banner1313

banner1300

banner1334

banner1337

07.08.2019, 09:03

Şampiyon olsan bile...

Sıcakların artmasıyla, denizde boğulma haberleri de ardı ardına geliyor...

Hele de çocuklar ile
gençlerin boğularak hayatlarını kaybetmeleri karşısında
yürekler parçalanıyor...

Boğularak ölenler
var da; Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı cankurtaran
ekiplerin kurtardığı
canların sayısı da az değil!..

Samsun'da,
Büyükşehir Belediyesi
İtfaiye 
Daire Başkanlığı
cankurtaranlarının
görev yaptığı bölgede,
20 Mayıs-5 Ağustos
tarihleri arasında
155 
olayda,
152 kişi kurtarıldı,
3 canı kaybettik...
Sadece Büyükşehir değil,
Emniyet Müdürlüğü
Deniz Liman Şubesi'nde
görevli kurbağa adamlar da
birçok olaya müdahale ederek,
onlarca kişiyi
hayata döndürdü...

Öncelikle, canlarını ortaya koyarak
bu insanları kurtaran
cesur yürekleri,
kutlamak gerek!..

Her yaz mevsiminde
boğulma vakaları
artarak devam ediyor...

Çünkü, belediyeler başta olmak üzere
ilgili kurum ve kuruluşların
uyarı levhalarına aldırmayan
insanlar,
özellikle denizin dalgalı olduğu
dönemlerde
akıntıya kapılıp, hayatlarını tehlikeye atıyor...
Sadece yüzme bilmeyenler için tehlike yok!..
Tehlike, yüzme bilenler için de var...
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Beji, 
böyle durumlarda
"En iyi olimpiyat yüzücüsü bile 
zorda kalır"
diyor ve şöyle bir uyarıda bulunuyor;

"4-5 saat sert rüzgar estiğinde, denizde dalga olasılığı başlıyor. 1-1,5 metrenin üzerinde dalga gördüğünüzde, çok iyi yüzme bilmiyorsanız denize girmeyin. Çeken akıntı olmasa da sert dalgalar tehlikeli olabilir. Dalga da çeken akıntı riskini artırıyor. 'Açılmıyorum, kıyıdayım' demek de yeterli değil. Çünkü, dalgalar kıyıda kırılır. Akıntı kıyıya yakın yerde başlar ve kişiyi alıp açığa götürür. 

Çok şiddetli bir akıntıya karşı koymak mümkün değil. Akıntıya kapılanın anında aynı yoldan geri dönmesi mümkün değil. En iyi olimpiyat yüzücüsü bile başaramaz. Akıntıya direnmemek, paniklememek lazım. Panikleyen kişi, mücadeleye başlar. Çırpınma, boğuşma ve yorulma, sonuçta da suya batma oluyor. Kişi, mümkünse su yüzeyinde kalacak. Akıntı açığa götürecek. 20-30-40 metre de olabilir. 100 metre açığa da götüren akıntılar oldu. Su derinleştikçe akıntı zayıflar. Akıntının bittiği yerde, sağa ve sola doğru yüzerek bu kanaldan çıkabilir."

Samsun'da denizde en tehlikeli
bölge, rüzgarlı havalarda
Atakum bölgesidir...
Çünkü burada
"Rip akıntısı" vardır ve
denize giren kişiyi hızla açığa doğru sürükler...

Prof.Dr. Beji'nin
ifade ettiği
“panik” durumu önemlidir...

Böyle hallere tanık olanların yapacağı ilk iş, yardım çağrısında bulunmak ve iyi yüzme biliyorsa, kurtarmak için çaba göstermektir...

Boğulan bir kişiyi kurtarırken de dikkatli olmak gerekir...

Ben bunun bedelini
az kalsın
canımla ödeyecektim...
Ortaokul son sınıf öğrencisiydim...
Bir gün
arkadaşlarla
Ordu Rıhtım İskelesi'nde
yüzmeye gittik...
Beton bloklar üzerinde
güneşlenirken,
bir kişinin suda çırpındığını gördüm
ve hemen denize atladım...
Boğulmak üzere olan
kişi benden yaşça büyüktü. İyi yüzme bildiğimden cesaretlendim ve
denize atladım. O kişi beton bloklardan da uzak değildi. Kurtarabilirdim. Denize atladım
o kişiye yanaştım
adam birden boğazıma yapıştı.
O suyun üstünde kalmaya çalışırken;
ben boğulmak üzereydim...
Bu durumu gören mahalleden 
ağabeyim "Macar Dursun"
denize atladı ve
o kişiye arkadan yanaşarak,
boğazımdan ellerini aldı...
O kişiyi de arkadan kavradığı gibi
kıyıya taşıdı...
Benim yaptığım
çocukluk işte...
Oysa boğulmak üzere
olan bir kişiyi kurtarmanın tekniğini bilmeyen,
kendi hayatını da tehlikeye atıyor...
Boğulmak üzere olan
kişiye mümkünse karşıdan değil,
arkasından yaklaşmaya çalışmak gerek. Zira karşıdan yaklaşma durumunda kişi o anın paniğiyle sizi tutup, durumu daha da güçleştirebilir. Arkasından yaklaşırsak, bizim onu tutmamız daha kolay olur. Ayrıca ellerini de daha rahat kontrol ederek bizi tutmasına engel olur...
Dedim ya "yüzme bilmek" yetmiyor...
Sevgili Peygamberimizin
dediği gibi, "önce tedbir, sonra tevekkül!.."

Yorumlar (0)