banner1313

banner1300

banner1334

banner1337

28.07.2019, 09:40

ÖZLEYİŞ...

GÜL TURAN’DAN  DENEMELER                                           28.Temmuz.2019

Ne ayağım yalınayaktı ne de başım kabak. Üstelik Papa ile de görüşmeye gitmiyordum.
Şarlken gibi...
Ama imparatorun yolculuğundan daha da azimli ve zahmetli idi benimkisi.
Üstelik hasrete karışmış yaşlar vardı gözlerimde.
Tam kırk derece sıcaklıkta dört araç değiştirerek 250 km. yol teptim.
Ormanın, yeşilin ortasından geçtim. Kah yanık ülke ormanlarından içim acıyarak
kah denizlere öykünerek.
Muğla yolu ateşten bir gömlekti sanki.
Sakar geçidinden vurdum mu aşağıya, Gökova Körfezi karşıma çıkıverdi apansız.
Uçsuz bucaksız Gökova... Bakir Gökova...Talihsiz bir gelin gibi onun bunun elinde peşkeş çekilmek istenen Gökova... Yemyeşil Gökova, masmavi Gökova.
Ne şiirler yazar ne türküler yakardım  bıraksalardı oracığa beni.
Bekleyenim vardı, hasretim vardı, yüreğimin köşesinde...
Heyecanla, sabırsızlıkla debelenip duruyordum.
Bindiğim minibüs kah tökezleyerek kah bir veremli gibi öksürerek yorgun bir kaplumbağa gibi sonunda beni Ortaca'ya getirebildi.
Sabah 10.00'da düştüğüm yola 15.30'da nokta koymuştum.
Sıcak ve güneş beynimi adeta yakarcasına kavuruyordu üstüne üstlük. Beni hasretime yolculuk yaptıracak kadını bekliyordum. Sonra o geldi. Yine birkaç yanık ülkeden daha geçerek hedefe vardım.
Ben nefesimi tuttum ama onlar avaz avaz bağırıyorlardı.
Herkesin farklı herkesin acıklı bir öyküsü vardı. Hepsinin kaderi aynı idi sonuçta.
Onları görmüştüm. Hepsi sıcaktan bir su birikintisinin kıyısına demir atmışlardı.
Hiç uyandırmadan bakmalıydım yüzlerine, dokunmalıydım tenlerine usulca.
                                     **                       **
Bodrum dönüşü artık bahçeli bir evim kalmadığından onları Türkan Dağdelen'e bırakmıştım.
Öncesinde ise, 2012 yılının karlı ve buzlu bir gününde hep birlikte ayrılmıştık Samsun'dan.
Aradan yedi yıl geçmiş, onlar da yaşlanmıştı benimle beraber.
Beni ilk gördüklerinde önce bir şaşkınlık, duraksama ve sonra kulaklar kalktı.
Prens dedim... Bıdık dedim... Fare dedim...
Ben dedim onlar demedi. Ben söyledim. Onlar sustu!
Şöyle bir umarsızca bakıp kafalarını çevirdiler.  Gözlerim, gözlerinde kayboldu.
Prens zaten gitmişti uzaklara. Mahcuptum ürkektim utanıyordum üstelik çok.
Gözyaşlarım bir bir aktı. Yüzüme bakmadılar.
Unutmaları imkansızdı. Daha da kötüsü küsmüşlerdi.
Elbette gözyaşlarım hükümsüzdü... Onları orada bırakıp geldiğim için.
Ancak bahçeli evim yoktu ki artık.
Her yer betona teslim olmuştu. Samsun'da. Ben dahi bahçemi feda etmiştim dünya malına tamah edip de... Elbette suçluydum.
Hepsi elime doğmuş bir sokak köpeğinin yavruları idi. 2006 yılında doğan Fare ve Prens kardeştiler. Biri sarı çirkin. Diğeri beyazlı ,siyahlı  yakışıklı Prens..
Bıdık ise, Samsun Veterinerlik Fakültesi'ne terk edilmiş, köylüler tarafından vurulan bir Rus finosu idi.
Göğsüne saplanmış saçmaları bir bir çıkarmıştı hocalar. Ancak yüreğine saplanan korkuyu kürete edememişlerdi.
Tam iki yıl kulübesinden çıkmadı, çıkamadı korkudan.
Her gün onu zorla çekip yürüyüş yaptırır, küçük kafasını göğsüme yaslayarak severdim.
Sonrasında o tekrar hayata dönmeye karar verdi
Bir tek prenses ile dönebilmiştim Samsun'a. Çünkü o üç bacaklı idi.
Küçücüktü yardıma muhtaçtı. Zaten topalları, körleri ve fakirleri kimse sevmezdi ki!?
O gece gözümü kırpmadım. Onlara sarıldıkça kafalarını öne eğdiler.
İlk kez böyle bir şey görüyordum. Prens böbrek yetmezliğinden gitmişti uzaklara.
14 yılı bırakarak ardında Rita'ya varmak.
Çok üzgündüm. En akıllı ve uysal köpeğimdi. Tarifsiz üzgünüm.
Şu satırları yazdığım anda, onlar yoldalar geliyorlar.
Geldiklerinde bir kez daha küsebilirler.
Ne uçsuz, bucaksız  tarlalar ne de bahçe ne de güzelim ağaçlar var artık.
Ne de yatıp yuvarladıkları çimler, gül ibrişim ağacının altı.
Su kuyusunun üstündeki sarmaşık, mavi ortancalar, beyaz zambaklar ve çiçekler.
Ne de rüzgarda kendi kendine salınan hamak...
Artık hiçbir şey yok...
Anlamsızca bağrışıp, kavga eden çocuklardan başka...
SOKAK HAYVANLARI İÇİN BİR KAP SU
BİR KAP YEMEK
BİR KALP SEVGİ..

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!