banner1365

banner1496

banner1499

banner1334

23.03.2020, 21:01

SALGINDAN DAHA TEHLİKELİ

Bu dünyanın çivisinin zaten çıktığı noktasında sanırım hemen hemen hepimiz hem fikiriz. Her açıdan farklı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Teknolojinin kölesi olduğumuzu anlamaya başlamıştık ama bir virüs ile bu kadar çaresiz kalacağımızı hiç kimse düşünmemişti.

Önce her zaman olduğu gibi kimse dikkate almadı. Sonra baktılar o gözlerinde çok büyüttükleri Avrupa ülkeleri, o medeniyet timsali halklar, o büyük süper güçler çaresiz ve diz çökmüş, ağızları bir karış açık kalırdı ama korkudan onu da kapattılar.

Bu virüs önce bizim ülkemizde çıksaydı ya da boş verin bizim ülkemizde çıkmasını İtalya’nın durumunda biz olsaydık bakın siz tantanaya. Bakın siz orta oyunlara, bakın siz virüsü kendine siper edip, ateş edenlere, konuşurken salyalar saçan kemiksiz dillere.

Kemiksiz dil kimde olur, yüreksiz beyinlerde. Beyinle yüreğin ne alakası var diyecek büyük ihtimal virüs sipercileri. Çünkü onlara göre bu virüs olayında anlaşılmıştır ki yüreğin bir önemi yok. İnancın bir önemi yok.

Siz dediniz diye değil, zaten hep vardı bilim.

Çünkü bilim yoksa din de yokmuş. Bilim yoksa insan yokmuş. Bilimin olduğu yerde din olamazmış. Sanki bilim ile uğraşanlar insan değilmiş gibi. Ya da herkes bilim insanı olmalıymış gibi.

Bu süreç bilimin her şeyin önünde olduğunun kanıtı olan bir süreçmiş. ( Bilimi yeni kavramışlar gibi)

İslam dini ve Müslümanlar bilimin dışında hatta bilime karşıymış gibi davranan bu tipler, sorsan da sosyaller, hümanistler, akılcılar.

Önce kutsal topraklara gidenlere gittikleri için kızdılar. Sonra oradan geldikleri için kızdılar. Sonra hacıların arasından o psikolojik baskıyı kaldıramayanların söylediklerini dillerine dolayıp, hücumlarına bayrak yaptılar.

Sonra camiler neden hala kapanmadı dediler. Her yer kapalı camilerde virüs yok mu dediler. Sonra camiler ile ilgili karar alındı. Bu sefer de insanlarla dalga geçemeye başladılar. 

İnsanlar camiye gitse CAHİL, gitmese KORKAK diye yaftaladılar.

Camilerin boş olması hoşlarına gitti, bu sefer de o zaman ezan da okunmasın demeye başladılar. Bu virüs sipercileri her zaman olduğu gibi oturduklar yerden hakaret etmeye, emirler vermeye ve her zaman ki yobazlık yapamaya devam edecekler.

Marketlere önce “bunlar” koştular. Rafları yağma yapar gibi bunlar boşalttılar. Öyle ki birçoğu evlerinde küçük çaplı bir mahalle bakkalı kurdular. Sonra klavye başında yine sakin insanı oynamaya devam ettiler.

Buldukları her toplumsal meseleyi kendilerince fırsata çevirerek ötekileştirme konusunda uzman olan bu arkadaşlarımızın geldiği bu nokta gerçekten içler acısı.

Kapanan camiye sevinen, “o zaman ezan da okunmasın” diyen, camiye gidene cahiller diyerek kin kusan, gitmeyenlere ise korkaklar diyerek baskılayan.

Böylesi bir zamanda dahi, salgın bir hastalığı ve salgın bir ölümü dahi saçma sapan düşünceleri toplumu bir birinden uzaklaştırmak için bir araç olarak kullananlar, maalesef salgından daha tehlikeli olduklarını ortaya koymaktadır.

Ne mutlu zor zamanlarda bir olanlara. Ne mutlu zor zamanlarda vicdanlarıyla var olanlara… Ne mutlu zor zamanlarda dil, din, ırk, mezhep, düşünce, ayrımı yapmayanlara… Ne mutlu zor zamanlarda akılları ve yürekleriyle var olmayı başaranlara…

Ne mutlu insana hizmet eden her şeyin ortak değer olduğunu düşünenlere…

Yorumlar (0)