Paketli gıdalarda içerik listesi genellikle ürünün içinde en fazla bulunan bileşenden en aza doğru sıralanıyor. Bu nedenle listenin ilk sıralarında yer alan maddeler, ürünün genel yapısı hakkında önemli ipuçları veriyor. Örneğin şeker veya şeker şurubunun ilk sıralarda yer alması, ürünün şeker içeriğinin yüksek olabileceğine işaret ediyor. Besin değerleri tablosunun ise 100 gram veya 100 mililitre üzerinden karşılaştırılması öneriliyor.
GLİKOZ ŞURUBU, FRUKTOZ VE DEKSTROZ NEDİR?
Paketli ürünlerde şeker farklı isimlerle yer alabiliyor.
Glikoz şurubu, genellikle nişastadan elde edilen ve tatlandırma ya da kıvam verme amacıyla kullanılan bir bileşen.
Fruktoz, meyvelerde doğal olarak bulunan ancak bazı ürünlerde tatlandırıcı olarak da kullanılan bir şeker türü.
Dekstroz ise glikozun bir başka adı olarak biliniyor.
Sakkaroz, invert şeker şurubu, bal ve meyve suyu konsantresi de ürünlerde tatlılık sağlayan bileşenler arasında bulunuyor.
Bu ifadelerin tek başına bir ürünü zararlı hale getirmediği, esas olarak toplam şeker miktarı ve tüketim sıklığının değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
MALTODEKSTRİN NE ANLAMA GELİYOR?
Maltodekstrin, genellikle nişastadan elde edilen bir karbonhidrat. Gıdalarda kıvam, hacim veya bileşenlerin daha iyi karışmasını sağlamak amacıyla kullanılabiliyor. Maltodekstrin içeren bir ürünün otomatik olarak sağlıksız kabul edilmemesi gerektiği belirtilirken, bu maddenin hızlı sindirilebilmesi nedeniyle özellikle kan şekeri kontrolü gereken kişilerin toplam karbonhidrat miktarına dikkat etmesi öneriliyor.
E KODLU KATKI MADDELERİNİN HEPSİ ZARARLI MI?
Paketli gıdalardaki E kodları, gıda katkı maddelerinin tanımlanmasını sağlıyor. Bu kodlar tek başına ürünün zararlı olduğu anlamına gelmiyor.
Etiketlerde sık karşılaşılan bazı katkılar şöyle:
E300: Askorbik asit, yani C vitamini
E330: Sitrik asit
E202: Potasyum sorbat
E415: Ksantan gam
E322: Lesitinler
Bu maddeler koruyucu, antioksidan, emülgatör, kıvam artırıcı veya asitlik düzenleyici olarak kullanılabiliyor.
EMÜLGATÖR VE KORUYUCULAR NE İŞE YARIYOR?
Emülgatörler, normal şartlarda birbirine karışmayan su ve yağ gibi bileşenlerin bir arada kalmasına yardımcı oluyor. Koruyucular, gıdanın bozulmasına yol açabilecek mikroorganizmaların gelişimini kontrol etmek amacıyla kullanılıyor. Kıvam artırıcılar ürünün yoğunluğunu ve dokusunu düzenlerken, stabilizörler ürün yapısının korunmasına katkı sağlıyor.
ŞEKER, TUZ VE DOYMUŞ YAĞA DİKKAT
Paketli ürünleri karşılaştırırken yalnızca katkı maddelerine değil, besin değerleri tablosuna da bakılması gerekiyor. Özellikle şeker, tuz ve doymuş yağ miktarlarının kontrol edilmesi öneriliyor. Benzer ürünler arasında karşılaştırma yaparken daha düşük şeker ve tuz içeren, lif ve protein değeri daha yüksek seçenekler tercih edilebiliyor.
“ŞEKERSİZ” VE “İLAVE ŞEKER İÇERMEZ” AYNI ŞEY DEĞİL
“Şekersiz” ifadesi, ürünün şeker miktarının mevzuatta belirtilen düşük seviyelerde olduğunu gösterirken, “ilave şeker içermez” ifadesi üretim sırasında ayrıca şeker eklenmediği anlamına geliyor. Ancak ilave şeker içermeyen bir ürün, süt veya meyve gibi doğal kaynaklardan gelen şekeri yine de içerebiliyor. “Light” ifadesi ise ürünün belirli bir besin öğesi veya enerji değerinin azaltıldığını gösterebiliyor. Bu ifade, ürünün her açıdan sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor.
ALERJEN BİLGİLERİ MUTLAKA KONTROL EDİLMELİ
Süt, yumurta, gluten içeren tahıllar, yer fıstığı, sert kabuklu yemişler, soya, balık, susam ve hardal gibi maddeler bazı kişilerde ciddi alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle özellikle alerjisi bulunan kişilerin her alışverişte ürün içeriğini yeniden kontrol etmesi gerekiyor.
STT İLE TETT AYNI DEĞİL
Son tüketim tarihi (STT), özellikle kolay bozulan gıdaların güvenliği açısından önem taşıyor ve bu tarihi geçen ürünlerin tüketilmemesi gerekiyor. Tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) ise ürünün uygun koşullarda kalite özelliklerini ne kadar süre koruyacağını gösteriyor.
PAKETLİ GIDA ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Tüketicilerin ürün seçerken içindekiler listesini, besin değerlerini, porsiyon miktarını, alerjen uyarılarını, saklama koşullarını ve tarih bilgilerini birlikte değerlendirmesi öneriliyor. Uzmanlar, her E kodunu zararlı, her “doğal” ibareli ürünü sağlıklı ya da uzun içerik listesine sahip her ürünü kötü kabul etmenin doğru olmadığını vurguluyor.








