banner1365

banner1469

banner1345

banner1468

banner1397
27.10.2019, 08:42

Ölümü unutma!..

Gazabıyla 
masumları
ezenler; kendilerini
ölümsüz sanıyor....
Herkes yaptığının
hesabını verecek!..
Eskiler,
deneyimleri sonucunda
"Alma mazlumun ahını,
çıkar aheste aheste"
diye 
boşuna mı demişti?..
Çünkü onlar,
akıbetleri görmüştü...
Yalan, dolan, iftira ve kumpasla
Allah'ın yarattığı en değerli varlık olan
insana
eziyet etmenin
iki cihanda da
cezası var...
Anlayana sivrisinek saz,
anlamayana 
davul zurna az!.. 
"Ölümü unutma"
 adlı öykümü,
onurlu hayat 
mücadelesi
verenlere
ithaf ediyorum...


*                           *                          *

Muhtar Şehmuz,
kendinden emin adımlarla
köy meydanına doğru
yürürken,
yandaşları
sanki büyük bir devlet adamını
koruyor gibi arkasından geliyordu... 
O sırada, bir ses duyuldu:
"Ölümü unutmaaaaaa"
Bu ses, Veli Celal'den başkasının değildi. Anası Gülşen Hanımla
"Devlet Çeşmesi"nin
başındaydı. Anası güğümlere
su dolduruyordu.

Muhtar Şehmuz, "Ne diyor lan bu deli"
diye sordu. Yalakası Şevket
hemen atıldı: "Bize demiyor ağam"

Veli Celal'e köyde "deli" diyorlardı ama anası
Gülşen, buna inanmadığından
Celal'e "Veli" lakabı takmıştı.

Veli Celal, güğümleri
taşırken, 
kimi zaman boş kimi zaman da
yarım getiriyordu.
Annesi, Veli Celal'in
suyu dökmesine sinirlendiğinde,
o da "Toprağın da suya ihtiyacı var" cevabını veriyordu.
Bu cevap karşısında
annesi Gülşen, tebessüm etmekten başka
bir tepki vermiyordu. Hatta, oğluna hak da veriyordu.

O gün köye ilçenin kaymakamı gelecekti. Jandarmalar, heyetten önce 
köydeydi. İlçeyle köy arasına yeni bir yol yapılması planlanıyordu.
Muhtar Şehmuz, meydanı balonlar ve bayraklarla süslemişti. Davul zurna çalınıyordu. Yalaka Şevket, "Kaymakam geliyor" diye bağırınca, muhtar Şehmuz, karşılamak için öne çıktı.

Köy meydanında kalabalık yoktu. Nedeni ise, "Yolun geçeceği güzergahı
muhtarın kendi arazisine göre ayarladığı"
söylentisiydi.
Muhtar Şehmuz, kendi arazilerinin olduğu yönden yolu geçirerek; hem büyük miktarda devletten istimlak parası alacak hem de arazileri değerlenecekti. Kendilerine haksızlık yapıldığını öne süren köylüler, 
meydana gelmeyerek bir anlamda muhtarı protesto etmişlerdi. Kocasını genç yaşta bir trafik kazasında kaybeden Gülşen Hanım da o protestocular
arasındaydı.

Kaymakam Ali Beye, büyük bir nezaketle "Hoş geldiniz" dedi muhtar Şehmuz. Misafirleri "Uzun yoldan geldiniz acıkmışsınızdır" diyerek, meydandaki muhtarlığın önünde kurulan
sofraya davet etti. Yemekte, kuzu tandır, pilav, ayran ve baklava vardı. Misafirler 2 saatlik bir yoldan gelmişti. Haliyle acıkmışlardı. Kaymakam Ali Bey, ilk lokmayı ağzına atarken, Veli Celal ortaya çıktı, "Ölümü unutmaaaaa"
diye bağırdı. Kaymakam Ali Bey şaşırmıştı. Muhtar Şehmuz, hemen ortaya atıldı "Delinin teki Kaymakam Bey" dedi. Veli Celal sofraya yanaştı ve Kaymakam Beyle göz göze geldi ve birkaç defa daha "Ölümü unutmaaaa " diye bağırdı.
Kaymakam Ali Bey, tecrübeli bir devlet adamıydı. Aslında valilik görevi yapacak biriydi ama 
şans işte. Kaymakam Ali Bey, içinden "Bir gariplik var bu işte" dedi. Birkaç lokma daha atıştırdıktan sonra masadan kalktı. "Muhtar, işimiz çok. Şu güzergaha bir bakalım" dedi. Hep birlikte kalktılar. Masada, bir köyü doyuracak kadar yiyecek içecek kalmıştı. 

Kaymakam Ali Bey, muhtar Şehmuz'u otomobiline aldı. Muhtarla konuşmaya dalmışken,
araç birkaç yüz metre sonra durdu. Şoförüne "Ne oldu?" diye sordu. "Efendim yine o adam" dedi. Veli Celal, makam aracının önünde "Ölümü unutmaaaa" diye bağırıyordu. Kaymakam Ali Bey, aracından indi. O sırada Gülşen Hanım, oğlunu gördü. Koşarak yanlarına gitti. Kaymakam Ali Beyden özür diledi. Kaymakam çok sakindi ama muhtar Şehmuz, dellenmişti sanki. İşine takoz konulacağını hissetmişti. Veli Celal ile anasına seslendi: "Kadın kadın al delini de evine git. Yoksa karışmam" Kaymakam Ali Bey, "Otur oturduğun yerde" diyerek muhtarı azarladı. Ali Bey, "Gel kızım şöyle bir yürüyelim" diyerek, Gülşen'i yanına aldı. Gülşen'e sorular sordu. Kaymakam Ali Bey, babacan adamdı. Onun bu sıcaklığı Gülşen'i etkilemişti.  Kaymakama güveniyordu o yüzden de muhtar Şehmuz'un üçkağıtçılıklarını bir çırpıda anlattı. Kaymakam Ali Bey, şaşkınlık içindeydi. "Hiç merak etmeyin" diyerek onlardan ayrıldı, aracına bindi. Şoförüne, "İlçeye dönüyoruz" dedi. Muhtar Şehmuz, bir terslik olduğunu anlamıştı ama Kaymakam Beye sormaya cesaret edemedi. Merak içindeydi. "O delinin anası ne anlattı acaba" diye
içi içini yiyordu. Kaymakam Ali Bey, muhtarı köy meydanında bıraktı sonra da muhtara seslendi: "O çocukla annesine bir şey olursa başın derde girer" 

Muhtar Şehmuz, kaymakam ayrıldıktan sonra, endişe içine düştü. Yardakçılarından Memiş'in karısını
Gülşen'e gönderdi, "Ağzını yokla bakalım" dedi. Gülşen Hanım,
köyde kimin ne olduğunu biliyordu. Hiç renk vermedi. Veli Celal'in durumunu konuştuklarını söyledi. Memiş'in karısı Hatice, çok kurnaz bir kadındı ama ne  yaptıysa Gülşen'i konuşturamadı. Durumu muhtara yetiştirmekten başka bir şeyi yoktu ve evden hızla çıktı. Gülşen, Hatice'nin arkasından baktı. Hatice evden hızla çıktı.
Doğru muhtarlığa gitti ve muhtarı rahatlatan sözleri söyledi. "Kaymakam o deli oğlanı sormuş" dedi.
Şehmuz biraz olsun rahatlamıştı ama içinde yine de kuşku vardı...


Aradan iki gün geçmşti. Köye jandarma ekibiyle birlikte bir heyet geldi. Heyette müfettişler vardı. O heyettekiler, eski muhtar Hasan'dan başlayıp, neredeyse bütün köylüyü dinledi. Anlatılanlar da kayıt altına alındı. Belgeler de vardı. Akşamüzerine doğru heyet köyden ayrıldı. Muhtar Şehmuz, ortalıkta yoktu. İlçeye gitmişti. İktidar partisinin ilçe başkanı Kerim'den yardım istedi. "Ali Bey ters bir adam. Yanlışın varsa karışmam" deyince, muhtar Şehmuz, avanesiyle birlikte soluğu şehirde aldı. 

Bir hafta sonra muhtarın görevinden alındığı ve hakkında
Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu
öğrenildi. Muhtar Şehmuz için iddia edilen suçlar ağırdı. Adam öldürmeye teşebbüs, yaralama, ırza geçme, gasp ve evrakta sahtecilikten yargılanacaktı. Muhtar Şehmuz, tutuksuz yargılanacaktı. Köye bir daha da dönmedi.

Köyde sevinç vardı. Yüzler gülüyordu. Geçmişte muhtar Şehmuz'a yalakalık yapanlar bile 
onun arkasından atıp tutuyordu. Güya, korkudan böyle davranmışlardı. Meydana doğru yürüyen kalabalık  topluluk
Veli Celal'i omuzlarına almış geliyordu. "Köyü kurtaran Veli Celal" diye bağırıyorlardı.  Anası da duygulanmıştı. Oğluyla deli diye dalga geçenlere
"Demedim mi oğlum fazla akıldan böyle oldu" dedi, gururlanarak. Gözündeki yaşlar sevinçtendi.
O sırada Veli Celal yeniden seslendi: "Ölümü unutmaaaaa, devleti de unutmaaaaa"

*                                    *                              *

Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...

Yorumlar (0)
banner1381
12°
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 22 Kasım 2019
İmsak 05:55
Güneş 07:24
Öğle 12:26
İkindi 14:55
Akşam 17:17
Yatsı 18:42