Oruç ve önemi - 1

Oruç, İslam dininin beş şartından birisidir. Hz. Adem (as)’dan Peygamberimiz (sav)’e kadar gelip geçen bütün Peygamberlere oruç farz kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler, oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, belki (kötülüklerden) korunursunuz.” (Bakara, 183) ayeti ile oruç hicretin 2. yılında Müslümanlara farz kılınmış olup diğer ibadetler gibi onun da fert ve toplumu kötülüklerden koruyan vasfına vurgu yapılmıştır.

İslam’ın ilk yıllarında her ay üç gün oruç tutulurdu.Peygamberimizin hadislerinden anlaşıldığına göre Hz. Nuh (as)’dan Peygamberimize kadar gelip geçen bütün peygamberler ve ümmetleri her ay üç gün oruç tutmuşlardır. Ancak, yukarıda zikredilen ayetle Yüce Allah son olarak Ramazan ayının tamamında oruç tutmayı farz kılmıştır. Yine Peygamberimizden nakledilen rivayetlere göre Hristiyanların da yılda bir ay oruç tutmaları kendilerine farz kılınmıştır. Ancak, bir takım sosyal ve psikolojik nedenlerle Hıristiyan toplumu Yüce Allah’ın farz kıldığı bu oruca zaman zaman ilaveler yapmış, onu 50 güne kadar çıkarmışlardır. Tevrat’ta ve mevcut İnciller’de orucun farz kılındığına dair ifadeler yoktur. Ancak Tevrat’ta oruç ve oruç ibadetini yerine getirenler hakkında bir takım övgüler olup, Hz Musa (as)’ın da 40 gün oruç tuttuğu rivayet edilmiştir.

İslam dininin en son ve en mükemmel bir din olma özelliği her konuda kendini acıka belli eder. Namazın güneş saatine göre ayarlanıp kılınması, dünyanın güneş etrafındaki hareketinden ötürü günün her saatinde Allah’a secde edenlerin bulunmasını sağladığı gibi, orucun kameri yıla göre ayarlanması da bu ibadetin yılın her gününde ve her mevsiminde yapılmasını sağlamaktadır. Hac ibadeti de aynı şekilde yılın her mevsimine dalmıştır. Bu durum dünyanın kuzey ve güney yarım küresinde farklı iklim ve koşullarda yaşayan insanlar arasında ibadet eşitliğini sağladığı gibi Allah’ın hiçbir zaman elini çekmediği, yardımını esirgemediği, sürekli gözetip kolladığı bir dünyanın hazırlanmasında bu üç ibadetin önemi çok büyüktür. Çünkü bu ibadetler sayesinde Allah’ın yardımı, şefkati ve merhameti celp edilmiş olup dünyanın her yerini her an kötülüklerden ve çirkinliklerden koruyan rahmet melekleri ile dolu manevi bir ortam hazırlanır. Yine bu ibadetler sayesinde yeryüzünün her yerinde kötülüklerle mücadele edecek bir topluluk bulunur. Nitekim yüce Allah “Hep birlikte Allah’ın dinine sımsıkı sarılınız, birbirinizden ayrılmayınız.  Allah’ın size verdiği nimetleri düşününüz. Bir zamanlar birbirinize düşmandınız. Allah kalplerinizi birbirine ısındırdı. Nimeti ile sizi kardeş yaptı. Cehennem çukurunun kenarında bulunuyordunuz, sizi oradan kurtardı. Belki doğru yolu görürsünüz diye Allah delillerini size böyle açıklıyor. İçinizde insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek ve kötülüklerden alıkoyacak bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtulanlardır.”(Âli İmran, 103-104)

Orucun farz kılınmasında ki hikmet ve faydalar çok açıktır. Her şeyden önce Allah’ın emrettiği hususlarda insanlar için elbette çok büyük faydalar vardır. Ancak orucun, dünyevi ve uhrevi faydalarından ziyade bütün ibadetlerde olduğu gibi bizatihi Allah emrettiği için oruç tutmak son derece önemlidir.

Prof. Dr. İsa Doğan

YORUM EKLE

banner849

banner826