Kamuoyunda, Samsun Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nce, eski başkan merhum Mustafa Demir'in adının Atakum'daki Şehir Kütüphanesi'ne verilecek olmasına yönelik yoğun bir tartışma var...
Kimileri belediye meclisinin değil, halk oylamasıyla ismin verilmesi gerektiğini iddia ederken, kimileri de Samsun'a geçmişte hizmet etmiş birçok önemli şahsiyetin adını ortaya atıyor...
Samsun'da başkanlık dönemi boyunca tartışılan isimlerden biri olan merhum Mustafa Demir'in yanlış uygulamalarını en çok eleştiren ve bu yüzden de mahkemeye verilen gazetecilerden biriyim...
Buna rağmen doğru yaptığı işlere de "doğru" demekten geri durmadım...
Mesela, "ucube" Anakent İş Merkezi'ni yıkıp yerine başlattığı proje, şehrin birçok semtinde açtığı otoparklar, Saathane Meydanı düzenlemesi, Atakum Şehir Kütüphanesi'nin yerini düşük bir bedelle kazandırıp "Avrupa'nın en iyi kamu binası mimarisi" ödülüyle kazandırdığı yapı, kamu eliyle orta gerilim seviyesinde kurulan Türkiye'nin en büyük güneş enerji santrali projesi, 70 milyon 50 bin liraya alınan eski Makromarket arazisinin 805 milyon liraya satılmasıyla ortaya çıkardığı büyük kaynak gibi...
Hem milletvekilliği hem bakanlık hem de büyükşehir belediye başkanlığı yapan Mustafa Demir'in adının "Şehir Kütüphanesi"ne verilmesini bu anlamda bir "vefa" olarak görüyorum...
Aynı zamanda hakkaniyetli tavrıyla Samsunluların "Abi" diye hitap ettiği ve andığı eski Büyükşehir Belediye Başkanı rahmetli Muzaffer Önder'in adının da yaşatılması şehrin vefasıdır...
Bu arada, bu şehre hizmet etmiş insanların Hakk'a yürümesini beklemeden de yaşarken adlarının cadde, bulvar ya da şehrin simgesi tesislerde yaşatılması anlamlıdır, diye düşünüyorum...
Mesela, Samsun'da 4 dönem belediye başkanlığı yapan Kemal Vehbi Gül ve 19 yıl gibi uzun süre başkanlık görevinde bulunan AK Parti MKYK Üyesi Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz gibi...
Kemal Vehbi Gül, başkanlık yaptığı dönemde 15 bin kişiyle bire bir görüşerek, kamu kaynaklarıyla çözülemeyecek sorunları aşıp Samsun'a ulaşımda rahat bir nefes aldıran 100. Yıl Bulvarı'nı açmayı başarmıştı...
Varlıklı aileler ve bölgede kampları bulunan kamu kurumlarının karşı çıkmasına rağmen Adnan Menderes Bulvarı'nın büyük bir bölümünü de hizmete açan Kemal Vehbi Gül'dü...
O bulvar olmasaydı, Atakum bugün böylesine bir cazibe merkezine dönüşür müydü?...
O dönemlerde Kemal Vehbi Gül, uygulamaları ve projelerinin yanı sıra belediyecilik konusunda yazdığı cilt cilt kitaplarla Türkiye gündemindeki bir isimdi...
Kim diyebilir ki "Hizmeti yok" diye?...
Yusuf Ziya Yılmaz'ın bu şehre kazandırdıklarını sayarken eksiklerim olabilir ama ilk aklıma gelenleri sıralamak istiyorum...
Batı ve doğu dolgu sahalarına kazandırdığı çevre düzenlemeleri, liman alanındaki çirkinlikten ortaya çıkardığı sahil yolu, gecekonduları andıran balıkçı barınakları, Rus pazarı, kamyon garajı ve gıda borsasının kaldırılması, yeni balık hali ve gıda borsası siteleri, hafif raylı sistem ile buradan çıkan hafriyatla golf sahası ve tesisler yaptırdığı dolgu alanı, Atakum Kültür ve Sanat Merkezi, Tütün İskelesi ile Atatürk ve silah arkadaşlarının balmumu heykelleri, Atatürk'e tahsis edilen aracın replikası, Bandırma Vapuru'nun korunması ve işletilmesi, Samsun'dan Havza'ya uzanan Kurtuluş Yolu, her 19 Mayıs'ta Cumhuriyet Meydanı'nda Atatürk'ün doğum günü etkinliklerinin yapılması, Havza'daki Atatürk Evi'nin restorasyonu, Samsun Kent Müzesi, Cerrahi Aletler ve Sağlık Müzesi, Amisos Tepesi'ne uzanan teleferik, Akdağ turistik tesisleri, Sevgi Kafe ve yapay göl, Anakent Otel hizmetleri, balık satış pazarı ve restoranı, AVM gibi Yabancılar Pazarı ve Türkiye'nin en büyük deltalarından biri olan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi adaylık sürecine dahil edilmesi, plajların mavi bayraklı olarak tescillenmesi ve Adnan Menderes Bulvarı'nın 19 Mayıs ilçesine kadar uzatan bir güzergâhın zorluklara rağmen gerçekleştirilmesi...
Samsun'a 100. Yıl Bulvarı'ndan sonra ikinci büyük bulvarını açan ve bu sayede üst kısımdaki mahallelere hem gelişim kazandıran hem de şehir trafiğini rahatlatan, kırsal kesimlerdeki mahallelerin yollarının betonlanmasını başlatan, Hastanebaşı'nda ilk kentsel dönüşüme öncülük eden, parke taş fabrikası kurarak belediye ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayan ve çöp istasyonundan elektrik üretilmesini gerçekleştiren de Yusuf Ziya Yılmaz'dı...
Canik ilçesinde Roman vatandaşları derme çatma yapılardan kurtarıp 200 Evler'de çağdaş bir yaşama kavuşturan da o yıllarda yine Yusuf Ziya Yılmaz'dan başkası değildi...
İlk aklıma gelenleri yazdım...
Yılmaz'ın yanlış uygulamaları yok muydu?...
Elbette vardı...
Vaktinde yazdık da...
Uzatmayalım!...
Samsun'a hizmet edenleri unutmak vefasızlıktır...
Geçmişte siyasiler arasında da bu şehre hizmet edenler vardı...
Hatta memleketin dertleriyle dertlenmiş, yardımseverlikleriyle kalplere girmiş iş insanları, oda ve STK başkanlarını da unutmak olmaz!..
"Cam Göbeği" ve "Menekşe" yerine bu insanların isimleri geçmişte ikamet ettikleri sokak ve caddelere verilerek yaşatılsa kim karşı çıkar?...
Ve tabii ki bu şehrin talihini değiştirecek büyük hizmetleri 3 yıl gibi kısa sürede uyumlu, kararlı, planlı ve sabırlı çalışmalara öncülük ederek kazandıran, Samsun'u "Kuzeyin üretim merkezi" yapmak için gecesine gündüzüne katan, nerede bir sıkıntı varsa çözmek için didinen, bu çalışkanlığı ile de halkın gönlünde farklı bir yer edinen TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı AK Parti Samsun Milletvekili Dr. Mehmet Muş'u da unutmamak gerekir!...
Vefa ne bir sirke markası ne de bir semt adıdır...
Vefa; sevgi, dostluk ve bağlılıkta süreklilik, sözünde durma, ahde sadakat ve yaşanmışlıklara saygı duyma erdemidir...
Haklı ya da haksızım...
Kim ne derse desin, ben meseleye bu açıdan bakıyorum...