İslam’ın temel gayelerinden biri, insanın hem maddi hem manevi varlığını güvence altına almaktır. Bu gayeler arasında “nefsin korunması” ve “neslin korunması” önemli bir yer tutar. Nefsin korunması, insanın canının, sağlığının, onurunun ve ruh dünyasının muhafaza edilmesini ifade eder. Neslin korunması ise aile kurumunun güçlendirilmesi, sağlıklı bireylerin yetişmesi ve toplumun ahlaki yapısının devam ettirilmesidir. Bu iki ilke, hem bireyin huzuru hem de toplumun selameti için vazgeçilmezdir.
Nefsin korunması, öncelikle insan hayatının kutsal kabul edilmesiyle başlar. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de: “Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” (Mâide, 5/32) buyurarak insan hayatının ne kadar değerli olduğunu bildirir. Bu anlayış, sadece fiziksel hayatın korunmasını değil, insanın ruh sağlığının, haysiyetinin ve haklarının korunmasını da kapsar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de Veda Hutbesi’nde, “Canlarınız, mallarınız ve namuslarınız birbirinize haramdır.” buyurarak müminin hem kendi nefsine hem de başkalarının haklarına zarar vermemesi gerektiğini vurgulamıştır.
Neslin korunması ise sağlam bir aile yapısıyla mümkündür.Aile, toplumun temel taşıdır. Evlilik kurumuna verilen değer, çocukların sevgi ve güven ortamında yetişmesi, anne-babanın sorumluluk bilinciyle hareket etmesi neslin korunmasının en önemli unsurlarıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.” (Buhârî, Ahkâm, 1) buyurarak aile bireylerinin birbirine karşı sorumluluğunu hatırlatmıştır.
Günümüzde hızla değişen hayat şartları, teknoloji ve sosyal medya gibi etkenler hem nefsi hem de nesli koruma konusunda yeni imtihanlar ortaya çıkarmaktadır. Bu sebeple mümin, her zaman ölçülü ve bilinçli olmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Güçlü mümin, zayıf müminden daha hayırlı ve Allah’a daha sevimlidir.” (Müslim, Kader, 34) buyurarak hem beden hem ruh sağlığını korumanın önemine işaret etmiştir.
Sonuç olarak, nefsin ve neslin korunması, sadece bireysel bir görev değil, toplumsal bir sorumluluktur. Canı, aklı, onuru ve aileyi koruyan bir anlayış, huzurlu bir toplumun temelini oluşturur. Her birimiz, kendi nefsimizi terbiye ederek, ailemizi koruyarak ve toplumun iyiliği için gayret göstererek bu sorumluluğu yerine getirebiliriz. Unutmayalım ki sağlıklı bireyler ve sağlam aileler, güçlü bir toplumun en büyük güvencesidir.
Ayşe OKUDAN YÜNDEN
Uzman Vaiz