doğa yataks cemre
 
5s dikey akın bilgi

Necdet Uzun Yazdı: O İpliği Koparma!..

necdet-uzun-yazdı-o-ipliği-koparma
Daha Fazla Göster

“Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yarim kara topraktır”
diyen Aşık Veysel’e hak vermemek mümkün mü?..
Dostu; düşmüşse kaldır, açsa doyur, çıplaksa giydir!..
Nerede böylesine yüksek
karakterli insanlar?..
Onların oranı azaldıkça,
dosta kazık atanların sayısı artıyor…
“İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir”
felsefesiyle yaşayan
insanlara
“enayi” gözüyle bakanlar,
yanlışlarının farkına varacak…
“İlahi adalet”,
hiç akla hayale gelmeyecek
biçimde bunu hatırlatacak!..
Tıpkı, bugünkü öyküde olduğu gibi…

* * *
Genç adam, iyi bir terziydi. Bir dikiş makinesi ve
küçücük bir dükkanı vardı. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama
pek az para kazanırdı.
Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken, elektrik
sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın, onun felaketi olmuştu. Artık
ne bir işi vardı
ne de parası…
Günlerce iş aradı ama bulamadı.
Yük taşıdı,
bulaşıkçılık yaptı
yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para
kazanamadı…
Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir
bavula sığan eşyalarıyla sokakta buldu kendini.
Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki
parktan başka gidecek yeri yoktu.
Bir sabah iş arayacak dermanı kalmamıştı.
Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta
otururken, kocaman bir araba yanaştı kaldırıma. Arka kapıyı açmaya
çalışan şoförü, kızgınlıkla yana itti arabadan inen yaşlı adam, “Yalnız bırakın
beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer” diye söylendi.
Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç
adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi gördü. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyordu dikkatle. Birden siniri
geçiveren ihtiyar, “Zavallı adamcağız kimbilir nasıl üşüyordur,
ona nasıl yardım etsem acaba?” diye düşünmeye başladı. Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değildi. O, çok kalın
ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun, sahibine hiç de
yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini
düşünüyordu…
Yaşlı işadamı, terzinin yanına yaklaşıp, “Ne o evlat, bu ayazda parkta
donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim” deyince,
“Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını
düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş”
dedi. Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmıştı. Çünkü o da üzerindeki
paltoya onca para ödediği halde
kendisine bir türlü yakıştıramıyordu…
“Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?”
diye soran yaşlı adam, “Ben terziyim” yanıtını alınca “Benimle
gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın” diyerek arabaya bindirdi
bizim terziyi. Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası oldu.
Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen
iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para
verdi. Bunun karşılığında tek istediği, kendi giysilerini bu genç adamın
dikmesiydi. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla
deliler gibi çalışmaya başladı. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini
esirgemiyor,
onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler
almasını sağlıyordu…
Küçük dükkan önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok
ünlü marka için üretim yapmaya başlamıştı. Terzi artık “ünlü işadamı” diye
anılır olmuştu.
Bir gün ihtiyar adam, onu ziyarete gitti. Terzi, çok büyük bir iş
bağlantısı yapmak üzere yurtdışına gidecekti
uçağa yetişmesine
az bir zaman vardı. Biraz sohbet ettikten sonra
yaşlı adam birden fenalaştı,
kalp krizi geçiriyordu.
Hemen cankurtaran çağrıldı.
hastaneye kaldırıldı. Terzi, yaşlı adamı bırakıp,
uçağına yetişti.
Yaşlı adam, krizi atlattı
ve uzun süre hastanede yattı.
Bir yandan
da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyordu.
Fakat terzi, daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken; bir
türlü yaşlı adamı ziyarete gidememişti.
Aradan o kadar uzun bir süre geçmişti ki bu sefer de utancından yaşlı adamın
kapısını çalamaz oldu. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye
başladı…
Fabrikalarını kapatmak zorunda kaldı
elinde sadece küçücük
bir dükkan kalmıştı. Utana sıkıla yaşlı adama koştu.
Nerede hata yaptığını öğrenmek istiyordu.
Son derece kırgın olan ihtiyar, yine de onu kabul
etti
ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini
istedi.
Ve başladı anlatmaya:
“Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede
yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde
yangın çıkmış ve bu yangın, bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse
ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola
koyulmuş.
Ağaçların arasında yürürken, birinin kendisine seslendiğini
duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş.
Bülbül ona “Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle
bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye
başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın”
demiş. Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye
başlamış.
Oduncu, o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı
söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş.
Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği, bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün
yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım
isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi, bülbülü yakalamış ve yemek
üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca
parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri
başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine
sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış.
Oduncu, kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden
canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu
anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden
bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini
koparmasaydın”
Söyleyecek sözü olmayan terzi, odadan çekip gitti…

* *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 1 ay önce

    Eyvallah Üstadım!
    Vefa köprü gibidir. Yıkmayacaksın…
    Sağlık ve huzur diliyorum.