doğa calven cemre
       
5s dikey akın bilgi

Necdet Uzun Yazdı: O Yalancılar, Neden Utanmıyor?..

necdet-uzun-1-temmuz
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sıkça yalan söyleyen
biri, geçenlerde herkesin gözünün içine baka baka
yine bu yola başvurunca;
yalan söyleme hastalığı “mitomani” üzerine,
uzman görüşlerini
araştırdım…
Çünkü, söylediği şeyin
yalan olduğunu
kendisi de bilen
biri,
bu davranışı
nedeniyle
utanma
duygusu
yaşamaz mı?..
Çoğu insan,
zaman zaman yalan
söyler!..
Bir araştırmaya göre,
birçok insan
ortalama
1,65 kez zararsız yalan
söylüyor…
Mesela, giyilen giysinin kendisini şişman göstermediğini söylemek, toplantıdan çıkmak için başının ağrıdığını belirtmek ve işe neden geç geldiğini açıklarken bulunan “özür”
genellikle “beyaz yalan”
tanımı içinde yer alır…
Bilimsel adı “mitomani” olan
yalan hastalığında,
durum çok farklı…
Bu kişiler,
söyledikleri
yalanın
farkında olmadığından;
kendilerini
suçlu saymazlar!..
O yüzden de
söylenen yalanlar
nedeniyle
bir “vicdan muhasebesi”
yapma gereğini
duymazlar!..
Hep bunu sorgulamıştım…
Ayaküstü kırk yalan söyleyen birinin,
karşısındakinin
bunu anladığını bildiği
halde utanmamasının nedeni,
meğerse bu hastalık!..
Bilemedik elbette…
Böylelerini
“normal” sanıp,
tepki vermek
boşuna…
Ne var ki,
bu tür hasta
insanların
önemli bir tehlikeli yanı vardır!..
Ayrıntıları unuttukları
için, aynı öyküyü başka zaman daha değişik bir biçimde anlattıkları
ortaya çıktığında;
bu yüzleşme hali,
onları
öfkelendirir!..
Hani, “yavuz hırsız, ev sahibini bastırır” misali…
Geçenlerde
yine böyle birine tanık oldum…
Milletin gözünün içine baka baka
yalan söyledi!..
İnsanların aklıyla alay edilmesine
sinirlendim sonra da kendi kendimi sakinleştirdim…
Karşımızdaki kişi,
hastaydı…
Bunlar,
inanarak
söyledikleri
yalanlarının
farkında değillerdi!..
Hatta, kendilerini
dinleyenlerin
de bu yalanlara
inandığını
sanıyorlar…
Birileri çıkıp,
“yalan” diye tepki
göstermezse,
kişi gerçekle yüzleşmediği için
davranışını sürdürmektedir!..
Elbette, bu insanların
güç aldıkları çeşitli odaklar vardır!..
Bu odaklar ortadan kalktığında,
gerçekler;
“bumerang” gibi
geri dönecektir!..
Yalan söylemenin
dini açıdan “günah”
toplumsal kültür bakımından da
“ayıp” olduğu
öğretisiyle
yetişen bir neslin
yerini,
bu değerleri yıkanlar
aldığı için
toplumsal yozlaşma
hızlanmıştır!..
Hele de toplumda
belirli makamlarda bulunan
insanların
söyledikleri yalanlar…
Bir zamanlar, verilen söz;
senet ve çekten daha değerliydi…
Çünkü, “Söz” namustu!..
Nereden, nerelere geldik?..
Gerçekle yalan,
sapla saman,
at iziyle it izi
karışınca;
başka ne olmasını bekliyorduk?..

 

 

 


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir