doğa yataks duru
 
5s dikey izosam bilgi

Necdet Uzun Yazdı: Unutmak, Vefasızlıktır!..

necdet-uzun-yazdı-unutmak-vefasızlıktır
Daha Fazla Göster

30 Ağustos Zaferi;
bir milletin
yaşlısı, genci, erkeği ve kadını ile
“Olmaz” denileni
gerçekleştirdiği
mucizenin
destansı
adıdır…
Sadece cesaret değildir
mesele; akıl ve strateji
vardır zaferin özünde…
“Cesaret” ve “Kahramanlık”
deyince,
Gazi Mustafa Kemal’e
“Yarım saat sonra”
dediği halde Çiğiltepe’yi
yarım saat gecikmeyle aldığı için
intihar eden
Albay Reşat’ı hatırlamamak
mümkün mü?..
Ya cephenin biraz gerisinde yüksekçe bir yere oturup tabancalarını dizlerine koyarak “Geri çekileni vururum”
diyen, “Deli Halit” lakaplı Albay Halit’i…

Kütahya’nın Emet İlçesi’nden Yunan ordusunu kovalayarak İzmir’e giren ilk süvari birlikleri komutanı Yüzbaşı Fahrettin’i…

Eskişehir’e bir üs kuran ve savaş boyunca derme çatma trenlerle cepheye asker, cephane, malzeme nakleden; ray döşeten; gerektiğinde ray ve vagonlardan çelik söktürüp kılıç yaptıran Albay Behiç’i…

İstanbul’dan bizzat kendisine gönderilen ve Mustafa Kemal Paşa’yı tutuklamasını emreden telgrafa rağmen, “Ben ve kolordum emrinizdedir Paşam!” diyerek,
Mustafa Kemal Paşa’nın emrine giren Orgeneral Musa Kâzım Karabekir’i…

İzmit ile Adapazarı’nı geri alıp, Sakarya Meydan Muharebesi’ne katılarak, üstün başarılar kazanan Orgeneral Kazım Fikri Özalp’i…

Birlikleri ile İzmit ve Adapazarı üzerinden Bilecik ve Eskişehir yönüne
ilerleyen İngiliz kuvvetlerine Geyve yakınlarında ateş açarak, onları durdurup geri püskürten ve Türk Kurtuluş Savaşı’nı fiilen başlatan ilk komutan olan Tuğgeneral Ali Fuat Cebesoy’u…

Bahriye Nazırlığı’ndan ayrılan ve Anadolu’daki Milli Mücadele hareketine katılan Albay Hüseyin Rauf Orbay’ı…

İstanbul’dan Anadolu’ya silah ve mühimmat kaçıran, İtalyan işgalindeki Antalya depolarında bulunan silah ve mühimmatı Kuva-yı Milliye’ye kazandıran Tuğgeneral İbrahim Refet Bele’yi…

İstanbul Hükümeti tarafından ulusal hareketin önderlerinden biri olarak rütbesi kaldırılan, nişanları geri alınan ve idamına karar verilen Mareşal Mustafa Fevzi Çakmak’ı…

Harbiye’de Askeri Taktik ve Strateji Öğretmenliği yapması nedeniyle başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Kurtuluş Savaşı’ndaki üst düzey komutanların büyük çoğunluğu tarafından “Hocam” diye hitap edilen, Büyük Taarruz’dan önce taarruz stratejisinin belirlenmesi için yapılan toplantılarda, tedbirli ve titiz karakteri nedeniyle, taarruz planını çok riskli ve tehlikeli bulduğundan şiddetle itiraz eden, ancak yine de verilen emirleri, biri hariç, harfiyen yerine getiren Orgeneral Yakup Şevki Subaşı’yı…

Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapan, sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı sayılan Onbaşı Halide Edip Adıvar’ı…

Ve kağnıyla cepheye silah taşıyan
Fatma Nine’yi, ıslanmasın diye battaniyesini
sardığı cephane yüzünden donarak ölen
Şerife Bacı’yı, düşmana cephe gerisinden
bir saldırı düzenleyen ve aralarında bir Yunan subayı dahil toplam 25 esir askerle geri dönen Erzurumlu Kara Fatma’yı…
Kocayayla baskınında geri çekilen silah arkadaşlarına cesaret vermek için hızla öne atılınca başından vurularak şehit olan Gördesli Makbule’yi,
Çanakkale’de ölen kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek alıp dağa çıkan ve Yörük Ali Efe’ye katılan Emir Ayşe’yi,
düzenli ordu kurulana kadar yirmi aylık bir sürede düşman kuvvetlerinin Aydın kanadından Anadolu içlerine ilerlemesini engelleyen Yörük Ali Efe’yi
Bekir Ağa Bölüğü`ne baskın düzenleyerek tutuklu bulunan
vatanseverler ile
ve aydınları kurtarıp Anadolu`ya ulaşmalarını sağlayan
Yahya Kaptan’ı, bir Fransız gemisini kaçırmayı başarınca, ona layık görülen istiklal madalyasını geri çevirerek “Ben madalya için değil milletim içim savaştım” diyen İpsiz Recep’i, kumardan hileyle kazandığı 45 bin frank ile kendi deyimiyle İzmir’deki vatan görevine başlayan İngiliz Kemal lakabıyla anılan Türk ajan Ahmet Esat Tomruk’u,
Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın gizli örgütü Karakol’un yöneticisi Naciye Faham’ı,
işkence görmesine rağmen Karakol’un adresini vermeyen Topkapılı ebe Şahende’yi,
Felah Grubu’na saraydan bilgi taşıyan V. Murat’ın kızı Fehime Sultan’ı…
İşgal protestolarında on binlere konuşan Şükufe Nihal’i,
Sebahat’i ve Saliha’yı, Darülfünunlu Saime’yi…
12 yaşında İnönü muharebelerinde savaşan Nezahat’i,
“Muhabere bana düğündür Paşam” diyen Mustafa Kemal’in askeri Sivaslı Fatma Seher’i,
Çerkes kadınları örgütleyen Hayriye Melek’i,
Alaşehir’deki zulmü, çektikleri telgraf ile dünyaya duyuran Makbule ve
Nebile’yi,
Yunan işgaline elinde silahla karşı koyan Turgutlulu Çavuş Ayşe,
Ödemişli Fatma’yı…
Köpekli Nuri Çetesi’ne katılan Aydınlı nam-ı diğer Binbaşı- Ayşe,
Yörük Ali Efe’nin 1. bölüğünün 4. mangasında nişancı olarak savaşan Emire Aliye’yi,
elinde balta ile Menderes Köprüsü’nde düşman bekleyen Arşın Teyze’yi…
Sarayköy’e gelen İngilizci Nasihat Kurulu’nun üzerine silahla yürüyen Adöv Ayşe’yi,
başındaki yırtık örtüsünü erkeklerin yüzüne atıp, “Alın bunları örtünün, verin silahları ben savaşırım” diyen Kezban’ı,
mavzeri hiç susmayan şehit eşi Senem Ayşe’yi,
düğünde takılan altınları Ankara’ya bağışlayan Kastamonulu 17 yaşındaki Hatice’yi, üç kızını Mustafa Kemal’e emanet edip Sakarya Cephesi’ne koşan ve yaralanan Ayşe Çavuş’u…
Düşmanla işbirliği yapan oğlunu vurup dağa çıkan Domaniçli Habibe’yi…
Erkek kılığında savaşan ve sonra kadın olduğu anlaşılan Halime Çavuş ve Samsun Dağköylü yiğit kadın Fatma Çavuş’u…
Soyadını İnönü meydanında
çarpışa çarpışa hak ederek alan
Mustafa İsmet’i…
Ve Alpaslan’ın
bir 26 Ağustos’ta
Anadolu’da başlattığı
vatanlaşmayı, bir başka 26 Ağustos’ta
“Bu topraklar bizimdir”
diyerek,
yeniden vatan
yaparak
emperyalistlerden
kurtaran büyük lider,
Gazi Mustafa Kemal’i
unutmak var mı?..
Tıpkı,
bu vatanın bütünlüğü ve milletin birlik ve beraberliği için
şehit düşmüş, gazi olmuş
yiğitlerimizi unutmamak
gibi…
Bu milletin
raconunuda,
unutmak vefasızlıktır!..
Bu millet
için
gazi olan, şehit düşen
bütün yiğitlerimize
dualarla
minnetlerimi sunuyorum…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 3 hafta önce

    Necdet Uzun gibi vatanına Atasına ilke ve ınkilaplarina bağlı korkusuz kalemler ve de aydın,cahil,şehirli köylü Türk insanları oldukça,zor unutturursunuz bize 1000 yılın yaşamış
    Dünyanın kabul ettiği deha Atatürkü.