banner1365

banner1496

banner1499

banner1334

27.02.2020, 09:09

Rahatsız eden gazeteciler…

Gazeteciler kamuoyu adına yaptıkları haberler ve sorularla bazı kişileri rahatsız eder, istenmeyen kişi konumuna gelir. Eğer, birilerini hoşnut eden, suya sabuna dokunmayan haberleri yapar, çanak sorular sorarsa baş tacı edilir, el üstünde tutulur.

Son günlerde görevi gereği kamuoyunun merak ettiği konuları siyasetçilere soran iki meslektaşımız aldıkları yanıt karşısında adeta azarlandı, sorduklarına  pişman edildi. O siyasetçiler hoşlanmadıkları sorulara yanıt vereceğine “en iyi savunma saldırı” misali gazetecileri suçladı.

Devleti yöneten en üst düzeydeki görevliden en alttaki siyasetçiye soru sormak, yanıtını öğrenmek kamuoyu adına gazetecinin görevi ve hakkıdır. Kamuoyu aydınlatma görevini üstlenen gazetecilerin soru hakkını engellemek veya öfke ile yanıt vermek hiçbir siyasetçiye uygun düşmez.

Elbette, ülkeyi yönetenler iç ve dış gelişmeler hakkında en çok bilgiye sahip olanlardır. Onların yapacağı açıklamalar ve sorulara vereceği yanıtlar kamuoyunun bilgilendirilmesini sağlayacak, kafalarda oluşan kaygıları giderecektir. Gazeteci, keyfiyetten değil kamuoyunun merakını gidermek için o soruları kendilerine yöneltmektedir.

İster iktidarda, ister muhalefette olsun. Siyasetçiler, gazetecilerin gerçekleri ortaya çıkaracak soruları sormalarını rahatsız olsalar da kabul etmek zorundalar. Kendilerinden eminseler ve yaptıkları işlerden gocunmuyorlarsa  hoşlanmadıkları soruları zaten rahatlıkla yanıtlar, kaçınmaz, basın emekçilerini azarlamaz. Gazetecinin görevi, toplumun bilgilendirilmesi adına bilinmeyenleri, saklananları birilerini rahatsız etse bile soruları ile ortaya çıkarmaktır.

Demokraside yasama, yürütme ve yargılamanın ardından basın dördüncü kuvvettir. Her dört kurum aksaksız görevini yerine getirdiği sürece o ülkenin demokrasi çıtası tırmanacak, hak ve özgürlükler daha genişleyecektir. Eğer, ülke birliğine ve çıkarlarına zarar verecek olanların dışında kalan haber ve sorulara kısıtlama getirilirse kuşkusuz demokrasi zedelenir. Onun için siyasetçiler, ülkeyi ve kentleri yönetenler, sivil toplum kuruluşu yöneticileri topluma ve gazeteciye karşı şeffaf olmalı merak edilenlere doyurucu yanıt vermekten kaçınmamalı. Hele hele basın emekçilerini azarlamaktan uzak durmalı.

Gazetecilik, zor olduğu kadar çileli mesleklerin başında gelir. Tutku ve özveri ile görevini yapan gazetecilerin mesai kavramı yoktur. Haber peşinde saatlerce koşar, sabahtan akşama dek haber nöbetinde bekler. Aldıkları ücret öyle at ile deve değildir. Çoğu asgari ücrete, karın tokluğuna çalışır. Kanlarına giren gazetecilik  virüsü onları bu mesleğin ayrılmaz parçası yapar. Ulusal medyada çalışanların çoğu yıllarca kadro için didinip uğraşır, haberleri ile kendilerini kanıtlamaya çalışır. Sendikal haklardan yoksun, patronun dudağından çıkacak zamla yetinmeye çalışır.

Bu kadar güç koşullar altında kamuoyu görevi üstlenen gazetecilerin haberlerinden, yazdıklarından ve sorularından ötürü “vur abalıya” misali azarlanmaları, rencide edilmeleri hiç şık değil.

Yorumlar (0)