarışa gidemedim. Ayrıca Ultra Maraton ne demektir onu da bilmiyordum. Arkadaşım Osman Atakan Tekin’e ısrarla Ultra Maraton yarışına (Avrasya maratonu gibi, onun adı sanıyordum) gitmek istediğimi söyledim. 2000 yılının eylül ayında Atakan, “Hollanda’da Stein kasabasında bir ultra maraton var.Stein’de bir tanıdığım var seni de misafir eder” dedi. Benim kayıt işlemlerimi yaptı. Para biriktirdim Hollanda’ya gittim nice zorlulardan sonra, yarış yerine vardım. Sabah saat 5’te yola çıktık. Yarış yerine vardım, ayaz mı ayaz. Ben yine şort atlet koşacağım. Hayatımda zorlanmadığım kadar zorlanarak, yarışa başladım ancak yarış bir türlü bitmiyordu. 100 kilometrenin ne kadar mesafe olduğunu ve Ultra Maratonun da ne demek olduğunu öğrendim. Arazi yarışlarının da ne olduğunu ne olmayacağını tüm zorlukları ile öğrendim. 9 saat 43 dakika ile üçüncü oldum. Çok büyük bir ödül töreni ve resmi geçit yapıldı. Meğer bu yarış Avrupa şampiyonasıymış.

ARADIĞIM YARIŞI BULDUM


Benim için gerçek dönüm noktası oldu. Aradığım yarışı buldum diye düşündüm. İsviçre Sion kantonunda Süper DöWalais Ultra Dağ maratonu 110 kilometrelik yarışı harita ve pusula ile koştum rekor kırdım. Erkek sporculardan 1 saat evvel bitirdim 1’inci oldum. Bir çok yarışa davet edildim. İtalya Verona’da 100 kilometre pist dünya şampiyonası koştum 8 saat dört dakikada bitirdim. Genelde beşinci olmuştum ancak 2 sporcu da doping çıktı, ben dünya üçüncüsü oldum.

ULTRA MARATONUN YALNIZ VE CESUR KIZI


Arkasında Tayvan/ Tiepe de 100 kilometre dağ dünya şampiyonası koştum. Hastalandım 19’uncu oldum. Ödül töreninde Ultra Maraton Birliği Başkanı Malcolm Campbell beni sahneye davet ederek, İngilizce birçok şey anlattı. Ortalık alkışlarla yıkılıyordu, ancak ben birkaç kelimeyi zor anlamıştım. Arkadaşım Edit Berceste, bana Almanca olarak anlatmaya çalıştı. Malcolm Campbell benim için şunları söylemiş: “Bakiye Duran, ülkesinde tek başına koşuyor. Her yarışa tek başına, kendi imkanları ile giriyor. Ülkesinin Bakiye Duran’dan haberi yok. Ülkesinden destek alamıyor. Her seferinde kaybolur bir daha gelemez derken o bizi şaşırtıyor ve tüm ultra yarışlarımızı geliyor. Ona bir isimi uygun gördüm. “ULTRA MARATONUN YALNIZ VE CESUR KIZI” ismini verdim. Böyle cesur sporculara ihtiyacımız var demiş. Hayallerime ulaşmanın en kısa yolu ultra maraton koşmak oldu.

Bildiğimiz kadarıyla birçok güçlüğü aştınız? Yaşadığınız güçlükleri nasıl aştınız anlatır mısınız?


Yarışlar devam ediyor. Ben koşuyordum ama benim koştuğumdan, varlığımdan Türkiye de benden başkasının haberi bile yoktu. Beni bir tek ben biliyordum. Yaptıklarımı aileme de söyleyemiyordum. Çünkü aile fertleri koşmayı gezme gibi bir eğlence sanıyorlardı. Sen gezeceksin biz mi çalışcağız diye tepki gösteriliyordu. Bir keresinde antrenman yaparken annem sopa ile kovalamıştı. İş bu durumda iken gün boyunca tarlada çalışıyorum. Gece herkes yatınca bahçe yakınlarında kısa bir yolda git gel yaparak koşmaya çalışıyordum. Tarlada en ağır işlere koşuyor. Uzakta bir iş varsa hemen atılıyordum. Sonunda APS servisi gibi olmuştum. Okulda koşulardan hiç söz edemiyordum. Koşulara mümkünse gizli gidiyordum. Ben bir yarışa gitmişsem bayan öğretmenler bir hafta hastalık raporu kullanıyor izin kullanıyor sevk kağıdı alıyordu. Ne yapsam da yarışlar duyuluyor basında, haberlerde Almanya’da bile öğreniyorlardı. Almanya’dan halamın oğlu annemi aramış şu an Bakiye'yi seyrediyorum İsviçre’de 5’inci oldu demiş.

Maraton koşularının yanı sıra birçok rekora imza atmışsınız bunlar nasıl gerçekleşti?


Hayat zincirleme bir reaksiyon gibidir. Ateş iyi tutuşturulur ve devamında sağlam odun atılırsa kuvvetli ve devamlı yanar. Daima ısıtır, tütmez... İnsanlar da daha çocukken iyi eğitilir ve güçlendirilirse ve de kendi de isterse başarı kendiliğinden oluşur. Her insanın bir hikayesi olmalı. Kalıcı olmak. Hayatı hızla koşarken. Aytaç Özbakır arkadaşım beni, Şirin Mine Kılıç ile tanıştırdı. Bir dergide haber yaptı. Çok kısa bir süre sonra Siemens de bir eğitim programında konuşma yapmamı istedi. İtiraz etsem de beni dinlemedi. Siemens’e gönderdi. Heyecandan ne konuştuğumu kendim bile duymadım. Konuşma sonunda Siemens’in Genel Müdürü Hüseyin Gelis yanıma gelerek bunları kitaba yaz dedi ve gitti. Şirin Mine Kılıç arkadaşımın baskılarına dayanamayarak bir kitap yazdım CESARET YALNIZDIR. Kitabın adını da Şirin Mine Kılıç "Ultra Maratonun Yalnız ve Cesur Kızı" cümlesinden esinlenerek koymuş. Bu hayatımda kaçıncı dönüm noktasıdır sayamadım. Ne tarafa döndüğümü de şaşırdım. Bir türkü vardı. Deniz üstünde fener, bir yanar bir söner. Benim bu deli gönlüm kırk bin tarafa döner der."

DÜNYA ŞAMPİYONASI İÇİN SPONSOR ARIYORUM


Sayısız şirketlere konuşmalar yaptım. Kazancı ile kendi köyüme Granysimyt Elma ve Deveci armudu bahçesi yaptım. Damlama sulama sistemi kurdum 27 kademeli su motoru aldım. Köyüme damlama sulama tekniğini yerleştirdim. Halen içimde doyuramadığım bir türlü geçmeyen bir eksiklik vardı. Aradığımı bulamamıştım. Kimselerin yapamadığı bir yarış olmalı diyordum. Kalahari Çöl Yarışları’nın tüm serilerini koştum. Abu dehabi Çölü’nde koştum, Nepal’da koştum, olmadı o hayalimdeki yarışı bulamadım. Halen birçok yarış koşuyorum birçok yarışta da birçok eksiklik görüyorum. Başarıda devamlılık ve çok yönlü olabilmek için kendimi yenilemeliydim. Bunun için de ülkemde de ultra maraton yarışlarının koşulması gerekiyordu. Bu nedenle 2009 yılında Haziran ayının başında 50 kişi ile 50 kilometre diye Türkiye’de ilk 50 kilometrelik ultra trail maraton yarışını düzenledim. ilk yarışa 50 yerli sporcu katıldı ve inanılmaz derecelerle koştular. 

Anladım ki bu iş yerleşecek. 2013 yılında dünya şampiyonası düzenlemeyi bize teklif ettiler ancak federasyonumuz ilgilenmedi. 2015’te de teklif edildi sponsor bulamadım. Şimdi 2019 ve ya 2020 için 100 kilometre yol veya Trail dağ yarışı dünya şampiyonası teklif ediliyor. Deli gibi sponsor arıyorum. Yerel yönetimlere gidiyorum. Federasyon sponsor bul yapalım diyor. Şartlar beni buraya kadar getirdi. Ultra Maratoncu olmak başka bir şey. Ultra Maraton koşanlar ancak bunu anlayabilir. 

Hayat felsefeniz nedir?


Basit yaşamak. Tüketimi azaltmak. Kendime bir misyon edindim  Tüketimi azaltalım .Aç çocukları yaşatalım. Tüketim çılgınlığı ile mücadele etmek. Uzun koşmak, uzun yaşamak. 
Bir hayat hikayesi yaratmak. Zoru başarmak. Kendimce tüketim çılgınlığı ile mücadele ederek sömürülmemeye çalışıyorum. Kazancımla giderlerimden kalanlarla öğrenci okutuyorum. Köyümde yaşamın devam etmesine çalışıyorum. Tarım yapıyorum.

Yorumlar (0)
19°
açık
Namaz Vakti 23 Eylül 2019
İmsak 04:51
Güneş 06:16
Öğle 12:32
İkindi 15:56
Akşam 18:38
Yatsı 19:58